Konuk yazar Selahattin Gezer yazdı...
Bazı insanlar vardır; konuşmadan huzur verir, gül zarafetindeki ruhunun kokusuyla öğretir, varlığıyla kalbe ferahlık salar. Çünkü onların şıklığı kıyafetlerinde değil, ruhlarının temizliğindedir. İçi ütülü olanın dışı zaten derli topludur.
Asıl zarafet, insanın iç dünyasında başlar ve davranışlarına sızar. İç dünyasında mıntıka temizliği yapmış, duygularını kirden arındırıp pırıl pırıl hâle getirmiş olanlar, her karşılaşmada ruhumuzda bir tat ve hayranlık bırakırlar. Gıybet onların içine yerleşemez, nefret ruhlarında temel kuramaz. Tenkit ve kusur arama, bünyelerinde dikiş tutmaz. Onlar her an iç âlemlerini vicdan denetimine tâbi tutar, Allah'ın rızasını kazanmaya gayret ederler. Ruhu şık insanlar; tevazuları, samimi Kur'ân talebelikleriyle bize asıl şıklığın ne olduğunu canlı birer misal olarak gösterirler. Daha çok tövbe, daha çok Allah korkusu, iman hakikatlerine daha sıkı sarılmak; anlamaya çalışıp hayata tatbik etmek...
İşte asıl şıklık budur. Bu samimi gayret ve fiilî dua, başka insanlara da ruh şıklığı ilham eder, onlara ışık tutar. Ruh şıklığı, arayış içinde olanlara uzanan samimi ve güven veren bir el olur.
KİRLETİLMİŞ İNSANLAR
İnsan, dış görüntüsünün temizliğine ve kıyafetine gösterdiği özeni; davranışlarına, iç âleminin temiz ve şık olmasına da göstermelidir. Gardırobunun dolu olmasına verdiği ehemmiyeti, aklının ve kalbinin doluluğuna göstermezse; hem kendisi hem de şu kısacık hayat, kirlenmiş olarak bu dünyadan göçüp gidecektir. İç dünyanın dağınıklığını ve kirini; model arabalarla, markaların hâkim olduğu bir hayat asla temizleyemez. Sadece bedenin temizliğine ve lükse sarf edilen bir ömür, farkında olmadan gönül dünyasının kirlenmesine sebep olur. İnsan, kendini kirletirken, kendisini örnek alanları da kirletir. Öyle bir maddî ve manevî kirlenme yaşanır ki, kişi kendi kirinin içinde boğulur. Şimşek hızıyla geçen bir ömür; geride bırakılan kötü örnekler ve kirletilmiş insanlar... Oysa aynı ilgi ve aşk, iç dünyanın şıklığına verilseydi, manzara ne kadar da farklı olurdu. Evet, her ruhu şık insan, güzel bir manzaradır. Onlar bize samimiyetle birlikte pek çok hakikati hatırlatırlar. En pahalı kıyafetleri giyen, bir giydiğini ikinci kez giymeyen; midesine ve sefahatine uşak olan nice insan vardır. Vitrinlere, yeni kreasyonlara tutku ile bakar; her yeni çıkan şeye sahip olma arzusunu delicesine yaşar. Fakat ruhunun, kalbinin temizliğine emek vermez. Böylece ruhu, sahip olduğu maddî değerlerden bile daha değersiz hâle gelir.
Kıyafet ve sefahat uşağı olmak, değerlerin üzerinde tepinmeye dönüşür. Oysa insanı ve toplumu huzura kavuşturacak tek hakikat şudur: Marka ruhlar, marka kalpler ve marka vicdanlar.

RUHU ŞIK İNSANLAR
Hayat, marka ruhlularla güzelleşir; marka vicdanlarla yaşanır hâle gelir. Nerede gürültü varsa, nerede namlulardan ölüm fışkırıyorsa; orada kirli ruhlar hükümrandır. Peygamberimizden günümüze kadar İslâm, ruhu şık insanların omuzlarında taşınarak bugünlere gelmiştir. Saadet Asrı insanlarının "marka" oluşu, çağımızı bile aydınlatmaktadır. Peygamber sevgisi ve Allah'a sadık kul olma telaşı, marka ruhların oluşmasına vesile olmuş; bu ruhlar asırlar boyunca insanlığa Allah için ışık tutmuştur. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) manevî şıklığı etrafını aydınlatmış; o aydınlığın etrafında insanlar pervane olmuş, marka gönüllere dönüşmüştür. İnsan, hem ruhen hem bedenen şık olmalıdır. Elbette insan temiz olmalı, hoş görünmelidir.
Fakat bütün gayesi sadece dış görüntü olursa, ruh kirlenir, iç çürümeye başlar. Tek bir cübbesi bulunan Hz. Ömer'in, cuma günü cübbesini yıkayıp güneşte kuruturken sırtının yanmasına karşı güneşe sert bakışı ve bu hâlin Cebrail'in Hz. Peygamber'e gelişiyle irtibatlandırılması, ruh şıklığının kudretine işaret eder. Rivayetlerde anlatıldığı üzere, merhamet ve hikmetle bakan bir ruh, kâinata bile tesir eder. Evet, Hz. Ömer'in ruhundaki şıklık, güneşi bile susturacak bir derinliktir. Sadece şekle ve görüntüye köle olmak, insanın içini karanlıkta bırakır. Akla hakikat jölesi sürmeli, duygulara ütü vurmalı. Beş vakit namazla ruhu temizletmeli, ağza tövbe parfümü sıkmalı.
Bilmem kaç silindirli motor yerine, akla kâinat tefekkürü yaptırmalı. Allah, ruhumuzu, aklımızı ve duygularımızı şık eylesin. İman hakikatleri kreasyonundan yeni hakikatler keşfetmeyi, onlara sahip olmayı ve yaşamayı nasip etsin. İnşallah.

