Gece ve gündüzün ağrılar üzerinde rol oynadığına dikkat çeken Doç. Dr. Cengiz Bahadır, yaşlılarda gece ağrısının kanserin bir belirtisi olabileceğini, genç ve orta yaşlarda görülen gece ağrısının ise iltihaplı omurga romatizmasından kaynaklanabileceğini söylüyor
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Bahadır, gece ağrısı, sabah tutukluğu ve ağrı kavramı ile ilgili şu bilgileri paylaşıyor: Ağrı aslında kişinin kendi vücudundan haberdar olmasını sağlayan en önemli duyudur. Kişinin vücudunda bir şeyler ters gittiğinde, bir hastalık bir zarar oluştuğunda bu genelde kendini ağrı olarak hissettirir. Ağrı duyusu gerçekten çok önemlidir ama insanlar ağrılara hak ettiği önemi vermemekte, bazen hastalık ilerlediğinde ve hatta iş işten geçtiğinde doktora başvurabilmektedirler.
"GEÇER" DEMEYİN
Omurga ağrıları yani sırt-bel-boyun ağrıları günlük yaşamda en sık karşılaştığımız ağrılar olup aynı zamanda "nasıl olsa geçer" mantığıyla en çok ihmal edilenlerdir. Omurga ağrılarının bir kısmı mekanik ve bir dereceye kadar normal olabilir. Örneğin çok uzun süre ayakta kalmakla kişinin belinin ağrıması normaldir. Ama iki dakika ayakta kalmakla ağrının başlaması normal değildir. Mekanik ağrıların tipik özelliği istirahat halinde olmamalarıdır. Yani kişi yatakta dinlenirken ağrı hissetmez, iş yapınca, yorulunca ağrı başlar. Omurga ağrıları içinde kesinlikle önemsenmesi gereken ağrılar gece ağrılarıdır. Kişi gece yatakta ağrı hissediyor ve bu ağrı onu uykusundan uyandırıyorsa o zaman bir şeyler ters gidiyor demektir. Bu ağrı mutlaka önemsenmelidir. Gece ağrıları içinde en önemli olanlar kanser ağrılarıdır ama şükür ki nadir olup ileri yaşlarda rastlanır. Özellikle kemik ve kan kanserleri, kanserlerin kemiğe sıçradığı durumlar başlangıçta gece ağrıları olarak kendini gösterebilir. Hastalık ilerledikçe ağrılar gündüze de yayılıp devamlı hal alır.
SAKATLAYICI BİR HASTALIK
Gece ağrıları içinde daha sık rastlanan ağrılar, genellikle genç ve orta yaşlarda görülen, sabaha doğru artan ağrılardır. Eğer bu ağrıya bir de sabah tutukluğu ekleniyorsa iltihaplı omurga romatizması, yani bilinen adıyla "ankilozan spondilit" hastalığı olma şansı çok yüksek demektir. Ankilozan spondilit, genelde omurgayı bazen omurgaya ek olarak kalça ve diz gibi büyük eklemleri tutan sakatlayıcı bir hastalıktır. Yıllar içinde tüm omurga kemiklerini birbirine yapıştırıp hastayı öne doğru iki büklüm eğer.
SİNSİCE İLERLİYOR
En önemli özelliği genelde çok sinsi ilerlemesidir. Ağrılar başlangıçta çok hafiftir ve yıllar içinde yavaş yavaş artar. Omurga hareketleri giderek kısıtlanır.
Ağrı ve hareket kısıtlılığı çok yavaş ilerlediğinden kişiler bunu pek önemsemez. Öyle ki bazen hasta muayene odası kapısından içeri girerken hastalığın tanısını vücudunun şekline bakarak konulabilir. Ama kişi henüz hastalığının farkında değildir. Sırt kamburlaşması ve bel-boyun hareket kısıtılılığı iyice artıp hastalığın son dönemlerine yaklaşıldığında bile tanı konan hastalar vardır. Bu sinsi ilerleme yüzünden ilk ağrı şikayetlerinin başlamasından sonra ortalama tanı konma süresi 5 yılı bulmaktadır.
SABAH TUTUKLUĞU VARSA
Bu nedenle "ankilozan spondilit" hastalığının en önemli ve erken bulgusu olan gece omurga ağrısı olanlar, bu ağrıyla beraber sabah tutukluğu şikayeti de olan hastalar çok geç olmadan doktora başvurmalıdır. Bu hastalıkta sabah tutukluğu, hastanın yataktan kalktığında en az 30 dakika (bazen bir iki saat olabilir) omurga hareketlerini istese de yapamaması ve omurgasının etrafında aşırı bir sertlik olmasıdır. Genelde birkaç saat içinde bazen öğlene doğru bu sertlik gider ve hasta normal hareket etmeye başlar. Ertesi sabah aynı senaryo tekrarlanır. Bu nedenle bel-sırt bölgesinde sabah tutukluğu uzun süren kişiler en kısa zamanda doktora başvurmalıdır.
İLAÇ VE EGZERSİZ
Ankilozan spondilit hastalığının tedavisinde tıp artık 15 yıl öncesinde olduğu gibi çaresiz değil. Yeni çıkan biyolojik tedaviler ile son 10 yılda hastalığın tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildi. Bu hastaların en büyük sorunu olan ve omurga hareketine izin vermeyen dirençli ağrılar artık bu ilaçlar ile kontrol altına alınabiliyor. Ankilozan spondilitte omurga hareketlerinin kısıtlanmasını önleyen en önemli tedavi ise ilaç değil egzersiz. İlaçlar ile ağrı düzeltildikten sonra hastaların düzenli egzersiz yapması ile omurganın eğilmesi engellenebilmektedir. Ama asıl problem hastalığın tanısını erken koymaktır ve omurga kemikleştikten sonra ne ilaç ne egzersiz bunu düzeltemez.
