Migren görülme sıklığı %15 gibi yüksek bir ortalamaya sahip ve dünyada 240 milyon birey migrenden etkilenmekte. Migrenin tipik özellikleri 4-72 saat sürebilen, genellikle tek taraflı, orta veya ağır şiddetli olan ve tekrarlayan şekilde görülen bir baş ağrısı olmasıdır. Mide bulantısı, ışık ve yüksek sese karşı hassasiyet oluşur. Stres, hormonal değişiklikler, yorgunluk, uyku dengesizlikleri, ilaçlar ve sigara, parfüm gibi kokulara hassasiyet, egzersiz, ışık, iklim değişiklikleri migren tetikleyiciler arasındadır. Özellikle stres %79 ile en yüksek etkileme oranına sahiptir. Migren hastalarında çevresel etkiler önemli olduğu kadar bireysel sorunlar veya kronik hastalıklar, gebelik, hipertansiyon, obezite de tetikleyici faktör olabilmekte. Başlıca kafein, alkollü içecekler, hazır tavuk suyu tabletleri gibi ürünler, çikolata migren tetikleyici etkisi göstermektedir. Tiramini yüksek içeren peynir, kırmızı şarap, turşu gibi besinler ve nitrat içeren şarküteri ürünleri de migren üzerinde etkilidir. Bireye özgü beslenme planı oluşturulması açısından atak geçirilen zamanlarda tüketilen besinlere dikkat etmek ve beslenme günlüğü tutmak önemli bir başlangıçtır. Çünkü etki gösteren besinler bireyden bireye değişiklik gösterebilir.
BUNLARA DİKKAT EDİN!
Araştırmalar obez bireylerde migrenin 5 kat daha fazla olduğunu, vücut yağ kütlesinin artması ile migren sıklığının da arttığını gösteriyor. Beden kütle indeksi azaldıkça baş ağrısı görülme oranı da azalmakta. Ayrıca migrenli bireylerin %11'inde insülin direnci vardır ve insülin direnci yüksek olanlarda migren atak sıklığı da yüksektir. Sık sık ve azar azar beslenme, ara öğün yapma ve düzenli yemek yeme kan şekeri seviyelerini düzenli tutacağından baş ağrısını önleyebilir. Migren hastalarına sağlıklı ve dengeli bir diyet ile öğün atlamaktan kaçınması, ara öğün tüketimlerinin sağlanması ve bireylerin uzun süre aç kalmamaları gibi öneriler sunulmalıdır.
● HANGİ BESİN TAKVİYELERİ?
MİGREN hastalarında riboflavin (B2 vitamini), D vitamini, koenzimQ-10 ve magnezyumun başlangıç seviyeleri ölçüldüğünde hastaların çoğunluğunda eksiklikler görülmekte. Riboflavin migren ataklarını ve sıklığını azaltıcı etki gösterir. Koenzim Q-10 alan bireylerde migren baş ağrılarının %50 azaldığı, baş ağrı sıklığında ve süresinde de azalma görülmüştür. Ayrıca düşük magnezyum seviyesi ile migren arasında ilişki olduğu ve hastaların %50'sinin yetersiz magnezyum aldığı saptanmış. Bu nedenle yeterli magnezyum alımına dikkat edilmelidir. D vitamini de yeterli alım ile migren sıklığını azaltıcı etki gösterir. Magnezyum, riboflavin, koenzim Q-10 ve omega-3, iyi düzenlenmiş bir diyetin parçası olarak beslenmeye eklenebilir. Öğün atlamamak, düşük yağlı bir diyet ile beslenmek, şekerden uzak durmak ve düşük glisemik indeksli öğünler tüketmek migren atakların sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Yeterli sıvı alımı önemlidir, günde en az 2-2.5 litre sıvı tüketilmelidir. Haftada 3 gün düzenli egzersiz öneriler arasındadır. Yoga ve meditasyonu da sosyal yaşantımıza dahil ederek ağrıların azalmasını sağlayabiliriz. Genel olarak, diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri migrenin süresi, yoğunluğu ve şiddetinde azalma sağlar.

TEDAVİDE AROMATERAPİ
NANE YAĞI: Bileşiminde ağrıyı hafifletmeye yardımcı olan mentol içerir. Hem migren hem de gerilim tip baş ağrılarında oldukça faydalıdır. BİBERİYE YAĞI: Ağrı giderici özelliği nedeniyle baş ağrısında yararlıdır. Stres ve uykusuzluğun azaltılması gibi ağrıya neden olabilecek tetikleyicileri engelleyerek sakinleştirici etki gösterir. LAVANTA YAĞI: Yetersiz uyku migreni tetikleyebilir ve bu konuda lavanta iyi bir gece uykusunda yardımcıdır. PAPATYA YAĞI: Kasları rahatlatarak gerilim tipi baş ağrısında oldukça etkilidir.

