GÜLENGÜL USLU
Reyhan Pastanesi, biz İzmirliler için bambaşka bir anlam taşıyor. 1965 yılında kurulan Reyhan Pastanesi, zamanın en avangarte yerlerinden biri olarak hatırlanıyor. Daha sonra babalarından işi devir alan genç kuşak, dünyada eşi benzeri olmayan nefis lezzetlerle İzmirlileri buluşturmayı sürdürüyor. Şöhreti yurt dışına taşmış bir marka.. Reyhan, İzmir'in ISO 22000 belgesini taşıyan tek pastanesi olmanın gururunu taşıyor. Pastanenin tutkunları arasında Ajda Pekkan bile var.. Bu seçkin mekanın sahipleri Ali-Hüseyin Albay ve Tuncay Reyhan-Hatice Reyhan Kutlu ve Rukiye Tozkoparan kardeşler. Özellikle imalat aşamasında büyük emeği olan; ikinci kuşağın temsilcileri Hatice Reyhan Kutlu ve Rukiye Tozkoparan kardeşlerle Reyhan Pastanesinde buluştuk. Dünden, bugüne uzanan bir lezzet yolculuğunun hikayesi sizlerle...
-Hatice Hanım, 65 yılında başlayan Reyhan Pastanesi serüvenin bu günlere geliş hikayesini sizden dinleyelim..
H.R.K- Dedelerimiz, Karadeniz'den Rusya'ya gidiyorlar. Orada pastacılıkla ilgili temel bilgileri öğreniyorlar ve pastane sahibi oluyorlar. Daha sonra, Bolşevik ihtilali olunca ülkeyi terk ederek İstanbul'a dönüyorlar. Orada yine ekmek ve pasta fırını olarak devam ediyorlar.. 40'lı yıllarda ise İzmir'e geliyorlar. Basmane'de, Fuar Pastanesi'ni açıyorlar. Hem de, 30-40 yıllık kira bedelini peşin ödüyorlar. 65'li yıllarda da eski bir Rum evi olan şu andaki Alsancak adresine taşınıyorlar. Dönemin gerçekten avangarte bir yeri. O ana kadar halı döşeli pastane yok. Bence bugün bile öyle bir mekan yok. Üst katta İlham Gencer piyano çalardı. Yemek servisi ve bar vardı. Zemin kat ise pastaneydi. Kristal vazolar, orijinal tablolarla bir ev dekoru ve sıcaklığı yaratılmıştı. Babalarımız çok güzel düşünmüşler, öncü bir davranış. Biz de, çocukluktan aldığımız o görgü, terbiye ve disiplinle büyüdük. O nedenle aynı özeni göstermeye çalışıyoruz.
AJDA PEKKAN'IN SİPARİŞİ -İstanbullu arkadaşlarımızdan tutun da, Ajda Pekkan'a kadar hepsi özellikle browni ve çikolatalarınızın tiryakisi olmuşlar..
H.R.K- Ajda Hanım'a çikolata göndermek çok keyifli. Kendisinin hayranıyız zaten. İstanbul'dan çok müşterimiz var. Öyle güzel övgüler alıyoruz ki, bazen altında ezildiğimizi hissediyorum. Mesela, Paris'te yaşayan bir bayan, Paris'te bile bu tatların olmadığını söyledi. Bu övgülere layık görülmek çok güzel.
-Sabahın yedisinde imalathanedesiniz. Yazın,Çeşme var şimdi Agora şubeniz de devrede. Nasıl bir yapılanma içine girdiniz?
H.R.K- Tabii, daha kurumsal bir yapı içinde hareket ediyoruz. Biz Rukiye ile beraber atölyedeyiz. Genel Müdürümüz Cansel Bey genel koordinasyonu sağlıyor. Çeşme'de ve Agora'da şube müdürlerimiz var. Bizim 1500 metre kareye yakın bir üretim alanımız var. Bu kararı alarak kapasitesini kullanılabilir hale getirdik. Zaten, 3-4 sene önce bu adımı attık.
R.T- Büyümeye başladıktan sonra kurumsallaşmaya gitmek gerekiyor. Her yere yetişmek mümkün değil. O nedenle biz ablamla imalatta bulunuyoruz. Oraya odaklandık.
AMATÖR RUHU İLE -Bu büyümeyi daha doğrusu başarınızı neye bağlıyorsunuz?
R.T- Yapılan işi çok sevmek. İşin hep başında olmak diyebiliriz. Müşterilere ve personele hep samimi olmak.
H.R.K- Biz gibiyiz.. Başkası gibi değiliz. Samimiyiz. Profesyonelleşmeyi yalnızca yönetim anlamında harekete geçiriyoruz. Diğer bütün konularda gerçekten çok amatör ruhla çalışıyoruz. Önce kendimizin tatmin olması gerekiyor. O profesyonelliğin katı çizgileri yok bizde.. Ürünlerimizde son derece amatör ruhla çalışıyoruz. Çok profesyonel olduğunuzda da bir takım mekanik tatlar ortaya çıkar.. Biz onu törpülüyoruz.
R. T - Ürün çıkarırken ya da dekorasyonunda evimizde nasıl ve hangi kalitede olmasını istiyorsak burada da aynısını yapıyoruz.
Üniversitede aile işine yakın bir bölümde mi okudunuz?
R.T - Yok, Sinema ve Televizyon okudum ama mesleğimi hiç yapmadım.
H.R.K - Ben de mimarlık eğitimi aldım. Geleneksel Türk evleriyle ilgili master yaptım. İş yaşamımızı sevdiğimiz aile işletmemizde sürdürmek istedik. Ve biz hep babamızdan şunu duyarak büyüdük; "Müşteri velinimetimizdir". Hep o yolda yürüdük. Onlar konuklarımız ama aynı zamanda müşterilerimiz.. Bir kere bunu hiç unutmadık. Moda kelimeleri kullanmayı hiç sevmiyoruz. Biz pastacıyız ve hayatımızı hep pastacı olarak devam ettirmek istiyoruz.
Reyhan'ın ''Top 10 Listesi''ni yapsak hangi ürünleri söylersiniz?
R.T - Benim için pastanemizin en güzel pastası parça çikolatalı pastasıdır. Yurt dışında da çok gezdim ama bizim çikolatalı pastamız gibi bir pastayı hiçbir pastanede yemedim. Bir pastanenin çikolatalı pastası güzelse her pastası güzeldir. Pasta deyince aklıma bir tek çikolatalı pasta gelir.
H.R.K - Şu son dönem yediğim en güzel pasta ''Lalita''. Beyaz kremalı, içinde parça çikolatalar var. Bu dönemde benim de favorim o. İçinde badem ve uzo olan komşu Sakız adasından gelen bir tarifle hazırladığımız Bade kurabiyemiz de çok güzel. Limonlu tartoletlerimiz nefis. Yer fıstık ezmeli kurabiye gibi çok özel ürünlerimiz var.
Moda olmak değil klasik kalmak istiyoruz! -Evet, diğer pastaneler gibi mönünüze salata ve yemek çeşitleri koymuyorsunuz. Hala bu fikirde misiniz?
H.R.K- Evet, hala bu düşüncedeyiz. Biz pastaneyiz. Ayrıca vereceğimiz tek şey kahvaltı. Kimlik değiştirmek çok fazla iyi değil. Ama, makarna veya salata gibi çeşitler verilmesi gerekiyorsa bu başka bir konseptle yapılır ama pastane budur.. Pastane pastanedir. Bugünün modasına ayak uydurmak gibi bir şey. Biz moda olmak değil klasik kalmak istiyoruz.
8 kat imar izni kapanmayı getirdi Bir dönem Reyhan Pastanesi kapandı..
H.R.K- O sırada ne yazık ki, Alsancak'ta 8 kata imar izni çıktı. Çok üzülerek söylüyorum babalarımız da buna direnemediler. Mülkiyetçilik ağır bastı demek. Bana göre, keşke öyle kalabilseydi. İşte o zaman bina yıkıldı ve Reyhan'ı kapattık. Hatta, Hatay'da Sevinç Pastanesi'yle bir ortaklık yaptık. Daha sonra, babamı ve amcamı kaybettik. Ama, hep onların düşünce tarzı ile işlere sarıldık. Bir ara, Basmane'deki yeri işlettik. Ben, mimarlık fakültesini bitirdim. Ardından ailenin bütün gençleri bir araya geldik ve dede-baba mesleğine devam kararı aldık. İyi ki de böyle yapmışız. Güzel bir paylaşımla, işimizi çok severek yapıyoruz.
