İlk kez 1962 yılında Lale Oraloğlu Tiyatrosu'nda sahneye çıkan ve sırasıyla Nejat Uygur, Tevfik Gelenbe ve Üç Maymun Kabare'de çalışan Mehtap Ar; son on yıldır, kendi adını verdiği çocuk tiyatrosu ile Türkiye'yi karış karış geziyor. Bugüne kadar, 'Benim Arkadaşım Yol', 'Biz Çocuğuz', 'Bir Arkadaş Aranıyor', 'Sokakta Bir Gün', 'Bizimle Oynar mısın', 'Söylesem mi Söylemesem mi', 'Oyun İçinde Oyun', 'Arkadaş ve Sevgi Emek İster' ve 'Bir Şans Ver' adlı oyunları sahneleyen Mehtap Ar, yeni oyunu 'Okumak Okumak Okumak'ı Mardin'den başlayarak Anadolu'daki çocuklarla buluşturacak. Annesi Aysel Gürel'in rahmetli olmadan önce satın aldığı evde oğlu Söz ile birlikte yaşayan Mehtap Ar ile "Ölmedi, yolculuğa çıktı" dediği Aysel Gürel'in hatıraları arasında sohbet ettik...
- Neden sadece çocuklara özel bir tiyatro yapıyorsunuz?
Çocukları çok seviyorum. Bir oğlum var ama ben daha çok çocukla olmak istiyorum. Mehtap Ar Çocuk Tiyatrosu'nu 2000 yılında kurdum. Altı yıl iyi şeyler yaparak kendimi kanıtladım. İstanbul'un ilçelerinde oyunlarımızı sahneliyorduk. Tek hayalim, tiyatroya gidemeyen çocuklara tiyatro izlettirebilmekti. 2006 yılında Sabancı Vakfı'na mektup yazdım. "Ben Mehtap Ar, bunları bunları yapıyorum, bunları da yapmak istiyorum" diye... İki gün sonra beni vakıftan aradılar. O kadar mutlu oldum ki ayaklarımın yerden kesildi.
- Neden bir vakıf desteği almak istediniz?
Çünkü tüm illere gitmek hatta o illerin ilçelerine, köylerine de gitmek istiyordum. Bu da ancak vakıf desteği ile olur. Oralara gitmek çok zor çünkü. Ulaşım, iklim her şeyi düşünün... Biz mecburen bahar aylarını tercih ediyoruz. Dört yıldan beri, nisan ve mayıs aylarında gidebiliyoruz. Yol şartlarını düşünüyoruz. Oralarda konaklama ve çok çocuğa ulaşma konusunda valilikler ve il milli eğitim müdürlüklerinden yardım alıyoruz.
- Oyun her sene yenileniyor mu?
Her sene, gittiğimiz iller de oyun da değişiyor. Bu yıl yine çok önemli bir oyun oynuyoruz. 'Okumak, Okumak, Okumak'... Anadolu'da şartlar çok zor. İstanbul beni çok yoruyor. Anadolu'ya gittiğim, o çocuklarla birlikte olduğum zaman kendimi çok dinlenmiş, ruhumu yenilemiş, tazelenmiş hissediyorum. Çünkü hiçbir karşılığı olmadan size öyle bir sarılıyorlar ki...
- Şimdiye kadar kaç çocuk sizin oyunlarınızı izledi?
Son dört senedir 300 bine yakın çocukla buluştuk. Her oyunumuz Milli Eğitim Bakanlığı'na gider, oradan onay alır. Anadolu'da da her ilde, ilçelerinde ve köylerinde ayrıca yatılı bölge okullarında oyunumuzu oynarız. Günde beş oyun sahneliyoruz. Gittiğimiz yerlerde bize şaşırırlar, "Mehtap Hanım günde iki oyun oynasanız, sizi yormasak..." derler. Kabul etmem. Ne kadar çok oyun, o kadar çok çocuk.
- Ekip kaç kişi?
6 kişiyiz. Müjdat Gezen'den, Levent Kırca'dan, Haldun Dormen'den hep usta hocaların talebeleri.
- Oyunlarınız ne anlatıyor?
Bire bir insan ilişkileri üzerine. Biz masal kahramanlarını kullanmıyoruz oyunlarımızda. Kelebek, kuş, ayı, peri yok. İnsan var. Çocuk oyuna girdiği anda "Bu benim" diyor. 50 dakika sürüyor.
- İzleyicileriniz kaç yaşında?
Tüm ilköğretim çocukları, ama bu yıl liselere de oynayacağız çünkü bizim oyunumuz 7'den'den 77'ye. Hem çocuklar arasındaki arkadaş ilişkilerini sergiliyoruz oyunumuzda hem de aile ilişkilerini. Dolayısıyla herkesin kendine çıkartacağı bir pay var. Çocukları çok ciddiye alıyoruz. Geçen yıl Ardahan Damal'da -35 derecede oyun oynadık, izlendik. Çocuklara "Büyüyünce ne olacaksınız?" diye sordum; bir yedinci sınıf talebesi "Ressam olacağım" dedi. "Neyin resmini çizmek istersin?" dedim, "Anne- babamın" dedi. "Sen hiç deniz gördün mü ki?" dedim, çenem tutulsaydı da sormasaydım... Yüzünden anladım, görmemiş... Bir şey de diyemiyor bana. "Biz iyi arkadaş olduk seninle, hadi kulağıma söyle" dedim, Eğildi kulağıma, "Mehtap Abla rüyamda gördüm ben" dedi. Başladım ağlamaya... Gidiyoruz, geliyoruz ama benim aklım hep oralarda, o çocuklarda kalıyor.
- Anınız var mı çok?
Olmaz mı, Kars'ta Digor diye Allah'ın terk etiği bir yer var. Çok idealist öğretmenler var. Orada bir köy öğretmeni anlattı, çocuklar biz gitmeden önce "9 gün, 8 gün, 7 gün kaldı..." diye gün sayıyorlarmış... Sonra orada bir çocuk, oyundan sonra geldi bana dedi ki: "Hayatımda böyle bir film görmedim!" İlkokul ikiye gidiyor, senin hayatın ne ki...
Oyunun konusu
İlköğretime devam eden öğrencilere, öğretmenleri 'Büyüyünce Ne Olacaksınız?' konusunda ödev verirler. Her zaman toplandıkları arsada biraraya gelen çocuklar, büyüyünce ne olacaklarını konuşurlar. Apartman görevlisi ailenin çocuğu Mehtap, okumak istiyordur. Annesi de okumasından yanadır ama babası istemez. İşçi ailenin çocuğu Deniz bilgisayar programcısı, öğretmen ailenin çocuğu Yelda öğretmen, zengin aile çocuğu Kader doktor olmak istiyordur. Babası esnaf olan Emre ise futbolcu... 10 yıl sonra buluşmak için sözleşirler. Acaba ideallerine kavuşabilecekler mi?
OYUNUN KÜNYESİ:
Yazan: Arslan Kaçar Yöneten: Deniz Salman Şarkı Sözleri: Aysel Gürel-Ayla Çelik Müzikler: Ayla Çelik Dekor: Hikmet Karagöz
