ÖZKAN BİNOL
Maslak TİM Show Center'da Sabah Gazetesi'nin 10 DVD'lik reklam kampanyası için Hülya Avşar ile bir reklam filmi çekiyorduk. Tamer Karadağlı ve Hale Soygazi'nin Shakespeare'in "Bir Yaz Gecesi Rüyası" adlı müzikalinin provalarında olduğunu öğrendim. Kaçar mı, hemen Yeni Asır için bir röportaj rica ettim. Sağ olsunlar, kırmadılar. Onca telaşın içinde "Tiyatro Kedi" nin sahnelediği bu oyunla ilgili tüm sorularımı yanıtladılar. Röportajın sonunda Hülya Hanım da bize katılınca muhteşem bir ekip oluştu. Rüya gibi bir gündü. (Unutmadan! Şahane bir Hülya Avşar röportajı geliyor.)
DEV BİR PRODÜKSİYON - Shakespeare'in "Bir Yaz Gecesi Rüyası" oyununu müzikal yapma fikri kimden çıktı?
T.K.: Bu fikir Hakan Altıner ve İpek Kadılar Altıner'den çıktı. "Bir Yaz Gecesi Rüyası"nı koysak nasıl olur diye konuşurlarken bir anda iş büyüdü ve dev bir prodüksiyon haline geldi. Önce benimle sonra da Hale Soygazi ile konuşup anlaştılar. İyi ki de anlaştılar ve şimdi biz 5 Haziran'da hayata geçiriyoruz bu projeyi.
- Peki, Hale Hanım siz nasıl dahil oldunuz projeye?
H.S.: Ben de tabi ki İpek ve Hakan'dan bu teklifi aldım. Projeyi ve oyuncuları öğrenince oynamayı kabul ettim.
- Sizleri hangi rollerde izleyeceğiz?
T.K.: Dokumacı Mekik rolünü oynuyorum. Oyunda, oyuncular takımı var ve Mekik oyuncular takımındaki her rolü oynamak isteyen bir karakter.
H.S. :Ben de Periler Kraliçesi Titanya'yı oynuyorum.
- Yanılmıyorsam sinema filminde Michael Phipper oynamıştı.
H.S.: Evet, evet, Operon'u da İsmet Üstekin oynuyor. Operon'un hizmetkarı Pak, ona "Büyüle herkesi" diye bir emir veriyor. Hizmetkar Pak da yanlış insanları büyülediği için yanlışlıklar başlıyor ve herkes ters insanlara aşık oluyor.
T.K. :Mesela beni eşek haline getiriyor.
H.S : Mekik'i eşek haline getiriyor ve benim oynadığım Periler Kraliçesi Titanya'da ona aşık oluyor.
T.K.: "Bir Yaz Gecesi Rüyası" Shakespeare'in ilk dönem komedilerinden.
H.S.: En çok rağbet gören oyunlarından da bir tanesi...
T.K.: Büyülü bir havası var. Shakespeare ismi her şeyi söylemeye yetiyor zaten. Biz de keyifle oynuyoruz.
BÜYÜK BİR CESARET
- Özel bir tiyatronun Shakespeare seçip oynaması büyük cesaret. Ne de olsa kalabalık bir kadro, pahalı bir prodüksiyon vs... Bir de günümüzdeki seyirci ne kadar Shakespeare bilip oyuna ilgi gösterir.
H.S.: Ama bu Shakespeare'in en eğlenceli oyunlarından biri. Ayrıca Shakespeare'in bilip bilinmemesi de bizim ülkemizin hatası. Mesela Londra'da tiyatroya gittiğinizde Shakespeare oyunlarına ilkokul çocuklarını getirdiklerini görürsünüz. Onlar çocukluktan itibaren öğretmeye başlıyorlar. Maalesef ülkemizde böyle bir eksik var.
- Ben bu oyunu müzikal olarak bilmiyordum.T.K.: Biz bunu müzikal hale getirdik. Çünkü Shakespeare'in sadece tek bir yorumu yok. Değişmeyen tek şey metnin kendisidir. Bunun dışında değişik yorumlarla oynanabilir her oyun. Biraz önce sizin söylediğiniz Michelle Phipper'lı olan sinema versiyonu daha modern bir çağda geçiyordu. Judi Dench'in oynadığı '68 versiyonunda çıplak oynarlar. Oyunun sinemadaki yorumlarını söylüyorum. Bunun dışında tiyatroda yılda her halde 4-5 yerde birden oynanıyor bu oyun ve her biri farklı yorumluyor. Bizim yorumumuzda daha bir rock müzikal şeklinde.
İLGİ ÇEKİCİ MÜZİKAL
- O zaman gençlerin de çok ilgisini çekebilecek bir müzikal bu.
T.K. :Evet, kesinlikle. Kadromuzda yetenekli genç arkadaşlarımız var. Müzikler çok iyi, şarkı sözleri çok güzel. Gelenlerin iyi vakit geçireceklerini tahmin ediyorum.
- Tiyatro için oyunculuğun er meydanı derler. Sinemadan tiyatroya geçen birisi olarak bu konudaki yorumunuz nedir?
H.S.: Ben de şu er meydanına çıkayım dedim. Er meydanına üçüncü çıkışım olacak. Oyuncuların sinema, dizi, tiyatro dallarında oyunculuklarını göstermeleri gerekir.
Peki sinema ve tiyatro oyunculuğu arasında nasıl bir fark var?
H.S.: Oyunculuk açısından bir fark yok çünkü duyguları bir şekilde ifade ediyorsunuz. Oyuncuyu zaten iyi ya da kötü oyuncu yapan şey oyuncunun seçimi. Sinema ve tiyatro oyunculuğu arasında sadece teknik bir fark var. Yani kameraya göre ekonomik oynuyorsunuz. Kameranın istediği, kameranın açısı ve objektifin özelliklerine göre rol yapıyorsunuz.
Halbuki tiyatroda koca bir salona oynuyorsunuz. Onun için burada daha başka teknik özellikler ediniyorsunuz. Mesela daha büyük oynuyorsunuz.
T.K.: Tabii oyuncu zekası ile çözer aradaki farkı. Yani Hale'nin de dediği gibi kameraya göre daha etkili sahne... Çünkü dev gibi bir ekranda çok küçük bir hareketiniz deprem etkisi yapabilir. Oyuncu da aradaki farkı yeteneği dışında zekası ile çözer zaten. Her işte olduğu gibi oyunculukta bir zeka işidir.
- Shakespeare oynamak oyuncular için bir ayrıcalık. Özellikle İngiliz oyuncuları açısından. Shakespeare oynamayanı pek oyuncudan saymıyorlar.
H.S: Ama aramızda fark var: İngiltere tiyatronun beşiği. Her şey Shakespeare ile başlar. Onun için orada Shakespeare oynayan değil oynamayan oyuncu parmakla gösterilir.
T.K.: Shakespeare oynamayan erkeğe kız vermezlermiş oralarda.
H.S.: Çocukluğundan beri Shakespeare ile tanışıp oynamayan bir oyuncu İngiltere'de bulmak çok zor. Belki Amerika'da vardır ama İngiltere'nin yeri ayrı.
SHAKESPEARE FARKI
T.K. :Metod oyunculuk çıktıktan sonra '50'lerde Marlon Brando " İyi filmler çekiyorsun, çok iyi oyuncusun ama Shakespeare oyna da görelim" demişler. Bunun üzerine Brando "Jule Sezar" da "Antonyus" rolünü döneminin önemli aktörleriyle oynamıştır. Tabii ki sonuç muhteşem. Yani, Marlon Brando bile "Dostlar, Romalılar, Vatandaşlar" ( Tamer Karadağlı bu tiradı İngilizce ve Marlon Brando taklidi yaparak attı) diyerek unutulmaz bir Shakespeare oyuncusu olmuştur.
H.S: Arada bir Tamer'den Shakespeare İngilizcesi ile dinliyoruz bazı şeyleri...
- Sahnede de yapın arada bir biz de duyalım. (Hep birlikte gülüyoruz) Peki oyun ne zaman seyirciyle buluşuyor? BÜYÜLÜ BİR MEKAN
T.K.: Oyunumuz 5 Haziran'da TİM Show Center'da (Türker İnanoğlu Merkezi) açılışını yapacak ve bütün yaz boyu büyülü bir mekanda; Yıldız Sarayı'nda oynayacağız. Bu arada Haziran'ın 13'ünde İzmir'de olacağız. - Fuar'daki Açık Hava'ya tüm seyircilerimizi bekleriz.
H.S: Ben çok heyecanlanıyorum. Keyifli bir heyecan yani. Gerçekten heyecanlanmayan oyuncu var mıdır tiyatro sahnesinde bilmiyorum. Ben yarın bir filme başlayacak olsam gece uyuyamam. İnşallah her şey iyi gider. Turneye de güzel İzmir'le başlıyoruz, inşallah bize uğur getirir.
- Bu sadece bir yaz projesi değildir umarım.
T.K. :İnşallah, bunu biraz da seyircinin ilgisi belirleyecek. Oyun seyircisi ile buluşur ve seyircinin ilgisi reddedilemez bir halde olursa tabi ki kış sezonunda da devam eder.
- Hale Hanım sizi daha çok sinema sanatçısı kimliğinizle biliyoruz. Tiyatroya ilk "Özel Bir Gün" diye bir oyunla adım attınız.
H.S: Evet, Marcello Mastroianni ile Sophia Loren'in oynadığı aynı adlı filmden uyarlamaydı. Faşist İtalya'da Musolini zamanında geçen bir öyküydü. Çok güzeldi, çok severek oynadım. Sonra da "Küçük Prens" ile tiyatroya devam ettim. Bu üçüncü oyunum olacak.
- Hale Hanım sizi sinemada seyretmeyi özledik.
H.S. :Benim de en çok yapmak istediğim elbette sinema. Güzel bir proje olursa oynarım ama şu aralar öyle güzel bir projeyle karşılaşmadım ne yazık ki.
- Ben hala "Bir Demet Menekşe" filminizi unutamadım .
H.S: Onu unutamayan o kadar çok ki... Selim ileri (senaryo yazarı) ve Zeki Ökten (filmin yönetmeni).
- Bir de "Bu Kalp Seni Unutur mu" dizisi var
H.S : Ne yazık ki bitmeden ekrandan kaldırıldı. Bütün ekip dağıldı, artık devamı gelmez o dizinin.. Öyle işte bu yaz bu oyunla meşgulüz, Tamer'in de sit-comu var.
KULA ANILARI - Ege'de film çektiniz mi?
H.S: Evet Kula'da "Vurun Kahpeye" filmini yönetmen Halit Refiğ'le çekmiştik. Kula'da Rumlar'dan kalan çok bina var. Rumlar gitmiş ama cumbalı o evler öyle kalmış. Bu binaların üstünde "Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi" yazar.
- "Çocuklar Duymasın" efsanesi yeniden ATV'de. Aradan geçen onca zamanda neler oldu? Havuç maşallah kocaman delikanlı olmuş.
T.K. :Çocuklar büyüdü ama dertleri bitmedi eskiden cep telefonu istiyordu şimdi araba. Roller şimdi birazcık değişiyor ama sonuçta Çocuklar Duymasın eski meselelerin dizisi olduğu için, o küçük meseleler hiç tükenmiyor. Ayrıca Birol Güven çok iyi bir kalem. Özellikle Türk insanını çok iyi gözlemleyebiliyor. Orta sınıf Türk ailesini çok iyi gözlemleyen bir yazar ve çok güzel bir senaryo ortaya çıkardı yine. Ekip deseniz yine çok keyifli. Çok iyi bölümler seyircileri bekliyor.
Kumru ve Kordonboyu... - Peki kadroda fire var mı?
T.K. : Ne yazık ki Light Selami'yi canlandıran Özgür Ozan başka bir dizide oynadığı için senaryo gereği yurtdışında olacak. Müsait olduğunda diziye tekrar geri dönecek.
- İzmir deyince aklınıza ne geliyor ?
H.S. : Benim Efes Oteli geliyor. Şimdi Swiss Otel oldu yanılmıyorsam. En çok kaldığım oteldi.Özellikle Fuar zamanı. Bir de Kordonboyu.
T.K :İzmir deyince Topçu ve çöp şiş aklıma geliyor.Bir de Alsancak'ta yediğim kumrular. Muhteşem bir şeydi.
