ERDAL ÇARBOĞA
Türkiye'nin klarnet virtüözlerinden Hüsnü Şenlendirici ile 74. Bergama Uluslararası Kermesi'nde tarihi Asklepion'da sahne aldı. Şenlendirici'nin doğup büyüdüğü, koyun otlattığı ve Asklepion'un ortasında bulunan mermerden sahne üzerinde gözleri kapalı ilk okulda çaldığı kavalı ile şarkılar seslendirdiği mekanda müzik ve özel hayatı hakkında konuştuk.
- Dört yıl sonra yeniden albüm yaptın...
Evet, 4 yıl önce 'Laço Tayfa', sonra 'Hüsnü Klarnet' arkasından uzun bir aradan sonra Türk ve Yunanlı gençlerle ortaklaşa "Ege'nin İki Yanı" isimli bir ara albüm yaptık. Bu ara albümde Ben ve arkadaşlarım ile Yunanlı Chios Üçlüsü (Trio Chios) ortak ezgileri çalıyoruz. Trio Chios'un buzuki tınılarıyla Benim klarnet nağmelerim "İzmir'in Kavakları"ndan "Kadifeden Kesesi" şarkılarında buluşup iki kıyının hüzünlerini, neşelerini anlattık.
YUNAN ADA MÜZİĞİ
Trio Chios, Sakız Adası'nda yaşayan iki kardeş ve çocukluk arkadaşı üç müzisyenden oluşuyor. Ben klarnetle, gitar, lavta ve vokalde Markellos Poupalos, kemanda Stamatis Poupalos ve buzukide Manolis Stathis'den oluşan Trio Chios'u 5 ay önce İstanbul'a geldiklerinde Babylon'da verdikleri konserde dinlemiş ve birlikte çalmak istemiştim "Trio Chios tam Yunan ada müziğini, virtüözite olarak değil ama gerçekten özünü çalan bir grup. Kısa zaman sonra bir araya geldik, 3-4 gün prova yaptık. Sonra 3-4 gün de kayıt yapıp albümü çıkardık. Albümü toplam 15 günde bitirdik. Albümün enteresan taraflarından biri de toplu kayıt yaptık, hep birlikte girdik çaldık ve çıktık.
- Albümde neler var?
Ege'nin İki Yanı" albümünü, Trio Chios ve benim yanı sıra Aytaç Doğan kanunu, Emrah Günaydın basgitarı, Yaşar Akpençe darbukası ile renklendirdik. Şarkıları Merve Özbey seslendirdi. Hem Türkçe hem Yunanca şarkılar olsun istedik. Hem Türkçe, hem Yunanca olan şarkılar var, biz 'bizim', Yunanlılar 'bizim' diyor. Tam olarak kimin olduğu belli olmayan anonim şarkılar da var. Enstrüman parçalar da yer aldı. Repertuara baktığınızda yarısından fazlasını Türkler ve Yunanlılar da biliyordur. Ben de bazı Yunanca şarkıları bilmiyordum. Sonradan öğrendiğim Türkçesi olan Yunanca şarkılar kapaktaki gibi aynen 'zeytin tadında' çıktı.
KLARNETSİZ YAŞAYAMAM - Seni önce Avrupa tanıdı neden?
Ben Türkiye'den çok Avrupa'da konser veriyordum. Nerdeyse ayda 1-2 defa Yurt dışındaki organizasyon ve festivallere davet ediliyordum. Bu organizasyonlara katılıyordum. Bir de bu tür olaylar kariyerli şeyler olduğu için insanların dikkatlerini çekiyordu. Oralarda haber de oluyordu. Önce Avrupalı seyirciler, sonra müzisyenler fark ettiler. Sonrasında Hüsnü Klarnet albümüyle biraz daha o popüliteyi yakaladık.
- Klarnetsiz bir hayat düşürdün mü?
Klarnet 5 yaşından beri benim hayatıma yön veriyor. Ben klarnetsiz bir hayat düşünemiyorum. Klarnet olmasaydı hayatıma nasıl bir yön verebilirim hiç bilmiyorum. Herhalde çok baştan düşünmeliydim bunu. Benim klarnetime olan aşkım ölümsüz olduğu için onu alıp çaldığım zaman hiçbir aşkın bana vermeyeceği hazzı yaşıyorum. Bir yazar nasıl kalemiyle aşk yaşarsa, ya da bir ressam fırçasıyla, benimki de onun gibi.
- Birçok ülkede konserler verdin en hoşuna giden yer?
İstanbul'da Açıkhava Tiyatrosu'nda verdiğim konserler çok keyifli. Bergama'da da Tarihi Asklepion. İkisi de aynı dokuya sahip. Biraz benzeşiyorlar. Buranın tarihi bir yer olması ve doğduğum yer olması bana çok şey katıyor.
- Ergün ve Naz'la görüşebiliyor musun?
Evet, haftada 2-3 kez çocuklarımla görüşüyorum çok şükür. Ergün'le daha sık görüşebiliyoruz artık. Ben Ergün'ün iyi bir klarnetçi olmasını istiyorum. Kendince bir çaba içinde. Hayırlı bir evlat ve ülkemiz için iyi bir müzisyen olur inşallah. Naz, bazen biz evde Ergün'le müzik çalışırken kelimeleri tam bir araya getiremeden müziğin üstüne sözler söylüyor. Şarkı söylüyor. Her halde Naz da büyük bir besteci olacak.
ENERJİMİ MÜZİĞE VERDİM - Dizi teklifi gelse oynar mısın?
Arada oluyor öyle teklifler ama ne bileyim öyle Hülya Avşar'la oynadıktan sonra kalkıp bir dizede oynamak bilemiyorum. Gerçekten düzgün bir dizi olacak. Beyin olarak müzikal olarak şu anda yükselmiş vaziyetteyim. Bütün vaktimi ona ayırmış durumdayım. Ona emek vermek durumundayım. Televizyon için birçok proje var aslında ama televizyon işleri çok karışık olduğu için onlara pek akıl sır erdiremiyorum ben. Belki yaz sonlarına doğru bir müzik programı olabilir. Olması da lazım zaten. Müzik benim olmazsa olmazım.
- Eşinizle olan mahkeme ne durumda?
Dava reddedildi. Bilmiyorum nasıl gelişmeler oluyor. Şu an birazdan ne çalacağım onları düşünüyorum. O tarafa kafa yoramayacağım. Bergama'dayım ve Bergama'ya gelince huzur buluyorum. Hayatımda çok büyük değişiklikler yaptım. Şu anda annemle yaşıyorum. Daha önce hiç evim olmamıştı. Bekar gibiyim. Bekar gibi derken, kendime münhasır yaşıyorum. Kendimi en özgür hissettiğim zamanlar diyebilirim. Rahatım, müzisyen arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Kendime küçük bir köpek aldım, ismi Mozart, onu her gittiğim yere yanımda götürüyorum.
- "Ah İstanbul" şarkısını hep sona saklıyorsunuz?
Evet, 'Ah İstanbul' şarksısı benim hayatımı değiştiren bir şarkı. Bir ara düşündüm. bu şarkıyı neden bu kadar istekli, tatlı çalıyorum diye. Sonra anladım bu şarkının içinde olan iki adam var. Biri rahmetli babam. Yıllar önce Kozak'ın ve Bergama'nın köylerinde trompetiyle düğünlerde çalarak bizi İstanbul'a taşıması. Oradan da kendini dünyaya tanıtması. Bana da o mirası bırakması. İstanbul bana çok güzel bir şey verdi. Bir tane çok güzel bir şeyi aldı. O yüzden bu şarkıyı çok duygusal çalıyorum diye düşünüyorum. Yıllar sonra. Çünkü bir tane Ergün aldı. Bir tane verdi. Bu olaylar Taksim İlk Yardım hastanesinde oldu. Babam orada vefat etti. Oğlum orada dünyaya geldi. Bu nedenle bu şarkıyı hep oğluma ve babama çalıyorum.
BİR SORUNUM YOK - Roman açılımı için ne düşünüyorsunuz
Valla ben siyasi değilim. Bana soruyorlar hani Manisa'da bir olaylar oldu. Türkiye'nin farklı yerlerinde Romanlar, Roman olmayanlar. Ben dedim ki bana bir sorun olmadı. Ben hiçbir sorun yaşamadım dedim. Bergama'da benim babamın adı caddeye verildi. Bergama'da yıllardır hep beraber yaşıyoruz. Atmaca mahallesi kendine göre renkleriyle var ama. Bana Bergama bu ikilemi yaşatmadı. Bu konuda bir yorum yapamıyorum. Bir ikilem olsa anlatacağım ama yok.
"Asklepion'da gözlerimi kapatır hayal kurardım" - Asklepion'un yeri sizde çok büyük neden?
Burası benim doğup büyüdüğüm bir yer. Ben burada deşarj oluyorum. Ben küçükken Asklepion'da kuzuları otlatırdık. Sonra sarı bir kavalım vardı. Şuradaki mermerden oluşan sahneye çıkar gözlerimi kapatır. Kavalımı çalardım. Çevrede kimseler yoktu. Hayaller kurardım. Burada çok rahat ederdim. Şimdi burada 4. konserime çıkacağım. Allah bana böyle bir şey nasip etti. Babam Ergün Şendirici'nin yolunda gidiyorum. Allah babamdan razı olsun.
