AVRUPA'DA 3 GÜN 3 KENT / MURAT ŞAHİN
Avrupa'da ilk durağımız binlerce insanın mobilya fuarı için geldiği Köln. İzmir'den direkt uçakla Düselldorf'a geçtik. Kısa bir yolculuktan sonra ise Köln ile Düselldorf kenti arasında yer alan Langenfeld kasabasında Türk girişimci Muharrem Birol'a ait olan Mondial Oteli'ne yerleştik. Otelde kaldığımız 4 gün boyunca hiç yabancılık çekmedik. İlk 2 gün fuar ziyaretinin ardından kenti gezmeye koyulduk. Köln'de ilk gittiğimiz yer ise dünyada en çok fotoğrafı çekilen 3. büyük eser olan Dom Katedrali oldu. Dünyanın üçüncü büyük katedrali olan Dom, 1996 yılında; UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış. Yapının inşaatına, 1248 yılında başlanmış ve inşaatı tam 632 yıl sürmüş. Kilise 1880 yılında hizmete girmiş. Katedralde: dördü büyük, 10 çan bulunuyor. Katedralde 24 tonluk, Petersglocke denilen ve dünyanın en büyük sallanan çanı da bulunuyor.
DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ
Katedralin "Aziz Piyer" ve "Meryem" isimli ana kuleleri, 157 metre yüksekliğinde. Bu ölçüler ile, dünyanın en büyük gotik katedrallerinin başında gelmektedir. Hatta: 98 metre yükseklikteki, seyir platformuna kulesine çıkarak ki 510 basamak tırmanmak gerekiyor. Yapının içinde de çok değerli sanat eserleri bulunuyor. Bunların başında: 1350 metrekarelik vitraylar geliyor. Katedral, 2. Dünya Savaşı sırasında, şehirde bombalanmayan nadir yapılardan birisidir. Çünkü, gerek dini ve tarihi önemi gerekse pilotların, yön tayininde kullanmaları nedeniyle, katedral bombalanmamıştır. Yine de, yapıda bir kısım hasarlar oluşmuş ve 1956 yılında, bina onarımdan geçirilmiş.
TİCARETİN MERKEZİ
| Başlarken Geçtiğimiz günlerde İzmir Mobilyacılar Odası ve İzmir Ticaret Odası Mobilya Meslek Komitesi organizasyonu ile Almanya Köln Mobilya Fuarı'nı ziyaret ettik. Hazır Köln'e gitmişken bu kent ile birlikte Amsterdam ve Paris'i de günü birlik gezme imkanı bulduk. Avrupa'da 3 günde 3 kenti görmek beni gerçekten heyecanlandırdı. Köln'de dünyanın en çok fotoğraf çekilen üçüncü eseri olan Dom Katedrali insanları gerçekten büyülüyor. Dünyanın en hoşgörülü kentlerinden biri olan ve kuzeyin Venedik'i sayılan Amsterdam ile Eiffel kulesinden izlediğim Paris'i herkesin görmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Şimdi sizlere 3 gün boyunca Avrupa'nın bu 3 güzel kentini dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışacağız. |
Köln Almanya'nın en büyük eyaletlerinden biri olan 18 milyonluk Kuzey Ren Westfalya eyaletinin 1 milyon nüfuslu en büyük şehri. Ekonomisi ticaret ve sanayiden oluşan Köln'de dünyanın en büyük Fuarları da kuruluyor. Köln, yılda 1 milyonun üzerinde turist çekmeyi de başaran bir kent. Ren Nehri'nin hayat verdiği şehirde birçok güzel köprü ve müze bulunuyor. Ren Nehri üzerindeki geçiş köprülerinden biri olan Hohenzollern Köprüsü 1907-1911 tarihleri arasında yapılmış. "Katedral Köprüsü" olarak da isimlendirilen köprüde, hem demiryolu hem de yaya köprüsü bulunuyor. Almanya'nın en yoğun demiryolu köprüsünün uzunluğu 410 metre. Köprüden, düzenli olarak günde 1200 tren geçiyor. Köln bu özelliği ile Ren Nehri'nin diğer tarafında bulunan Avrupa şehirleriyle geçiş noktası özelliğini taşıyor.
ÇİKOLATA VE KOKU MÜZESİ
Köln aynı zamanda müzeler kenti olarak da anılıyor. Biz müzeleri gezme imkanı bulamasak da sizlere mutlaka bu müzelerden birkaç tanesini gezmenizi öneriyorum. Müzeler arasında en ilginçleri ise çikolata, koku, Doğu Alman Sanat ve Romen Cermen Müzesi. Ren nehri üzerindeki bir adadaki çikolata müzesi ise görülmeye değer. Müzenin girişinde, küçük çikolata yapma süreci izlenebiliyor ve böylece çikolata üretiminde kullanılan minyatür makineler var. Ayrıca, 3 metre yüksekliğindeki çikolata çeşmesi de ilgi çekiyor. Müzenin giriş fiyatı 5 euro. Müzeye girmeyip altındaki mağazadan çikolata da alabilirsiniz?
Almanları kıskandıran Türk girişimcisi
Köln'de gezilecek yerleri anlattıktan sonra size bir de Almanya'da çok örneği olan cesaretli Türk girişimcisi Muharrem Birol'dan bahsedeceğim. Kaldığımız otelin sahibi olan Birol, Almanya'ya 1977 yılında okumak için gitmiş. 1985 yılında da Köln Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra 2002 yılına kadar AEG Telefunken ve Mercedes firmalarında yüksek mühendis olarak çalışmış. 2002 yılında da Langelfend Kasabasında hiçbir Almanın almaya cesaret edemediği icradan satılık oteli almış. 130 yatak kapasiteli otelini bugünlerde daha da büyütmek için çalışıyor. Yılmaz, özellikle Fuar nedeniyle Köln'e e Düseldorf'a gelen Türklerin Almanya'da yabancılık çekmemeleri için büyük bir çaba harcıyor.
YARIN: AMSTERDAM
