TURGAY NOYAN
Çiğdem Tunç çok sevdiğim bir dostum, kardeşimdir. Geçen sene 50. Sanat yılım için düzenlenen büyük konserin sunucusu oydu. Ve inanın herkesten ama hemen herkesten aynı şeyleri duydum daha sonra: Biz Çiğdem'i hiç tanımıyormuşuz. Ne kadar birikimi olan, ne kadar başarılı bir insanmış...
Hatta Balçiçek İlter gazetesindeki köşe yazısında o geceyi anlatırken notlarına "Çiğdem Tunç'a selam olsun. Kendisine sunucu, takdimci diyen herkes gelsin de bir gece nasıl sunulur, nasıl takdim edilir, yönetilir ders alsın" diye başlıyordu.
Gerçekten de gecenin yıldızı oydu. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Çiğdem Tunç'un başarılı kişiliğinin altında ciddi bir eğitimin yanı sıra gönül verdiği işi sonuna kadar yapan bir karakter yattığını kimsenin bilmemesini yadırgamıyorum. Neticede bir insanı sadece televizyonda ya da bir konserde izleyerek onun hakkında karar vermek mümkün değil elbette. Bu arada şunu da söyleyeyim. Bizim insanımız fazla bilmiş görünen insanlara biraz uzak durur. Böyle olduğunu hissettiği kimselere de ilk fırsatta çakmaya bakar. Çiğdem'in bazı kişiler üzerinde böyle bir intiba bırakıyor olması çok doğal. Çünkü gerçekten de çok şey biliyor. Bunu üst perdeden dile getirmese bile alt yapısının sağlam olduğu hissini kamera karşısında bile olsa veriyor. O zaman da birilerini irrite etmesi doğal
- Ben seni ilk kez bale yaparken tanıdım. Onun için baleden başlayalım istiyorum. Bir yandan normal eğitim, bir yandan bale. Nasıl başladı bu iş?
Yıldız Alpar Bale Okulu'nda baleye başladım. Türkiye'nin en eski özel bale okuludur. Tabii bu arada eğitimime de devam ediyordum. Hocam ve bu işe gönül verenler başarılı olduğumu söylüyorlardı. Nitekim 17 yaşında resital verdim ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde bale hocalığı yapmaya başladım.
- O günlerden aklında kalan bir olay var mı?
Olmaz mı? Devlet Opera ve Balesi'ndeki rolüm. Rahmetli Oytun Turfanda, Hürrem Sultan'ı sahneye koymuştu ve başrolde Lale Mansur dans ediyordu. Yani Hürrem Sultan'ı canlandırıyordu. Bir sahne vardı. Ana Sultan'la dua sahnesi. Burada Hürrem'in yer alması gerekiyordu. Ama kostüm değişimi de gerekliydi ve yetişmesine imkan yoktu. O sahnede Hürrem olarak ben çıkıyordum. Gerçekten de kimse Lale Mansur'la yer değiştirdiğimizi anlayamıyordu. Bu benim için o yaşta çok önemli bir şeydi. Yıllar sonra da Hürrem Sultan'ı oynamak nasip oldu.
- Yaptığın pek çok iş var. Sırasıyla sayarsak hangisi Çiğdem Tunç, kendini nasıl tanımlarsın?
- Balerin, tiyatro sanatçısı, televizyon sunucusu, program yapımcısı, televizyon yöneticisi, sinema sanatçısı, şarkıcı... Evet, geriye dönüp baktığımda bunların hepsi var. Bana sorarsan kısacası benim için "Şov Sanatçısı" tanımlaması yaparsan, yanlış olmaz. Bunların hemen hepsi bu tarife giriyor çünkü.
- Çiğdem Tunç dediğinde özellikle televizyonda insanın aklına Mehmet Ali Erbil geliyor. Ben televizyon muhabirliği yaparken kaç kez haberinizi yapmıştım. Mehmet Ali senin için ne ifade eder?
Benim kadim dostumdur Mehmet Ali. Tam 15 yıl birlikte çalıştık. Hani derler ya "İstesin canımı veririm" diye öylesine dostumdur benim. İstesin organ bile veririm onun için. Böbreğimi, karaciğerimi... Bir tek şey hariç?
- Hangisini vermezsin?
Çenemi... Çünkü bin beteri onda var!.. Şaka bir yana hayatımın en eğlenceli 15 yılını onunla geçirdim. Harika bir insandır. O sıralarda Mavi Ay diye bir dizi vardı. Bizi ondaki tiplere benzetirlerdi. Eşleri ile de çok iyi dosttuk.
- Eşleri!
Yani boşanıp yeni aldığı ilk eşleri tabii. Sonrasında ipin ucunu kaçırdım! Muhsine, daha sonra da Nergis... İkisi de çok iyi, çok hanım kızlardır. Onlarla arkadaşlığım da hiç bitmedi.
- Deli dolu, ele avuca sığmaz bir adam. Şöyle aklında kalan bir anınız var mı?
Olmaz mı, hem de pek çok anım var. Ama hepsi yaramazlığına dair. Örneğin bir seferinde bizi öldürüyordu.
- Ne yaptı ki?
- Abant'a gidiyorduk çekim için. Kar kıyamet... Şoför ana yoldan ayrılmadan zincir takmak istedi. Bu karşı çıktı, "Bir şey olmaz" diye. Ben ısrar ettim, dinlemedi. Ama ne olacağı o kadar belli ki. Sonunda öyle bir yerde spin attık ki, öbür dünyaya gittik geldik. Resmen korkudan gri olmuşum. Bunun gıcık bir gülüşü vardır ya. İçini çeke çeke güler. Benim halime gülmeye başladı. Biz neredeyiz, adam eğlencesinde. Nasıl saldırdıysam, kendini arabadan dışarıya zor attı. Karların içinde bir kovaladım, elime geçirsen boğacağım. Hem kaçıyor, hem gülüyor... Bir süre sonra ister istemez sen de gülüyorsun.
- Şimdi bir araya gelseniz.
Vallahi üç saat program yaparız, kimse nasıl geçtiğinin farkına varmaz.
"Saygı ve sevgi görüyorum" - Türkiye'nin tanıdığı bir kişisin. İnsanlar seni görünce nasıl tepkiler gösteriyor. Bir ara Eski Dostlar projesinde vardın. Şimdi neler yapıyorsun?
Sondan başlayayım. Eski Dostlar çok güzel bir projeydi ama çok kalabalık olduğu için ister istemez pahalı bir işti. Dolayısı ile iş bulmak kolay değildi. Bütçeyi herkes karşılayamıyordu. Bu yüzden Semih Yankı ve İskender Doğan'la birlikte yeni bir üçlü oluşturduk. Her seferinde aramıza yeni bir kişi alarak birlikte program yapıyoruz. Şimdiye kadar Tanyeli, Hüner Coşkuner, Selami Şahin ve Zekai Tunca ile program yaptık.
Halkın tepkisine gelince. İnan insanlar büyük sevgi ve saygı gösteriyor. Bu konuda hiç mi hiç ters bir şey yaşamadım.
Oyunculuk yapmak istiyor - Daha önünde çok uzun bir ömür var. İstediğin içinde kalan bir şey istikbale dönük bir projen var mı?
Bir sıkıntım var tabii... Ben fazla dışarılarda yaşayan bir insan değilim. Sanat camiası ise hep bir arada olan, birlikte olduğu kişileri hatırlayan yapıya sahip. Piyasaya uzak kalınca yapabileceğin şeylerden de uzak kalıyorsun. Aslında bunca dizi çekilirken ve ben bunca filmde rol almışken kendime yakışan bir rol oynayabilirim diye düşünüyorum. Gerçekten de bunun sıkıntısını duyuyorum. Bir Ajda Pekkan, bir Yıldız Kenter gibi yol almak istiyorum...
Kimdir?
Sinema, televizyon ve tiyatro sanatçısı olan Çiğdem Tunç, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo- TV Bölümü mezunu. 15 yıl Yıldız Alper Bale Okulu'nda bale yaptı. 1978 yılında profesyonel bale yaşamına İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde balerin olarak başladı. Pek çok sinema filmi ve müzikalde başrol, yardımcı ve konuk oyuncu olarak rol aldı. 1982 yılından bu yana şov yıldızı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Şu filmlerde rol aldı: 2007 - Genco, 2006 - Unutulmayanlar, 2005 - Belalı Baldız, 2004 - Sular Durulmuyor, 2004 - Neredesin Firuze, 2002 - Çekirdek Aile, 2001 - Tatlı Hayat, 2000 - Can Dostlar, 1999 - Umut Yolcuları, 1996 - Çılgın Bediş, 1991 - Aldatacağım, 1986 - Sonsuz Aşk, 1984 - Alev Alev, 1984 - Şabaniye, 1983 - Gecenin Sonu, 1982 - Hasret Sancısı
