Aydın sınırları içinde kalan Afrodisias'tan, kökleri Laodikya ve Hierapolis'e uzanan Denizli'ye geçişte sizi küçük bir tekstil şehri karşılar. Bir anlamda Büyük Menderes Vadisi'nden Çökelez Ovası'na geçişin kapısıdır Kızılcabölük
Oradan attığınız adım, sizi yılın on iki ayında karla kaplı Cankurtaran'ın tepeleri arasından Denizli'ye taşır.
Adını, geçmişi 600 yıl öncesine dayanan el dokumacılığıyla duyurmuştur. Dokumacılıkta o kadar ün yapmıştır ki, dünyanın ünlü oyuncularının bir araya geldiği Truva gibi, 1453 Fetih gibi dev filmlerdeki oyuncuların giysileri hep Kızılcabölük kumaşından seçilmiştir. Ünlü markaların etiketlerini gururla yapıştırdıkları tekstil ürünlerinde, modacıların tercihlerinde hep Kızılcabölük kumaşının kullanılması boşuna değildir.
İpliğe hayat verilen beldenin her zaman ne yaptığını iyi bilen insanları, yönetimde de seçici davranmış, belediye başkanlığı koltuğunu karikatürist bir başkana emanet etmiş. 'Sanatçı bir başkanın yaptıkları da özel olur' diye düşünen kasaba halkı, belediye başkanlığına Abdülkadir Uslu'yu bu bilinçle getirmiş.
Kasaba meydanında Denizli'nin ve beldenin kültür elçisi Özay Gönlüm heykeli ile karşılandıktan, onun Denizli şivesiyle ninesine yazdığı mektupları hafızanızda yeniden okuduktan sonra belediyeye uğrarsanız Başkan'la da tanışırsınız.
Bu yıl 18'ncisi düzenlenen Kızılcabölük Kültür Sanat Tekstil ve Moda Festivali'nde, Dokuz Eylül Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü ile ortaklaşa gerçekleştirilen defilenin tekrarını bu ayın sonunda İzmir'de gerçekleştirmeyi planladıklarını kaydeden Başkan Uslu, "Defile her yerde güzel olur. Ama Kızılcabölük'ü tanımak, Kızılcabülük kültürünü özümlemek için beldenin havasını koklamak şarttır. Herkesi Kızılcabölük'e bekliyoruz" diyor.
Oralara kadar gitmişken Hani ve Ahmet Baralı Yöresel Sanatları Müzesi ve halen kazıları süren Heraklia- Salbase Hieronu ve Ören tepesini mutlaka görmeniz gerekir.
Çekme tezgahta üretim
Kasabanın el dokumalarının tarihçesi yaklaşık 600 yıl öncesine dayanıyor. Orta Asya'dan göç eden uç beylerin bir kısmı, obalarıyla beraber bugünkü Kızılcabölük beldesine yerleşmiş. O dönemlerde obaların insanları çobanlık işi ile uğraşmaları nedeni ile keçilerinin kılını, koyunlarının yününü kirman adı verilen el aletleri ile eğirip (işleyip) ihtiyaçları olan giyecek, heybe, çuval, kese gibi eşyaları gerim tekniği ile kendileri dokumuş. Osmanlı döneminde ise dokumacılık sanatı daha da gelişmiş ve ilerlemiş. Bu dönemde birçok Sadrazam, Şehzade ve devlet ileri gelenlerinin giydikleri giysilerin kumaşları yörenin dokumalarından temin edilmiş. Kısacası, Kızılcabölük el dokumacılığı geçmişten günümüze süregelen geleneksel bir yapıya sahip. Evliya Çelebi dahi Seyahatnamesi'nde yöreye yer vermiş, yörenin dokumacılığından Kızılcabölük Çulhacılığı olarak bahsetmiş. Yörede gelişen teknolojiye rağmen, halen tahta tezgahlarda geleneksel dokumalar yapılıyor. Tamamen insan gücü ile çalışan çekme tezgahlarla üretilen kumaşlar, yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyük ilgi görüyor. Dokumaların üzerindeki motifler, tamamen yöreye özgü olup, ninelerin sandıklarından çıkan orijinalleri ile aynı. Her motifin ayrı bir anlamı, kendine özgü bir öyküsü var.
Yeni kazanç kapısı
Kızılcabölük'ü gezerken korumaya alınmış Osmanlı tarzı tarihi evlerine ve sokak aralarında 20'ye yakın gürül gürül akan kaynak sularına hayran kalmamak elde değildir. Suyun bolluğu kadar yeşillik de öyle... Kent, 7 bin 500 adet çınar, ıhlamur, ceviz, badem, 4 bin de Antep fıstığı ile yeşillendirilmiştir. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim ve Organizasyon Bölümünü ile Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nü bitiren Başkan Uslu, yeni bir gelir kaynağı yaratmak için manavlarda 2-3 liradan satılan kaypa türü kırmızı biber üretimi için 12 aileye 25 bin fidan dağıtmış. Hedef 2 yıl sonra 200 bin fidan ile 200-250 bin kilo kaypa kırmızı biberi yetiştirip, yöre insanına yeni bir ekonomik kazanç kapısı yaratmak.
NASIL GİDİLİR?
Kasabaya iki yoldan ulaşabilirsiniz. Aydın- Denizli karayolundan Afrodisias ve Karacasu güzergahından giderseniz, yol boyunca heybetli heybetli gökyüzüne dikilen çam ağaçlarının altından geçersiniz. Çalılar arasında zıplayan tavşanlar, birden yolu karşıdan karşıya geçen sincaplar, tilkiler yolculuğunuzu organik hale getirir. Orman güzelleri, motor gürültüsünden korkup bir yere saklansalar da varlıklarını bilir, hissedersiniz. Denizli yönünden gelirseniz Cankurtaran'ın karlı tepeleri arasındaki serin yoldan, yine çam ağaçları arasından zirveye tırmanırsınız. Acıpayam, Çameli yolunu kendi haline bırakıp Tavas istikametine saparak da Kızılcabölük'e varabilirsiniz. Aracınız yoksa da üzülmeyin. Denizli'den otobüsle bu tekstil kasabasına her zaman ulaşma şansınız vardır.
