ÖZKAN BİNOL
Feridun Düzağaç "FLU" albümü ile üç yıllık suskunluğunu bozdu. Albümdeki "Gönül" şarkısı dinleyenlerin hemen kalbine dokundu. Benim favorimse bir cover "Unutma Beni". O müzik dünyasına neden küstü? FLU'daki şarkılar nasıl doğdu? Bazı kesimlerce neden yaftalandı? FD fluya düşmeden, net bir şekilde cevapladı. İyi pazarlar.
-Yeni CD'nizin kartonetinde "Yıllar, yollar sonunda öğrendiğim en tek gerçek hayat" diye yazmışsınız. Siz şu an hayatın neresinde duruyorsunuz?
Ben 44 yaşındayım. Dinleyici dostlara bir ağabey tavsiyesi niteliğinde ettiğim bir laf. Benim kişisel olarak son derece mutlu ve huzurlu bir hayatım var. Dünyalar güzeli bir evladım var. Yeni albümümdeki bu şarkılar için bana sitem ediyorlar; "Tam bahar geldi diye seviniyorken, bu şarkılar nereden çıktı?" diye. İşte hayatı flu onlar için daha netleyecekleri çok şey var. Hepsi sarılacak bir şarkı bulacaktır diye umuyorum. Zaten o beklentiyle yapıyoruz. Şu ara yaptığım tek şey; kim neyi beğendi diye takip etmek.
-Nasıl bir süreçte FLU oluştu?
Beni biraz küstürdüler doğrusu. Özellikle "İyilik Güzellik Spor"un bir yanıyla çocuklarımız için çabalayan bir vakfın yararına bir albüm olmasına rağmen dinleyiciye dokunmadığını hissediyor olmak beni bayağı küstürdü. Hatta ben bu aralar kendi yazdığım şarkılara bir mola vereyim, şarkıcı olmamaya öykündüğüm zamanlara gideyim, o zamanlar söylediğim şarkıları söyleyeyim, hatta en çok söylediğim 2-3 şarkıdan böyle bir single gibi bir şey yapayım diye düşündüm. Bu arada sanat anlayışımızda hissettiğimiz değişiklikleri arkadaşlarıma uzun uzun anlattım. Şunu dedim: Bir şeyleri değiştirmemiz gerekiyor. Başarırsak devam ederiz, başaramazsak ben özlediğim zamana kadar susacağım. FLU'nun sosyal medyadaki kritiklerinden bana geçen ilk his gerçekten özlenmişim. Özlenme hissi çok önemli. Sonuçta bir endüstrinin içindeyim ama kendi şarkılarımı yazıyor olmaktan dolayı olsa gerek biraz da kendi hayatımı yazıyorum. Sizlere kendi hayatımı anlatıyorum. Bu biraz yorucu oluyor.
İLK ŞARKISI "TEK BAŞINA" -FLU albümünüzde sürpriz coverlar da var
Her şey artık son derece hızlı. İki "cover" o yüzden var aslında, yeni paylaşacağım hikayenin çıkış noktası oydu. "Tek Başına" ve" Unutama Beni". Tek Başına benim ilk gençliğimden beri en çok dinlediğim ve hadi bize gitar çal dendiğinde ilk çaldığım şarkıdır. Ben bu şarkıyı ne zaman dinlesem Fikret Kızılok bana akıbetimi anlatıyor gibi gelir; yanılmadı da günün sonunda. "Unutma Beni" de Esmeray'ın gülen yüzüyle kalplerimize dokundurduğu bir şarkıydı.
-Albümdeki "Gönül" şarkısı hemen dikkat çekti...
Ben her stüdyo sürecinde bir şarkı yazıyorum. Bu süreçte Gönül çıktı. Şu anki en büyük mutluluğum Gönül'ün 5-6 günlük süre geçmiş olmasına rağmen fark edilmiş olması. Öyle albüm oldu, yoksa bu belki iki "cover"lık, içinde tavırlar, küskünlükler barındıran bir single olacaktı.
-FLU için sizin barışma albümünüz diyebilir miyiz?
Benim dostlarım da ailem de bilir; benim küskünlüklerim uzun değildir. Çok kavga edilmemesi gerekiyor, ben kendim kavgalarımı ediyorum. Ben de çoğu zaman yenik düşüyorum kendi küskünlüklerime. Bunu iş olmaktan ne kadar çıkarabilirse bir şarkıcı, ne kadar hayatının bir parçası, bir yansıması olarak gösterirse, ben onu yapıyorum o yüzden de daha alıngan oluyorum. O yüzden çok keyifli... İtiraf ediyorum ki bu denli hızlı bir beğeni beklemiyordum. Çünkü yavaş ve derinden gidecek bir albüm bu.
SIRADIŞI BİR YAŞAM -Sıra dışı olmak nasıl bir duygu?
Ben karşısındakinin mutluluğunu, huzurunu, konforunu kendinden önce gözeten bir tipim. Kendimi sıra dışı tutmak ve başkalaştırmak için değil, ben böyle bir adamım ve böyle yaşamam gerekiyor. Medya önünde, yaptığı işi çok anlatıyor olmak, her albümün sonunda beni bekleyen süreç çok zordur. Çünkü çoğu zaman da sorulanın fazlasını anlatırım. Bir sahicilik, samimiyet takıntım var. O yüzden çok endüstrinin içinde değilim; hem içindeyim hem dışındayım. Benim önceliğim, ben kızımın babası olmalıyım diye düşündüm. Ondan sonra hayat fırsat verdikçe şöhretin, benim ellerimle ittiğim şöhretin keyfini de çıkartıyorum. Dinleyiciyle ilişkimi gerçekten sahne boyutunda tutmayı da çok önemli bir prensip olarak görüyorum.
-Albüm dinleyicilerle buluştu. Şimdi sizi bekleyen süreç nedir?
Yeni albümleri takip eden en büyük heyecan konser. Onları çalmak, söylemek, mümkünse birlikte söylemek. Çünkü beni en çok kıran şeylerden biri de yeni albümü takip eden ilk konserde belki de ilk şarkıyı bitirmeden eski şarkılardan birinin isteniyor olması ve benim ne yaparsam yapayım aşamayacağım bir "Alev" var. Öldüğüm zaman haber bülteninde fonda o şarkı çalacak diye düşünüyorum...
SOKAKTAN HİÇ KOPMADIM -Daha önceki albümdeki şarkıların sözleri şiir gibi
Evet, eski şarkı sözlerimi okuduğumda orada ciddi bir şair görüyorum ama bilerek ve isteyerek son üç albümde biraz daha sade olmaya çalışıyorum. Çünkü ben bir evladın babası olarak böyle iletişim kuruyorum hayatla. Öbür türlü ben kaybolup giderdim zaten, dinleyiciyle iletişim böyle kalmalı. Buna takılırsam, albüm yaptım herkes bayıldı dersem sokaktan koparacak bir şey bu. Ben sokaktan hiç kopmadım, hep sokağın içinde oldum. Bazen kendi dinleyicimin bile hoşuna gitmeyecek şeyler söyledim. Hele ki günümüzde karşınızdaki gibi düşünmüyorsanız zaten bir etiket yiyorsunuz. Böyle acımasız ve keskin bir süreç yaşıyoruz. O yüzden arada bir, özleyince bunu mutlaka dinletmeliyim hissini kendimde bulduğum şarkılar yapayım, onları birlikte söyleyelim, ben hep bunun peşinde oldum. Kısmen başardım.
-Eskiyi unutturmak istiyorum dediniz. Yarına dair ne söylemek istiyorsunuz?
Yıllarca hayatını kendi boheminde ve kendi duyarlılığında yaşayan insanlar için barış, sevgi, kardeşlik hep moda olmuştur. Ben dünya ve Türkiye için de maalesef bulunduğum yerden çok pırıltılı şeyler göremiyorum. Dediğim gibi şu yaşadığım kırgınlığın aslında en büyük sebebi. Küskündüm de beni ikna ettiler de albüm yaptım da bunun alt metni. Bir albüm ya da bir şarkı bu ülkenin hangi gerçeğini değiştirebilecek ki sadece iç dünyalara hitap ediyoruz. Biz burada tatlı tatlı konuşuyoruz ama dışarıda hayat acımasızca devam ediyor. Tanımlanan profilin dışında bir adamım. O yüzden sadece albümlerle, şarkılarla var olmakla geçiyor. Çünkü öbür türlü sadece bu ülkeyi çok sevdiğim için, sokakta gezen insanların mutluluğu için konuşan insan olduğumuz zaman, son birkaç yıldır iyice yaftalanıyoruz. Böyle bir algı var; şarkıcı, oyuncu, tiyatrocu işini yapsın, karışmasın bu işlere algısı var. Sonuçta söyleyebileceğim iyi bir şey yok.
-Yabancılardan kimleri dinliyorsunuz?
Yakın geçmişe kadar bu sorunun klişe cevabı vardı ama uzun zamandır yıldır sadece klasik müzik dinliyorum. Gençlerden kimi beğeniyorsunuz diye de çok soruluyor. Son keşfettiğim genç grup Feyk'ti. Onlar da yaşlandılar. Duman ve Feyk'in ciddi hayranıyım. Melis Danişmend'i de dinlemekten özellikle haz duyuyorum.
KAVAK YELLERİ İLE DÜET -Nilüfer'le düet yapmak için neden "Kavak Yelleri" adlı şarkıyı seçtiniz ?
Biz o şarkıyı aradık. Çünkü Feridun Düzağaç kırgın, kalbi kırık şarkılar yazan adam olunca, Nilüfer Hanım'ın bugüne kadar söylediği şarkılardan bir seçki geldi. Aslında Kavak Yelleri'ni belki başka bir proje için saklıyorlarmış, benim çok sevdiğim bir şarkıydı. Maalesef çok yeni kaybettik bestecisi Buğra Uğur'u. Çok keyifliydi, çok güzel bir şarkı. Pek "cover" sevmiyoruz aslında ama sınıfı geçti Kavak Yelleri. Bir de klip çekilecek. Sadece işiyle var olan büyük bir ses Nilüfer.
-Sinema serüveni neden tek filmde kaldı?
O filme ikna edildim yönetmen ve senarist tarafından. Güzel anılarım yok o filmle ilgili. Filmin başarısızlığının şarkıcı oynatılmasına bağlanıyor olması beni çok üzdü. Kimsenin oyuncağıyla oynamak gibi derdim olmadı. Sinema benim için bir çocukluk hayaliydi. Başarısız bir film de olsa sette olmak, büyük ekranda insanın kendini görmesi çok keyifliydi. Ama gerçekten ikna edildiğim bir hikayeydi. Belki bir daha o şans verilse daha doğru bir projede -varsa bir yeteneğim ki o da tartışılır- onu bertaraf etmeyi isterim.
Sinemacılara kapısı açık -Sinema aşkınızı film müziği yaparak devam ettirmeye ne dersiniz?
O başka bir ritim gerektiriyor. Bir dinleyicim yazmıştı, oradan öğrendim. 80 şarkı olmuş. Bu ülkede film çeken herhangi bir bilinç zaten iyi kötü o şarkıları biliyordur. Onları bir filminde kullanmak istiyorsa kapılar sonuna kadar açık. Bir filmim var, gelin buna bir şey yapalım kısmı beni aşıyor. Her ne yazıyorsanız o külliyata fon olacak şarkı mutlaka var.
"Bozcaada'da yaşlanacağım" -Egeli dinleyicilerle aranız nasıl?
Çıktığım günden bugüne Ankara ve İzmir'de özellikle şefkat buldum. Hatta özellikle ilk zamanlar gördüğüm şefkat beni çok mutlu ediyordu. Ben bir Kuzey Ege aşığıyım. Emeklilik planım, siyanürlü maden arama çıkana kadar Kaz Dağları idi. Bozcaada merkezli bir hayatım olacak. Daha fazla ötekileştirilmezsem, daha fazla kovulmazsam bu ülkeden Bozcaada'da yaşlanmayı umuyorum.
