ARGONOTLARLA SONBAHAR / ENGİN YAVUZ
Yedigöller dönüşü eğitmen Bahadır Karabıyık'a Gölcük'te sisli göl fotoğrafları çekebilmek için erkenden kalkma sözü vererek, geceyarısı olmadan odalarımıza çekiliyoruz. Aykut Fırat'la gündüz çektiğimiz karelerden bazılarını inceleyip, uyumayı deniyoruz.
Sabah 06.00'da kalk borusu çalıyor. Dinlenmiş gibiyiz. Kahvaltı salonuna iniyoruz. Açık büfede birbirinden çeşitli ve lezzetli kahvaltılıklar, mis kokulu çay ve portakal suyu... Neşe içinde yapılıyor kahvaltı. İkinci durağa doğru yola çıkmak üzereyiz. Keyfimiz bundan...
Malzemelerini alan otobüsteki yerini alıyor. Hedefimiz Gölcük gölü. Yol boyunca gölü daha önce görmüş olanlar görmeyenlere özelliklerini anlatıyor. Biliyoruz ki hepimiz, Türkiye'nin en güzel köşelerinden birine daha gidiyoruz.
Herkes fotoğraf makinelerinde son ayarlamaları yapıyor, acemilerin yanı başında ustaları, (Yüksel Gedik, Aykut Fırat örneğin) her zaman yardıma hazır. Tadına doyamayacağımız Gölcük Tabiat Parkı'nı tanıtalım meraklısına.
Bolu'ya 15 kilometre uzaklıkta, 1217 metre yükseklikte yer alan Gölcük Türkiye'nin en önemli tabiat parklarından biri. Gölcük yürüyüş yolları, manzara seyir terasları, günübirlik piknik alanları, bungalovları ve iklimsel özellikleri ile büyük önem taşıyor.
ZİYARETÇİSİ ÇOK
Bazı yerlerinde 6 metre derinliğe ulaşan Gölcük, kayın, gürgen, köknar, meşe ormanlarıyla çevreli benzersiz bir doğa parçası. 37 hektar genişliğindeki göl, Orman Genel Müdürlüğü'nün son yıllarda gerçekleştirdiği üstyapı düzenlemeleri ile aynı anda çok sayıda kişinin yararlanabildiği günübirlik dinlenme alanı haline getirilmiş. Gölcük Bolu halkının en çok tercih ettiği dinlence alanlarından biri. Gölcük Tabiat Parkı'nda 1 kafeterya, 1 konukevi, 1 kır gazinosu, 1 işçi binası, 1 idari bina (balıkhane binası), 1 bekçi evi, 4 WC, 5 çeşme yer alıyor.
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
Neden akşam oluyorum tren kalkınca
Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
Öyle çok acımasız ki, öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç.
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
Göl çevresini biraz da spor yaparak dolaşmak isteyenler için kiralık bisikletler var ve kullanmak isteyenler 20 dakika için 5 lira ödüyor.
Gölcük gölü çevresinde varlığını tahmin ettiğimiz sisten iz yok. Ama otobüsten inip, göl kenarına yaklaştığımız anda herkes "Ne iyi etmişiz de buraya gelmişiz" diyor yol arkadaşlarına. Karşımızda kelimelerle tarifi zor, muhteşem bir doğa parçası.
Bol oksijenli, çam kokulu hava tertemiz, göl çevresi tertemiz ve sürekli temiz kalması için ne kadar özen gösterildiğini personelin çabasından anlıyoruz.
Ufacık bir esinti yok havada, gökyüzünde ise tek bir bulut... "Tabak gibi" denir ya göl yüzeyi öyle, durgun, berrak, pürüzsüz. Hangi kıyısından bakarsınız, karşı sahilin yansıması bütün ayrıntılarıyla suda... Bu güzelliğe sonbahar sarılarını, ahşap iskeleleri, yürüme yollarını, ahşap binaları da eklerseniz eğer, fotoğraf karelerine girebilecek öyle özgün, öyle renkli, öyle benzersiz ayrıntılar var ki...
Argonotlar göl çevresine dağılıyor. Herkes farklı bir yaklaşımla bakıyor göle, göl çevresine. Neşeli kahkahalar geliyor karşı sahilden. Keyifler yerinde. Herkes en güzel fotoğrafı çekebileceği, en mükemmele ulaşabileceği umuduyla başka bir köşede makinelerinin deklanşörlerine basıyor birbiri ardınca.
Göl çevresinde dolaşırken doğaya saygılı olması gereken her gezginin yapması gerektiği gibi özenliyiz. Aklımızda o basit ama anlamlı kurallar:
"Ayak izinden başka bir şey bırakma
Anılarından başka bir şey getirme
Zamandan başka bir şey öldürme
Görüntüden başka bir şey alma"
Öyle yapıyoruz, terk ettiğimiz doğa parçasını geldiğimiz andan daha temiz bırakmalıyız. Kuralımız bu...
İki saatlik turun sonunda fotoğraf makinelerimiz birbirinden eşsiz görüntülerle yüklü.
Zamanımız giderek daralıyor, sırada Abant gölü var bu kez. Abant'taki fotoğraf çekimlerinin ardından İzmir'e doğru yola çıkmamız gerekiyor hemen. Çünkü pazartesi yeni bir hafta başlıyor ve herkes işine gitmek zorunda. Abant gölü ve çevresini tanıtmalıyım şimdi de...
1350 METRE YÜKSEKTE
Abant gölü, Bolu'ya 41 kilometre uzaklıkta çam ve köknar ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu 1196 hektarlık tabiat parkının içinde, yaklaşık 1350 metre yükseklikte yer alan 125 hektar genişliğinde bir göl. En derin yeri 18 metre. Gölde Abant Alabalığı olarak adlandırılan bir balık türü yaşıyor. Abant gölü birkaç kaynak suyu, iki-üç devamlı akarsu ve özellikle de kar ve yağmur suları ile besleniyor. Gölün çevresinde birçok otel ve restoran yer alıyor.
Abant gölü; Abant dağları üzerinde oluşmuş bir krater ve birikinti gölü. Park alanında 1400 metreden 1700 metreye kadar yükseklikte olan birçok tepe var. Abant Gölü Tabiat Parkı; Batı Karadeniz sıradağlarının Karadeniz sahiline paralel ikinci kolunu oluşturan Abant ve Keremali sıradağlarının kolları arasında bulunuyor. Abant Tabiat Parkı göl çevresi, çam, köknar, kayın, meşe, kestane, gürgen, kavak, yabanıl meyve ağaçlarından oluşan zengin bir bitki örtüsüne sahip. Yöre ormanları kızıl geyikler için uygun yaşam alanı.
Abant Gölü Tabiat Parkı iklim ve arazi yapısı nedeniyle zengin ve farklılık gösteren bir bitki yapısına sahip. Parkta 84 familyaya ait 332 cins, 660 tür, 147 alt tür ve 69 varyete, toplam 672 bitki çeşidi yer alıyor. Bunlardan 51'i endemik (yöreye özgü) bitki.
TURLAR FAYTONLA
Abant Gölü Tabiat Parkı insanların eğlenmesine, dinlenmesine ve kısa süreli tatil yapmasına, ayrıca bilimsel ve eğitsel amaçlı çalışmalara olanak veren, konaklama tesisleri, çadırlı kamp ve günübirlik kullanım alanları ve yaylalarıyla rekreasyonel kullanıma çok uygun.
Abant gölünün çevresinin uzunluğu 8 kilometreye yaklaşıyor ve göl çevresini dolaşmak isteyenler için hem fayton ile hem de atla dolaşma olanağı var. Göl çevresinde faytonla bir tur 50 lira. Göl çevresinde film çekmenin bedeli ise 1000 lira.
Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Gün döndü, geceler uzar hazırlık sonbahara
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız.
Attila İLHAN
Fotoğraf tutkunları her zamanki gibi heyecanla göl çevresinde görüntü avına çıkıyor yine. Gölün diri maviliği, hafif serin rüzgar, çam ve köknar ormanları, doğanın çekici kokusu sanki herkesi huzura çağırır gibi... Bu ortamda keyifle çekiyoruz en güzel kareleri ve iki saatin nasıl geçtiğini kimse anlamıyor.
Bir tek kardelen fotoğrafı çekemediğime hayıflanıyorum. Öyle ya Yedigöller'e bir hafta geç kaldığımız ortada... Abant'taki kardelenlerin boyunlarını topraktan uzatmaları için ilk karın düşmesi gerek. İlk kardelenlere muhtemelen daha 10 gün var. Abant'ta erkenciyiz, Yedigöller'e ise gecikmişiz. Fotoğraf sanatçısının kısmeti böyle.
İki günlük soluksuz fotoğraf serüvenini Abant'taki turumuzla noktalıyoruz. Makinelerimizde günlerce bakıp yorumlayacağımız birbirinden değerli fotoğraf kareleriyle yüklü İzmir'e geri dönüyoruz. Yorgunuz ama güzel işler yapmış olmanın keyifli yorgunluğu bu. İki gün süresince kafa yapıları ve dünyaya bakışları birbirine çok benzeyen, olumlu, dostça yaklaşan, yürekli insanların arasında kendimi büyük bir ailenin bireyi gibi hissettim.
Beni ağırladıkları ve aileye kabul ettikleri için herkese gönülden teşekkür etmek istiyorum. Kabulünü rica ederim.
YARIN: DAHA YAKINDAN ARGONOTLAR
