RÖPORTAJ: Özkan Binol
Emel Göksu Hanım'ı "Fincan Hala" karakteriyle tanıyıp sevdik. Emel Hanım o kadar başarılıydı ki dizideki karakter öldüğünde pek kişi göz yaşı döktü. Aslında Türkiye onu diziler sayesinde tanısa da o Devlet Tiyatrosu'nun vazgeçilmez oyuncularından biri.
Emel Hanım "Suç ve Ceza", "Ivon", " Türkmen Düğünü" gibi birçok tiyatro oyununda sahne almış. Şimdilerde " Adını Kalbime Yazdım" dizisindeki Kureyşe Ana rolüyle seyircisiyle hasret gideriyor.
- Emel Hanım uzun ve başarılı sanat hayatınız ne zaman ve nasıl başladı?
Profesyonel olarak oyunculuğa 1962'de başladım. 1968-1969 yıllarında Ankara'da Denge Çocuk Tiyatrosu'nu kurdum. 1970 yılında İngiltere'de "L.A.M.D.A"da eğitim aldım. 1974 yılında İzmir Devlet Tiyatrosu'nda göreve başladım. 1980 yılından itibaren de çalışmalarıma Ankara Devlet Tiyatrosu'nda devam ediyorum. Tiyatronun yanı sıra dizi ve sinema filmi çalışmalarım da sürüyor. Şimdi "Adını Kalbime Yazdım" adlı bir televizyon dizisinde oynuyorum.
- Bu dizide nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
"Adını Kalbime Yazdım" dizisinde Bozbeyler Aşireti'nin önde gelen kadınlarından biri olan "Kureyşa" adında bir Anadolu kadınını canlandırıyorum. Dertli, acılı bir karakter. Kureyşa Ana bir oğlunu genç yaşta sürgün diyoruz ona ama aslında kan davası yüzünden İstanbul'a yollamak zorunda kalmış. Devamlı oğlunun dayanılmaz hasretiyle içi yanmış bir kadın. Seyirci bazen bana kızıyor: "Niye oğlundan habersiz onu başkasıyla, sevmediği biriyle evlendiriyorsun" diyorlar. Ama kadın annelik duygusuyla, kan davası bitsin istiyor. Çünkü kan kana karışınca, kan davası bitiyor. Bunu istiyor. Bir yandan hoş bir şey değil oğlunu sevmediği biriyle evlendirmek ama bir sürü insanın da canı kurtulacak, analık duygusu bu olsa gerek diyorum. Kureyşa işte böyle bir kadın.
- Bu dizilerin topluma yön verdiğini düşünüyor musunuz?
Tabi ki, oynadığımız karakterlerin topluma yön verdiğini düşünüyorum. Mesela ben "Annem" dizisinde oynarken, bir beyefendi geldi bana. Dedi ki, "Size o kadar çok teşekkür ediyorum ki, benim annem çok kötü bir kayınvalideydi. Sizi gösterdim, o diziyi seyrettirdim ve çok değişti. Size teşekkür ediyorum.
- Hangi dizilerde oynadınız?
Efsane dizi "Ferhunde Hanımlar", "Bizim Evin Halleri", Nesli Çölgeçen'in yönettiği "Ah be İstanbul", Zübeyr Şaşmaz'ın yönettiği "Ayrılık", Faruk Teber'le çalıştığımız "Annem", atv'de yayınlanan "Bitmeyen Şarkı"yı hemen sayabilirim. Tabii ki beni büyük kitlelerle tanıtan dizi " Bizim Evin Halleri"dir. Bir de Abdullah Oğuz'un Zülfü Livaneli'nin romanından uyarlayıp yönettiği "Mutluluk" adlı sinema filminde oynadım.
- En çok hangi karakteri sevdiniz?
Fincan Hala'yı sevdim. Eee dile kolay tam sekiz sene oynadım. O ekibimiz çok neşeli, keyifli, çok birbirine bağlı bir ekipti. Keşke o günlere tekrar dönebilsek, tabi artık yeni diziler diyoruz. Yani Fincan Hala'yı unutamam.
- Dizilerimizin başarısı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Oyuncusundan set çalışanına kadar herkesi tebrik ediyorum. Bu diziler çok büyük emekler, çok ciddi fedakarlıklarla ortaya çıkıyor. Düşünsenize her hafta neredeyse bir sinema filmi çeker gibi performans gösteriliyor. Halkımızda ekran başında bizi izleyerek takdirlerini gösteriyor. Sağ olsunlar. Dizilerimizi ayrıca sınır ötesinde de Türkiye'yi temsil ediyor. Türkiye'nin tanıtımına çok ciddi katkıda bulunuyor. Dünyada Türk dizilerinin rüzgarı esiyor. Açıkçası büyük bir başarı söz konusu olan.
- Bu kadar yıllık sanat hayatında mutlaka unutulmaz bir hatıra vardır.
Tiyatroda daha çok ömrümüz geçti; çok anı var. Son oyunlarda mutlaka değişik bir şeyler yapılır, birbirini güldürmeye çalışılır. Polonyalı bir yazarın "İvon" adında bir oyununu oynuyorduk. Sahnede Ege Aydan, Turgay Tanülkü, Burak Sergen ve diğer değerli arkadaşlarımız vardı. Ben son gün ne yaparım diye düşündüm. O arada da Lambada şarkısı meşhur, her tarafta Lambada çalıyor. Ben de yeğenini erkeklere yaklaştırmak isteyen bir kadını oynuyorum. Yeğenimle parkta oturuyoruz. Ege Aydan, Turgay, Burak var. Onları gözüme kestiriyorum, onlarla bir ilişki kursun istiyorum. Ben bir gece öncesinden bir hazırlık yaptım. Kasete Lambada'yı koydum. Kadın da zaten uçuk kaçık bir kadın; kürkler falan attım, saçlarımı kabarttım. Geldim o sahnede diyeceğim ki kızıma, "Sen neden dün gece dans etmedin". Elimde kocaman bir çanta var, içeriden teybin tuşuna bastım, Lambada çalmaya başladı. Ben başladım dün gece neden dans etmedin diye. Lambada oynuyorum tabi, onlar altta kalırlar mı, başladılar Lambada yapmaya. Tabi bütün ışıkçılar bakıyor, yanlış yere mi bastık nereden çıktı bu diye. Ondan sonra teknik özürlüyüm, kapatamıyorum. Sahne devam edecek, ben teybi aldım dışarıya, çocuklara attım ancak öyle durabildik. Hiç unutmam bu hatıramı.
- Ege'ye bir mesajınız var mı?
Olmaz olur mu... Egelileri, Ege'yi çok seviyorum. Güneş, deniz, sıcak insanlar, yeşillikler... Ege'nin her tarafı çok güzel. Tıpkı Ege'nin insanları gibi. Sevgiler.
Uçak korkusu yüzünden kızının yanına gidemiyor - Ailenizde sizin izinizden kimler geldi?
Kızım Fadik (Sevin Atasoy) bildiğiniz gibi oyunculuk yapıyor. Oğlum Eren (Keleş) de Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde. Büyük mutluluk bir anne için.
- Fadik'ten haber var mı? Neler yapıyor?
Fadik bildiğiniz gibi Amerika'da. Altı ay kültür elçiliği yaptı. Şimdi de "Kırmızı Bavul" adında bir kitap yazdı. Bir yapım şirketi kurdu Amerika'da. Bu aylarda gelip kitabını bastırmak için uğraşacak. Film çevirir mi bilmiyorum. Bu aralar kitabıyla meşgul.
- Kitabı ne ile ilgili?
Seyahat ile ilgili ama bazı dönemsel irdelemeleri de var. Ben daha okumadım.
- Fadik Amerika'da mı yaşayacak?
Fadik şimdi Amerika'da Los Angeles'ta yaşıyor. Ve hayatından çok memnun. Ben de ne yapayım o mutlu diye sesimi çıkarmıyorum. Uçak korkum yüzünden de gidemiyorum yanına. Neyse en azından o gelecek önümüzdeki aylarda. Hasret gidermiş olacağız.
