RÖPORTAJ: BURCU ŞAKAR
Assolistliği sahnede bırakan, mütevazılığıyla ve cana yakınlığı ile bir kez daha gönlümü feth eden Türk Sanat Müziği'nin Kraliçesi Muazzez Ersoy ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Ertesi gün konseri olmasına rağmen, uyku saatinden fedakarlık yaparak, gecenin bir vakti tüm soruları içtenlikle yanıtlayan Ersoy ile yeni albümünden tutun da eski anılara kadar neler konuşmadık ki..
- Uzunca bir aradan sonra 'Şarkılarla Gel' albümünü yaptınız.
'Şarkılarla Gel' albümünü 2014'de yaptık. Neredeyse 4 yıl aradan sonra yapılan bir çalışma. İçeriğinde tadını lezzetini unutamadığımız güzel eserler var. Bu eserlerin yanı sıra iki üç tane de yeni çalışma var. 'Şarkılarla Gel' dolu dolu bir albüm. Enerjisi çok yüksek, dinleyen herkesi gerek evinde gerek yolculukta keyiflendirebilecek bir çalışma oldu. Allah şansını bol eylesin.
- İçerisinde 12 eser yer alıyor değil mi?
Aslında 14- 15 parçaya yakındı. İki eserde problem yaşadık. Birinin söz yazarından birin bestecisinden dolayı parçaları kullanamadık. Birinin söz yazarı bulunamadı. Öyle olunca parça çok güzel olmasına rağmen albüme koyamadık. Diğerinin bestecisi ise İran'daydı. Ona da ulaşmak sıkıntı oldu. Derken iki üç parçayı çıkartmak zorunda kaldık.
- Albümün adı 'Şarkılarla Gel' ama albümde 'Şarkılarla Gel' diye bir şarkı yok..
Evet albümde şarkılarla gel diye bir parça yok. 4 yıl aradan sonra yapılan bir albüm olduğu için ve çok güzel eserler yer aldığı için adına 'Şarkılarla Gel' dedik.
- Kimlerle çalıştınız?
Muzaffer Özpınar hocamızdan tutun da Halil Karaduman'a kadar çok değerli isimlerle birlikte çalıştık. Albümde çok kıymetli yeni besteci arkadaşlarımızın da emeği var.
- Bu güne kadar kaç albüm yaptınız?
Nostalji 1 ve 2'den sonra üçlü albümler yapmaya başladım. Albüm sayısı biraz kabarık.
ZOR BİR DURUM - Fuarda sahne aldınız mı?
Fuarda bir kere çıktım. Rahmetli Atalay Noyaner'in sahibi olduğu Akasyalar Gazinosu'nda sahne almıştım. Maksim Gazinosu'na daha çok geliyordum. Allah rahmet eylesin Atalay Bey, sanatı ve müziği çok seven biriydi. Sevdiği ve inandığı sanatçıları canı gönülden destekleyen biriydi. Hatta o dönem çok sevdiğim dostum, arkadaşım; Gazeteci Yusuf Çınar'la alışverişe giderdim. Ben alışveriş yapardım o fotoğraflardı. Fikir verirdi. O dostluğumuz hiç bozulmadı. Kaç yıl geçse de dostluğumuz kaldığı yerden devam etti.
- Müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle Türk Sanat Müziği'ni..
Müzik piyasası bir kaç seneden beri çok zor bir durumda. Bazı noktalarda tıkanıyor. Bazı noktalarda koşuyor. Bazı noktalarda biraz oturup dinleniyor. Ama hakikaten sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Türk Sanat Müziği'ni ise çok az okuyan var. Çok zor bir branş. Ben okurum diyecek ya da diye bilen herkesin okuyabileceği bir tarz değil. Türk Sanat Müziği'ni okuyabilmek için ağzında sesin de Türk Sanat Müziği'yle örtüşen bir akide şekeri olması gerekiyor. O akide şekeri de herkesde yok. Tamam bizler de arabesk, fantezi okuyoruz hatta yeri geliyor pop da okuyoruz ama Türk Sanat Müziği'ni herkes okuyamaz. Türk Sanat Müziği ile yola çıktığım ve sanat müziği üzerine eğitim aldığım için bu kulvarda kendimi çok iyi görüyorum. Bir çok kişiden arabesk dinliyorum fantezi dinliyorum. Çok da beğenerek, severek dinliyorum. Ben de okuyorum ama onlar Türk Sanat Müziği okuduğu zaman bir eksiklik hissediyorum. Yani Türk Sanat Müziği'ne gırtlağı, sesi, dili gitmiyor. Pişmeden okunmuyor.
YARIŞMAYA KATILMAM - Yeni dönem ses yarışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Hiç ilgilenmiyorum. İlgilenmediğim için de izlemiyorum. Bu benim şahsi fikrim. O yarışmalardan bugüne kadar kim çıktı diye ben size yöneltecek olursam. O yarışmalardan çıkmış gerçekten kabullenilmiş, Türk müziğinde aşama kaydetmiş, sevilen, dinlenilen biri var mı?
- Yarışmalar sona erdikten 3 gün sonra birinci gelen isimlerde yok oluyor.
İşte yok. Ben hep kendimi düşünürüm. Diyelim ki bu yarışmalar yıllar önce olsaydı. Acaba ben katılır mıydım diye düşünüyorum. Ben katılmazdım. O yarışmanın beni alıp uçuracağını bilsem bile katılmazdım. Bu benim fikrim. Benim müziğe başladığım dönemlerde böyle yarışmalar yoktu. Ama normal ses yarışmaları yapılırdı. Büyük gazinolarda düzenlenirdi. O büyük gazinoların o büyük salonlarına insanlar akın ederdi. Ben onlara dahi katılmadım.
- Eski gazinolar yok artık o gazino dönemlerini arıyor musunuz?
Ben gazino dönemlerinin en son etaplarında bulundum. Yani artık gazinoların yavaş yavaş tükenmeye başladığı dönemlerde. Pembe Köşk çalışmam oldu. Sonra rahmetli Atalay Noyaner ile Maksim ve Akasyalar'da çalıştım. İlk kez assolist olarak Pembe Kökte sahne aldım. Sonra da gazinolar bitti zaten.
- Sizi müziğe anneniz teşvik etmiş doğru mu?
Annem müziği çok seven biriydi. Gençlik yıllarında Şehzadebaşı Direklerarası Necati Başaran Korosu'nda yer almış. Ama rahmetli dayımdan hep çekinmiş. Sahneye çıkamamış. O korku annemin içinde demek ki hep kalmış ki ben sahneye çıkacağım dediğim de aman kızım dayın ne der dedi? Ben de bana ne dayımdan. O senin kardeşin. Benim kardeşim değil ki ona ne dedim. Demek ki o korku o kadar yerleşmiş ki içine bana öyle demişti.
- Bu durumda sahneye çıktığınız da dayınız nasıl tepki verdi mi?
Çok gençtim. 21 yaşındaydım. Dayım tepki vermenin aksine bana hep sultanım sultanım diye seslenirdi. Destek olmuştu.
- Bir tane oğlunuz var. Yeteneğiniz oğlunuza da bulaşmış mı?
Oğlum Ender daha çok bilgisayar alanında uzman. Web master olarak çalışıyor. Aslında sesinin güzel olduğunu düşünüyorum. Müziği de çok sevmesine rağmen yine de ses sanatçısı olmayı tercih etmedi. Zaten bir aileye bir kişi de yeter.
NİLÜFER HAYRANI - Sosyal medya ile aranız nasıl?
Fena değil. Bu aralar zaman buldukça Facebook'a giriyorum. Ufak ufak öğrene öğrene gidiyorum.
- Rahmetli Atalay Noyaner, Maksim'de ki programınız için Muazzez Abacı'nın rakibi olarak ilan vermiş.
Gazetede 'Muazzez Abacı'nın tek rakibi Muazezz Ersoy, Maksim'de diye bir ilan gördüm. Gördüğümde çok üzüldüm. Bu üzüntü farklı bir üzüntü. Öyle bir üstadla isimlerimizin yan yana olması beni onurlandırır. Öyle bir üstada yakın bir havam varsa da şeref duyarım. Bu ayrı bir konu. Sonuçta Muazzez Hanım çok yüce bir sanatçı. Atalay Bey'le görüştüm. Keşke böyle bir ilan vermeseydiniz. Muazzez Hanım kim ben kimim dedim. Böyle bir şey hoş olmadı gibi geldi bana dedim. Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, bunlar büyük büyük üstadlar. Hala zaman zaman şöyle bir bakarım da onlara ermem için benim daha çok çalışmamam gerekir diye düşünürüm.
- Kimleri dinliyorsunuz?
Nilüfer, yüreklerin minik serçesi Sezen Aksu'yu dinlerim. Caz müziği çok severim.
- Modayı takip ediyor musunuz?
Modayı takip ederim ama gözle takip ederim. Sonuçta kendime yakışanı seçerim. Moda diye absürt bir şeye para vermem.
Zeki Müren'in öldüğü gün ben de yanındaydım - Zeki Müren vefat ettiğinde siz de yanındaydınız.
İzmir'de düzenlenen televizyon programında Zeki Müren'e Zeki Müren'in Ankara Radyosu'nda ilk şarkı okuduğu mikrofon ona hediye edilecekti. O günde yanında görmek istediği sanatçıları kendisine sormuşlar ve onlardan bir tanesi de benmişim, beni istemiş. O dönemde yeni çıktığım dönemdi. Bir kız çıktı demiş yeni, onu istiyorum olursa Stüdyoda rahmetli Zeki Müren' e öncesinde bir kalem hediye ettim, hepimiz o yuvarlak masanın etrafına oturduk rahmetli Zeki Müren, ben ve Ajda Hanım. Ben, o günün anısına almış olduğum kalemi hediye ettim ama hala üzerimde bir rehavet var yani ne olduğunu anlayamıyorum tam toparlayamadım kendimi. Kayıt dediler, kayda girildi ve sunucu anons etti. Rahmetli Zeki Müren'in Ankara radyosunda ilk okuduğu mikrofonu kendisine hediye ediyorlardı. Bütün vücudunun şöyle bir titrediğini gördüm, heyecandan dedim. Ayakları neredeyse birbirine vuracak derecede bariz, belirgin bir titreme vardı. Masaya geldi, oturdu, koltuğu tuttu şöyle bir oturduğu zamanda vücudunda belirgin bir titreme vardı, eğildim hafifçe, "Paşam dedim bir doktor çağırtalım mı ister misiniz?" ''Hayır Muazzezcim teşekkür ederim, heyecandandır geçer'' dedi. Elimi çektim, ondan sonrasını da herkes, tüm Türkiye biliyor zaten.
İyi niyet elçisi seçildi - Siz aynı zamanda iyi niyet elçisisiniz.
Her halde 8- 9 sene olmuştur. Unicef'in birleşmiş milletler bünyesinde iyi niyet elçisi seçildiğim doğrudur. Ulusal ve uluslararası iyi niyet elçisi seçildim. Tüm dünya üzerinde her ülkeden seçilen iyi niyet elçileri var. Angelina Jolie, Adel Imam da seçilen iyi niyet elçileri arasında. İtalya'da Yunanistan'da ve diğer ülkelerden seçilen elçilerin sahip olduğu statü neyse ben de o statüye sahibim. Görevim, tüm kamuoyunu mülteciler ile ilgili bilgilendirmek, aydınlatmak. O insanların zor şartlar altında ülkelerinden ayrıldığını, ailelerin hep dağınık olduğunu, onlarında gittikleri ülkelerde bizim gibi haklarının olduğunu, çocuklarının okula gitmesi gerektiğini, her türlü sağlık hizmetlerinden ve bu insanların ülkelerinden mecbur kaldıkları için ayrıldıklarını, birtakım neden ve sebepler nedeniyle ayrıldıklarıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için bu sorumluluk bana verildi. Bu aynı zamanda mültecileri temsil eden bir kimlik.
