SELAMİ KALAY
İzmir'e sadece yarım saat uzaklıktaki Kazak Vadisi'ne, Kemalpaşa'dan, Torbalı- Selçuk istikametine doğru geçtikten yaklaşık 4 km sonraki Çiniliköy'den 800 metre daha içeri girilerek ulaşılıyor. Kımız Çiftliği, Nif Dağı'nın eteklerinde zeytin, çam ve çok çeşitli meyve ağaçlarından oluşan yemyeşil bir ormanın yanı başında. Hemen arkasında Nazarköy(Savanda) Kanyonu, karşısında Mahmut Dağı görünüyor. Şirzat Doğru'nun Orta Asya Türk kültürünü yaşatmak amacıyla kurduğu çiftlik, İzmirlilerin hafta sonu hoşça vakit geçirebilecekleri özel bir mekan.
Çiftliğin kurucusu Şirzat Doğru 1935 doğumlu. Doğu Türkistan'da, Manas-Savan bölgesine göç sırasında yolda dünyaya gelmiş. 1949 yılındaki "Büyük Kazak Göçü"nde, ana yurtlarından Alibeg Hakim önderliğinde başlayıp iki yıl süren yolculukları sırasında Taklamakan Çölü ve Himalaya Dağları'ndan geçip Hindistan'a ulaşmışlar. Daha sonra da, 1954 yılında Anadolu'ya gelip yerleşmişler. Konya'nın İsmil Kasabası ile Altay ve Zengin köyleri, İstanbul Zeytinburnu ve Tuzla semtleri, Manisa Salihli Kazakların yeni yaşam alanları olmuş.
Şirzat Doğru'nun kızı Ayşe Can, 1958 Salihli doğumlu. Çiftlikte ikram ettiği Kımız'ı içerken, kendisinden Kazak kültürü ve çiftlik hakkında detaylı bilgi alma fırsatım oldu.
KEÇEYURT- OTAĞ (KİYİZ ÜY)
Çiftlikte, turistik amaçlı ve sabit olarak düşünüldüğü için betonarme inşa edilen bir "otağ" bulunuyor. İç motifler Türkistan'dan davet edilen ünlü Kazak Ressam Aman Abzalbek tarafından çizilmiş. Bahçede aslına uygun daha küçük otağlar var. Otağın ana iskeleti üç parçadan oluşuyor. Kerege (Kafes); Kuşun kanatları gibi açılıp kapandığı için kanat da deniyor. Çangrak; Çember şeklinde, otağın aydınlığı ve duman çıkmasını sağlıyor. Uvuk (Sırık); Kafesin üstündeki çatala iple bağlanıyor. Dış kısımlar önce motifli dokunmuş hasırla kaplanıyor, sonra tepeye kadar keçe ile örtülüyor. İç kısımlar el dokumalı, desenli, motifli süs eşyaları ile süsleniyor. Ortadaki Oşak (ocak) da Ot (ateş) yakılıp otağ ısıtılıyor, yemek pişiriliyor. Otağda yatılacak yerin ismi Tüskiygiz. Ayşe Can bu otağ düzenini ve düğün geleneğini şöyle anlatıyor;
HİYERARŞİK DÜZEN
"Otağın kendine özgü bir hiyerarşik oturma düzeni vardır. Evin atası, saygın yaşlılar giriş kapısının tam karşısındaki köşe başında yani 'Tör' de oturur. Gençler, otağın merkezi olan ve ateş yanan yerden öteye geçemezler. Eski adetlerde gençler, kendi aralarında yaptıkları kurultaylarda tanışıp anlaştıktan sonra aileler devreye girer ve törelere uygun düğün yapılır. Kızlar evlenmeden önce başlarını hiçbir şekilde örtmez ve ata binmeye uygun 'Köylek' giyerler. Evlendikten sonra 15 gün başına kırmızı renkte 'Salı' takar ki gelin olduğu belli olsun. Sonra normal bir başörtüsü takar, türban diye bir adetimiz yoktur. Kadınlar Kos Etek ve yelek giyerler. Yeleklerdeki sıralı parlak düğmeler eski evlilerde daha çoktur. Düğünde geleneksel çalgımız 'Dombra' eşliğinde 'Betaşar' (gelin yüzü) yapılır. At yarışları, aşık oyunu, beştaş, kancaksıma ve karacorga oyunları oynanır."
ASKANA (AŞHANE)
Geleneksel Orta Asya mutfağı yemeklerinin servis edildiği bu lokantada; Kazak, Özbek ve Kırgız Türkleri mutfağından seçme yemekler bulmak mümkün. Bunlar arasında en önemlileri; Özbek pilavı, bavursak, kaz sucuğu, dana etli sebze, kavurdak, şaşlık, buharda pişmiş mantı, kömürde tavuk budu, çiğ börek, kespe köje çorbası. Yaşamları gereği ağırlıklı olarak hayvansal içerikli yemeklerin yapıldığı Kazak Askanasında geleneksel yemek isimlerinden bazıları da şöyle; Nevruz Çorbası, Soğum, Sorpa, Cörgöm, Sanza, Çeltek, Kurt, İrimçik. Düğünlerde, dünürlere saygının bir ifadesi olarak karaciğer ve kuyruk yağı haşlanarak birlikte ikram edilir ve bu geleneğe "may asatalım" (ağzımızı yağlayalım) denirmiş. Damat için de etin "tös" denilen yeri özel olarak ayrılırmış.
DAMIZLIK ATLAR
Orta Asya Türk kültürü içinde en baskın motif olan atlar, Kazak Vadisi'nin olmazsa olmazlarından. Çiftlikte, sadece Orta Asya atları değil, Avusturya orijinli Haflinger cinsi oldukça uysal ve bol süt veren safkan kısraklar da yetiştirilmekte. Kımız Çiftliği'ne giden yola saptığınızda, solda havalı yeleleriyle atları görebilirsiniz. Burada, sakin huylu olmalarıyla ünlü ve binek olarak yetiştirilen Haflinger tayları var. Kımız Çiftliği'nin ziyaretçileri, ücreti karşılığı, isterlerse at binme imkanına da sahip oluyorlar. Manejde olabileceği gibi, geniş çiftlik arazisinde ve ormanda da rehber eşliğinde dolaşabiliyorlar. At binmek istemeyen ziyaretçiler ise papatya ve çeşitli çiçeklerle bezeli orman içerisinde, doğa yürüyüşleri yapabiliyorlar.
KIMIZ ÜRETME ÜNİTESİ
Bu Orta Asya köşesinin tartışmasız en orijinal figürü, çiftliğe adını da veren, Türklerin en eski milli içkisi kısrak sütünden yapılan "kımız". Kımız, sulu ayran kıvamında, mayalı ve hafif alkollü bir içki olup, tadı Kafkas Türkleri'nin mucizevi bir diğer içeceği kefiri andırıyor. Kımızın, sağlığa faydalı yönleri, bilimsel yayınlara geçmiş. Kazaklarda, "Kımız içen evin uçuğu bile olmaz" diye bir atasözü varmış. En iyi kımız, en az iki defa yavrulamış kısrağın sütünden elde edilirmiş. Otağda Kımız ikram edileceği zaman yayıkta getirilip tahta kaşığıyla "Çını" denilen tahta ya da porselenden bir kaba konuluyor. İkram eden kişi bir dizini yere koyarak saygıyla misafire uzatıyor, her şey geleneklere uygun. Kazak Vadisi- Kımız Çiftliği'nde bulunan Alaş kımız üretme ünitesi, Türkiye'nin ilk ve tek kımız imalatı yapan birimi olmuş.
Bu çiftlikte üretilmekte olan kımız; istek üzerine 200 cc cam şişelerde veya yarım litrelik plastik şişelerde özel ambalajında, en az 4 litre olarak kargo ile gönderilmekte. Kemalpaşa'daki Alaş Kımız Çiftliği, kış sezonunda sadece hafta sonları açık. Ancak 20 kişinin üzerindeki gruplar için her gün hizmet verilebiliyor. Nisan ayından Ekim'e kadar ise her gün açık.
