CEM LİMAN
Ege'nin başarılı kadınlarından biri Demet Evgar. Tiyatro ve sinema oyunculuğuyla tanınan Demet Evgar'ın yetenekleri aslında bununla da sınırlı değil. Pek çok kişi gördükleriyle bilir ama ben Demet'in küçük yaşlarındaki hallerini bilirim. O da bizim ev halimizi. Zira Mordoğan'da doğup büyümüş birisi olarak, bildim bileli Evgar ailesinin burada evi var. Henüz köy havasındayken, Demet ve kardeşi Yiğit sokakta oynarlar, ben biraz daha büyük olduğum için onlara biraz da abilik taslardım. Babası Levent Bey babamla ava gider, annesi Bingül Hanım da yörede herkesle içli dışlı yaşardı. 'Zaman ne çabuk geçmiş' diye söze başlayan Demet'in gözlerindeki hüzünden özlediği şeyleri anlayıverdim. Ben her ne kadar, 'Büyük harika şeyler eskide kaldı' havasında olmasa da çocukluğumuzun yaramazlıklarını, bitmek tükenmek bilmeyen enerjimizi özlediğimi fark ettim. Eski günlerin hatırına teknemle geziye çıkmayı, balık tutmayı teklif ettim. Elbette bize gazetecilik bulaşmış, Demet'e de oyunculuk. Hem balık tuttuk hem konuştuk.
GAZOZ ISMARLANIRDI -Eskilerden en çok neyi özlüyorsun?
Mordoğan'ın köy halini. Zira sonra belde halini de bilirim. Ama hep yeni şeyler gelirken, eskilerden bir şeyleri kaybettiğimizi gördüm. İlk bakışta; hala eski çardaklı kahvelerin halini özlüyorum. Gölgesinde büyükler oturur, biz de uzaktan bakınca gazoz ısmarlamak için çağrılır, nasiplenirdik.
-Neden burayı tercih ettin?
Seviyorum Mordoğan'ı çocukluğumun geçtiği sakin balıkçı köyü halini, bugünkü havasını da. Sakin, sessiz ve meraklı gözlerden uzak tatil yapabildiğim ender yerlerden biri hala Mordoğan.
-Kiminle geldiğini biliyorum da. Bazı soruları okuyucular için soruyorum...
Annem Bingül, babam Levent, kardeşim Yiğit ile beraberim. En çok birlikte olmak istediğim ve her fırsatta birlikte zaman geçirdiğim sevgili ailem. Onlarla her yerde mutluyum ama Mordoğan'da olmak bambaşka bir zevk.
YENİ DÖNEME HAZIRLIK -Balık tutmayı hep severdin de... Bu kadar zaman neredeydin?
Yılın stresini balık avında atıyorum demek doğrudur. Ancak işlerin yoğunluğundan fırsat bulamadım.
-"Bir Erkek, Bir Kadın"dan sonra sırada nasıl bir proje var?
Zamanımın büyük bölümünü o komedi için ayırdım. Ancak, yeni dönem için 'projemiz var', 'bomba gibi projelerle geliyorum' benzeri sözleri sarf etmeyi sevmiyorum. Doğrusu da belirlenmiş büyük proje yok. Ancak teklifleri değerlendirip içime sinen, tarzıma uyan bir çalışmanın içinde olacağım kesin.
- Aile dostuluğumuzun yanı sıra, küçük yaşlardan beri tanıdığım birisi olarak sende gözlemlediğim en önemli değişiklik; içinde bulunduğun sanat dünyasının sana kazandırdıkları. Yoksa onları çıkardığında yine 15-20 yıl önceki Demet duruyor karşımda. Neşeli, çok güldüren ve aynı ölçüde kahkahalarla eşlik eden...
Çok haklısın. Ben de farkediyorum bendeki değişikliği (kahkahalar). Ancak, oyunlarımda da ben aynıyım sanki. Zira hayatından içinden alıp izleyicinin karşısına koyduğunuz tipler hep kazanıyor. Zeynep'in 'Bir Erkek, Bir Kadın'daki başarısı hepimizin içinde olanları görenlerin gözüne sokmak değil, gönlünde bir yere koymak. İşte o zaman bir karaktere bürünmüş gibi oluyorsunuz. Ne kadar benzetirseniz, o kadar başarılısınızdır.
HEYECAHLI BİR AV ANISI -Levent Bey'e de soralım; rahmetli babamla ava gittiğiniz günleri hatırlarsınız değil mi?
Nasıl unuturum Cem. Her biri hafızamda. Avcılık hikayesi çok olur ama ben sadece birini anlatayım. Baban ve ben Mordoğan açıklarında mercan avındayız, oltama bir balık vurdu ki ne vuruş... Hemen misinama asıldım, baban hemen kepçeyi hazırladı, ağır ağır çekiyorum, balık arada kafa atıyor. Biraz daha yavaşlıyorum, birden çok sert bir vuruş oldu, misina elimden kaydı. Elimi kesti, beni çok zorladı ve birden ağırlık hafifledi. Balık kaçtı diye söylenerek oltayı yukarıya kolayca aldım ne göreyim, yarım bir mercan ama yarısı bile elim kadar. Tek başına bütünü bize yetecekken, bir de ona saldıran balığı düşün, hala aklıma gelir merak ederim, trança mı, sinarit mi yoksa başka bir harami balık mı?
Kimdir?
19 Mayıs 1980 tarihinde Manisa'da kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve aynı şehirde büyüdü. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. İlk olarak arkadaşlarıyla 'Tiyatro Kılçık' topluluğunu kurdu. Oyuncu ve oyun yazarı olarak çalıştı. Kenter Tiyatrosu'nda 'Aşk Çemberi' adlı oyunda ve "Tiyatro Kılçık"ta "Takanlar ve Takılanlar" ve "Ayşegül Hindistan'da" adlı oyunlarda rol aldı. Gece Mevsimi'ndeki rolüyle Afife Jale ve VI. Lions Tiyatro Ödülleri'nde "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu", 2006'da "En İyi Kadın Oyuncu" ödüllerini aldı. "Anna Karenina"daki performansıyla 12. Sadri Alışık Ödülleri'nde "En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncu" seçildi. "Aslı ile Kerem", "Bütün Çocuklarım" ve "Emret Komutanım" televizyon dizilerinin yanı sıra "Banyo", "Beyza'nın Kadınları" sinema filmlerinde oynadı. 2007'de, Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sahnelenen Rock Müzikalleri'nde rol aldı. 2009'da Mahsun Kırmızıgül'ün 'Güneşi Gördüm' filminde Havar karakterini canlandırdı. 2010 yılında ise 'Yahşi Batı' filminde Cem Yılmaz ve Ozan Güven ile başrolleri paylaşmıştır. Hemen ardından 'Vay Arkadaş' filminde Mete Horozoğlu, Ali Atay ve Fırat Tanış ile birlikte oynamıştır. İlk olarak Türkmax'te yayınlanmakta olan, ardından Star TV'ye geçen '1 Erkek, 1 Kadın' adlı televizyon dizisinde "Zeynep Yıldırım" karakterini canlandırdı. Yeni dönemde bu dizi Fox Tv'de yayınlanacak.
