“Yazarlar kitapçılardaki yerini görse yazmayı bırakır”

Giriş Tarihi:14.10.2015, 17:28 Güncelleme Tarihi:14.10.2015, 17:28
MUĞLALI YAZAR MELDA ZİREK: Çok önemli bir yazarın kitabını aradım İstanbul’un en büyük kitapçılarında. Sonunda bulabildim ama görünmeyecek bir yerlere adeta atılmış. Birçok önemli yazar adı sayabilirim bu durumda. Kitaplarının kitapçılarda nerelere konulduğunu görseler yazmayı bırakırlar. Ne yazik ki, edebiyat taban yapmış durumda
ADEM ÜLKER

Melda Zirek, Muğla'nın "Kadın Mandıra Filozofu"... Çalışmayı sevmiyor. Almanya'da doğdu. Ailesiyle Muğla'ya döndü, turizm, işletmecilik ve diş teknikerliği okudu. Fakat hiçbirini yapmadı, yazar oldu. Yazdığı kitaplar zaman zaman en çok satanlar arasında yer aldı. Muğla'nın il oluşunun 100. yılında, "100 Yılda 100 Başarılı Kadın" arasına seçildi. "Neden yazar oldunuz" sorusuna Ferenc Molnar'ın sözleriyle cevap verdi: "Nasıl mı yazar oldum? Bir kadın nasıl fahişe olursa. Önce kendimi, sonra arkadaşlarımı tatmin etmek için yazdım. Nihayet para için yazmaya başladım." "Kariyer yapmak için bir işte çalışmaya mecbur kalmak, özgürlük kısıtlanması ve düşünmeyi engelliyor. Özgür olmak için çalışmadım ve yazmaya başladım" diyen Melda Zirek'e göre, kitaplarda artık edebiyat yok. Piyasa için yazılıyor. En önemli yazarların kitaplarının kitapçılarda en arkalara atıldığını söyleyen Zirek, "Kendi eserlerinin konulduğu yerleri görseler yazarlığı bırakırlar" diyor. Melda Zirek'le, çocukluğunun geçtiği Muğla Yerkesik'teki Musalla Kahvesi'nde konuştuk.


ÖNCE KENDİM İÇİN YAZMAYA BAŞLADIM 


Mesleğinizde kariyer yapmak varken neden yazarlık?

ZİREK: Almanya'da doğdum ve 11 yaşında Türkiye'ye döndük. Hem turizm işletme hem de diş teknikerliği okudum ama yapmak istemedim. Kendimi bazen Mandıra Filozofu'na benzetiyorum. Bir yere bağlı kalmak, öyle çalışmak istemedim ve yazmaya karar verdim. Çünkü bir yerde, belli şartlarda çalışan insanlar yeterince düşünemiyor bana göre

. 
Nasıl başladınız ilk kitabı yazmaya?

ZİREK: Ferenc Molnar'ın deyimiyle: "Nasıl mı yazar oldum? Bir kadın nasıl fahişe olursa. Önce kendimi, sonra arkadaşlarımı tatmin etmek için yazdım. Nihayet para için yazmaya başladım." Bu söz bence de doğru. Ben de ilk kendimi tatmin etmek için başladım. İlk kitabım Bunaltı ilgi görünce cesaretlendim ve devam ettim. 


Neydi konusu ilk kitabın?

ZİREK: Kadınların, ekonomik olarak erkeklere bağımlı kalmaması gerektiğini anlatıyordu. İkincisinde ise babamın hayatını romanlaştırdım. Annesini doğumda kaybeden, bakkal olan babasının kendisine kalem traşı bile parayla sattığı ve yolu Almanya'ya uzanan bir adamın öyküsü: Pala. Yani babam... 


Peş peşe kitaplar yazıyorsunuz, ilgi de görüyor. Yazarlıktaki hedefiniz ne?

ZİREK: İçinde bulunduğumuz dönemde hedef koymak zor. Çünkü piyasada çok rağbet gören eserlerde edebiyat yok. Artık bir çok yayınevi sahibi içinde cinsellik, skandal, entrika gibi konular olan kitap istiyor. Daha doğrusu piyasa bunu istiyor. 


Ünlü yazarların durumu ne?

ZİREK: Çok önemli bir yazarın kitabını aradım İstanbul'un en büyük kitapçılarında. Sonunda bulabildim ama görünmeyecek bir yerlere adeta atılmış. Birçok önemli yazar adı sayabilirim bu durumda. Kitaplarının kitapçılarda nerelere konulduğunu görseler yazmayı bırakırlar. Ne yazik ki, edebiyat taban yapmış durumda. 


Siz yine de yazmaya devam ediyorsunuz?

ZİREK: Genç bir yazar sayılırım ve elbet bugünlerin geçeceğini düşünüyorum. Umutluyum. 


Peki, piyasa kitabı yazmaz mısınız?

ZİREK: Yazmaya başladım bile. Ama yukarıda anlattığım türden piyasa kitabı. Gerçek bir hayat hikayesi. Arkadaşım olan bir kadının hapse girmesiyle ilgili konusu. Her şeyi yakından bildiğim için yazması kolay oldu. Önümüzdeki yılın başında piyasaya çıkacak: 'Şeytan Kimi İster, Kadını mı, Erkeği mi?' Biraz piyasaya yönelik olacak.


ÇALIŞMAYA KARŞIYIM 


Yayına hazır kitap var mı?

ZİREK: Var. Bildiğiniz gibi hem Muğla'da hem İstanbul'da oturuyorum. Kadıköy civarında çöplerden kağıt toplayan bir çocuğu yazdım. Romanı yazabilmek için onları yakından inceledim, sohbet ettim. 'Hayat Sana Güzel' isimli bu eser de çarpıcı oldu. 
Kendinizi Mandıra Filozofu'na benzettiniz, neden? ZİREK: Bildiğiniz gibi o film de Muğla'da çekildi. Filmdeki karakter çalışmaya karşı. Bağ bahçe ile uğraşıyor, ihtiyaçlarını bu şekilde sağlıyor. Ben ise iki diplomam olmasına rağmen çalışmaya karşı çıktım, sadece yazarak hayatımı kazanıyorum. Aramızdaki fark bu. 


Röportaj için neden Musalla Kahvesi'ne davet ettiniz?

ZİREK: Her şey Musalla'da bitiyor. Allah gecinden versin, taşından önce kahvesini görmenizi istedim. Şaka tabii bu. Severim ben burayı. Bu ağaçlara çok tırmandım, çok düştüm yere. Yerkesik Yaylası dinlendiricidir, iyi olur diye düşündüm ve öyle olduğunu sanıyorum. 


Sizin son sözünüz?

ZİREK: Sizin şahsınızda Yeni Asır'a teşekkür ediyorum. İlk kitabıma da sonraki çalışmalarıma da herkesten önce Yeni Asır sayfalarında yer verdi, Egelilere de Ege'nin kadınlarına da her zaman destek oluyorsunuz.


"Çok satan olmak cesaretlendiriyor"


Kaç yılda kaç kitap yazdınız?

ZİREK: Beş yılda beş kitap yazdım. Hepsi ilgi gördü. Konuları farklı olsa da temelde eğitimin önemini anlatan kitaplar. Ki hepsi de benim tahminimden fazla ilgi gördü. Bazıları kendi türleri arasında çok satanlarda yer aldı. Böyle durumlar da beni daha çok cesaretlendiriyor.


"100. yılda 100 başarılı kadının arasında"


100 yılda 100 kadın arasına girdiniz bir de...

ZİREK: Evet. Benim için büyük onur oldu. Yaklaşık 6 yıllık yazarlık hayatımda, Muğla'nın il oluşunun 100. yılı için Muğla Ticaret ve Sanayi Odası tarafından "100 Yılda 100 Başarılı Kadın" arasına seçildim. Başka alanlarda değil ama yazarlık konusunda daha başarılı olmaya çalışacağım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.