Beslenme ve Diyet Uzmanı Mehlika Öktem diyor ki...
Mart ayı, dünyada kolon kanseri farkındalık ayı olarak anılıyor. Çünkü kolorektal kanser hem yaygın hem de erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı yüksek bir hastalık. Üstelik son yıllarda sadece ileri yaşlarda değil, daha genç bireylerde de görülmeye başlandı. Çalışmalar, modern yaşam tarzının bu artışta önemli rol oynadığını gösteriyor. Hareketsiz yaşam, artan işlenmiş gıda tüketimi ve düşük lifli beslenme bağırsak sağlığını olumsuz etkiliyor. Özellikle fazla kilo ve karın çevresi yağlanmanın risk artışı ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar dikkat çekiyor. İyi haber şu: Kolon kanseri büyük oranda önlenebilir bir hastalık. Erken teşhis ve yaşam tarzı değişiklikleri riskin önemli kısmını azaltabiliyor. Yani burada kaderden çok alışkanlıklarımız konuşuyor.
SOFRAMIZ RİSK Mİ?
Beslenme bu işin merkezinde. Çalışmalar, liften zengin beslenmenin kolon kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Lif sadece kabızlığı önleyen bir unsur değil; bağırsakta adeta süpürücü gibi çalışıyor, zararlı maddelerin bağırsak duvarıyla temas süresini kısaltıyor ve yararlı bakterileri besliyor. Sebzeler, meyveler, kuru baklagiller ve tam tahıllar bu yüzden çok kıymetli. Akdeniz tipi beslenmenin koruyucu etkisini gösteren çalışma
da mevcut. Zeytinyağı, sebze ağırlıklı tabaklar, haftada birkaç gün balık tüketimi bağırsak sağlığını destekliyor. Diğer taraftan işlenmiş et tüketimi konusu artık bilimsel olarak netleşmiş durumda. International Agency for Research on Cancer tarafından yapılan değerlendirmelerde, World Health Organization çatısı altında işlenmiş etlerin kanser riskiyle ilişkili olduğu belirtiliyor. Bu da salam, sosis, sucuk gibi ürünlerin sık tüketiminin risk oluşturabileceğini gösteren çalışmalarla destekleniyor.
BAĞIRSAKLAR SİNYAL VERİR
Bağırsaklarımız aslında sessiz ama disiplinli çalışan bir sistemdir. Ancak bir sorun olduğunda mutlaka sinyal verir. Çalışmalar, dışkılama alışkanlığında değişiklik, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı ve uzun süren karın ağrısı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Düzenli fiziksel aktivitenin risk azaltıcı etkisini gösteren çalışmalar da oldukça güçlü. Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak sağlığını destekliyor. Yani sadece tabağımız değil, hareketimiz de önemli. Unutmamalıyız ki tarama testleri hayat kurtarır. Özellikle 50 yaş sonrası düzenli kontroller büyük önem taşır; ancak aile öyküsü varsa daha erken yaşta değerlendirme gerekebilir. Mart ayı bir hatırlatma: Bağırsak sağlığı lüks değil, temel bir sağlık meselesidir.

