Türk futbolunun değerli teknik adamlarından Hamza Hamzaoğlu, 2026 Dünya Kupası'nda hayal kırıklığı yaratan A Milli Futbol Takımımız ile ilgili Yeni Asır'a değerlendirmelerde bulundu. İzmirspor altyapısında yetiştikten sonra futbolculuğunda A Milli Takım ve Galatasaray başta olmak üzere birçok takımda görev alan, teknik adamlığında ise Ege ekibi Akhisar Belediyespor'la imkansızları başaran, Süper Lig'de kalıcı hale getiren, ardından Galatasaray'da şampiyonluk dahil 3 kupa zaferi yaşayan Hamzaoğlu, 2013 ile 2014 yılları arasında Fatih Terim'in yardımcısı olarak ay-yıldızlılara da hizmet etti. 56 yaşındaki deneyimli teknik adam, 'Bizim Çocuklar'ın Dünya Kupası performansını derinlemesine analiz etti.
'ÇOK YETENEKLİYİZ AMA...'
Hamzaoğlu, "Çok yetenekli oyunculara sahibiz. Ama bizde bir şeylerin eksik olduğunu turnuvaya gitmeden önce dile getirmiştim. Yarı final oynarsak, bu bizim için şampiyonluk kadar değerli demiştim. Fiziksel olarak, bire birlerde ve forvet bölgesinde eksiklerimiz olduğu apaçık ortadaydı. Her takıma karşı aynı forvetsiz taktikle sahaya çıkmamız doğu bir uygulama değildi. Dünya Kupası'na gitmek ve gitmemek arasında maalesef bir fark olamadı. Gitmeseydik de olurmuş dedirtti. İki maçta havlu attık. Çok üzgünüm. Bu eksikliği tamamlaması gereken hocalardır." dedi.
'HEP AYNI TİP OYUNCULAR'
"Hep aynı tip oyunculara sahip olmamız başarısızlığımızda baş faktörlerden biri oldu. 10 generalle rakipleri yenemezsin. Arda, Hakan, Kenan, Orkun, Yunus hep aynı tip oyuncular. Kadroyu kurarken, bir oyuncun fizikli olacak, bir oyuncun koşucu olacak, bir oyuncun sırtı dönük oynamayı bilecek gibi gibi çeşitlilikler oluşturursun. Ama bizim futbolcularımızın çoğu, topu ayağına isteyen, yaratıcı oyuncu tiplemesiydi. Teknik ekibin bu kadro mühendisliğini yapamaması büyük hata."

'BU SORUNU KÖKTEN ÇÖZMELİYİZ'
80 milyonluk ülkemizin devşirme oyuncu düşünmesi kolaycılıktır. Şu an bir forvet sıkıntımız bariz ama bu sorunu kökten çözmeliyiz, kısa vadeli değil. Yıllarca teknik adamlık yaptım. Kaybolup giden o kadar çok yetenek var ki. Neden doğru bir yapılanmaya gitmiyoruz? Bu iş milli takımın işi değil. Kulüplerin bu sorunu ele alması lazım. Siz kulüplerin doğru mali yapılanmasını oturtmazsanız olmaz. Altyapıya kimse önem vermiyor. Altyapı için federasyondan gelen para bile A takıma harcanıyor. Öyle acı verici bir sistem var. Bu düzen böyle giderse bir 24 yıl daha Dünya Kupası'na gidemeyiz."
'AÇIKLAMAYI ZAMANSIZ BULUYORUM'
"Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun 2. maç öncesi yaptığı açıklamayı zamansız buluyorum. Fatih Terim gibi bu ülkenin spordaki duayeninin tavsiyesi önemlidir. Ayrıca Fatih Hoca, polemik konusu olan hesap sorma kısmında, milli takımı kastetmiyordu. Bu bile yanlış anlaşıldı. Velev ki hesap sordu. Futbolumuzdaki kötü gidişe hesap soracak bir kişi varsa O da Fatih Terim değil midir? Tavsiyeleriyle dersler çıkarmamız gereken ilk kişi o değil midir? TFF Başkanı'nın bu açıklaması, haliyle Paraguay karşılaşması öncesi ortamı gerdi. Bu süreç maalesef doğru yönetilemedi. En son oyuncular suçludur. Ama onlardan beklediğim de bir reaksiyon vermeleriydi. Doğru reaksiyon veremediler. 'Sahadaki sonuçlar, saha dışındaki kararların yansımasıdır' diyebiliriz. Hesabı herkes kendine vermelidir.
'SIRTLARINA YÜK BİNDİRDİK'
"Dünya Kupası öncesi oyuncuları çok övdük ve sırtlarına yük bindirdik. Stresi kaldırmakta zorlandılar. İlk maçta Avustralya'nin bize gol atacağını, hücum edeceğini bile düşünemedik. 3 dev stoperin arasına, Kerem Aktürkoğlu'nu koyma fikri çok yanlıştı. 3. bölgeyi karıştıracak farklı atraksiyonlar içinde olmalısınız. Bekler sürpriz koşular yapmalı, sırtı dönük oynayabilen oyuncular da olmalı, orta sahalar ceza sahası içine sürpriz koşularla girmeli gibi bir çok detay sıralayabiliriz ama bunları hiç göremedik. İkinci maç daha zor geçti. Çünkü A Milli Takım yöneticilerimiz halka, "Dünya Kupası'nı almalıyız' algısı yarattı. Sadece kazanmak için sahaya çıktık Paraguay karşısına. Aslında beraberlik de bir opsiyondu. Futbolcularımız pas vermeleri gereken yerde şut çektiler. Şut çekmeleri gereken yerde orta açtılar. Oyalandılar. Zamanı panik havasında geçirdiler. Bu durum hep beklentilerin yüksek tutulmasından oluştu. Türk halkı bile bu durum için düşünmelidir. Acaba biz çocukları fazla mı abarttık. Fazla mı yük bindirdik diye. Gereğinden fazla övgü yaptık. Halbuki oraya giden 48 ülkeden biriyiz. Bizim, 24 yıldır gidemedik diye üzülmemiz lazım aslında. Ayaklarımız yere sağlam basmalıydı."

