30 AĞUSTOS DESTANI - TUFAN ATAKİŞİ derledi - GÜRKAN ERTAÇ yazdı
Büyük Millet Meclisi Ordusu olarak nitelendirilen Türk ordusunun 26 Ağustos 1922 sabahı taarruza geçen ve aktif savaş unsurlarını değerlendirdiğimizde, cephe ve yarma bölgesinde Türk kuvvetlerinin toplam 100 bin askerine karşılık, Yunan ordusunun takviyeli 2 Tümen (30.000 kişi) gücünde bir kuvveti bulunuyordu.
Bu rakamlar askerliğin en eski prensibi olan saldıran güçlerin zafere ulaşabilmesi için düşmana sayıca 1'e 3 üstün olma kuralını yansıtıyordu. Bu konuşlanmanın ardından taarruz inisiyatifinin Türk Ordusu tarafında olması, çok üstün bir topçu desteği (137 ağır ve orta top) üstün süvari gücünün varlığı, ayrıca, üstün komuta heyeti eklenince, Yunanlıların bu taarruz karşısında fazla bir varlık göstermeleri mucize olacaktı.
YUNAN GENERAL ŞÜPHELENDİ
Çiğiltepe 5. Yunan Alayı, Kırcaaslan ve Tınaztepe 49. Yunan Alayı tarafından savunuluyordu. Taarruzdan bir gün önce bir şeyler olacağından şüphelenen Yunan General Trikupis, Tınaztepe gerisine iki alay daha getirtmişti.
Savaş planına göre, kuvvetler ise Ahırdağı üzerindeki, çok engebeli olması nedeniyle geceleri Yunanlılarca savunulamayan Ballıkaya mevkiinden bir sızma harekatı ile Tokuşlar Köyü'ne inecek ve İzmir demiryolunu kesecekti.
VE BÜYÜK TAARRUZ BAŞLIYOR
Planlandığı gibi, 25 Ağustos gecesi, 5. Süvari Kolordusu Ahır Dağları üzerindeki Ballıkaya mevkiinden sızma yaparak Yunan hatlarının gerisine intikale başlamış, bütün gece sabaha kadar sürmüş ve hatırı sayılır bir güç düşmanın arkasına dolanmıştır.
26 Ağustos sabaha karşı 04.30 da başlaması planlanan taarruz, sis sebebiyle ancak 05.30 da başlayabilmiş, yarım saat süren çok yoğun bir bombardıman ile Yunan ön hat mevzileri büyük yıkıma uğratılmış, topçu gözetlemesi ve makineli tüfek mevzileri iş göremez hale getirilmiştir.
Saat 06.00 da başlayan piyade taarruzu, kısa sürede gelişmiş, Tınaztepe, Belentepe, Kalecik sivrisinin ele geçirilmesi ile sonuçlanmıştır. Ancak, gerek geriden gelen Yunan takviyelerinin direnmesi, gerek Sincanlı Ovası'nda mevzilenmiş Yunan topçularının şiddetli ateşi gerekse de taarruz hızını yavaşlatmış, öğlene doğru yavaşlamış ve durmuştur.

YUNAN'IN SIKINTISI
Tınaztepe'deki kuvvetli Yunan karşı taarruzu ve Kurtkaya mevzisinin direnişi ile Türk kuvvetlerinde kısmi geri çekilmeler olmuş, akşam saatlerinde bir denge oluşmuştur.
Bu esnada Türk 2. Ordusu'nun özellikle 2. Yunan Kolordusu'na şiddetli taarruzları, bu kolordu kuvvetlerinin 1. Kolordu'yu daha fazla takviye edememesine yol açmış, Hatzanesti'nin sarsılan güney cephesini takviye etmek yerine, 2. Kolordu'nun esas plandaki gibi Çay istikametine taarruz etmesi emri işleri daha da karıştırmış, bu durum Yunanlıları stratejik sıkıntıya sokmuştur.
2. GÜN YUNAN ÇÖKTÜ
Öte yandan yarma bölgesinin batısında Türk kolordusu, İzmir-Uşak bağlantısını kesmiş, bu durum Yunan cephesi gerisinde büyük kargaşaya yol açmıştır. Trikupis, bu durumda tek şansın elindeki bütün ihtiyatları ile Kalecik Sivrisi (Belen Tepesi) istikametine bir gece taarruzu yapmak olduğunu düşünmüştür.
Ancak, Türk toplarının ileri alınması ve 27 Ağustos sabaha karşı Tınaztepe, Erkmentepe ve Kurtkaya tepesinin düşürmesi sonucunda Yunan 4. Piyade Tümeni'nin dağılması ve 1. Piyade Tümeni'nin ağır kayıplarla geri çekilmesi sonucu 27 Ağustos öğlen saatlerinde Yunan cephesi tamamen çökmüştür.
Cephenin hiç beklenmedik bir şekilde dağılması Yunan 1. Kolordusu'nu ikiye ayırmış, onlar için kuşatılmamak için de İzmir'e Kuzeybatı yönünde geri çekilmekten başka çare kalmamıştır. Yunan 1. Kolordu Karargahı, 4. Tümen'in kalıntıları, 5. ve 12. Tümenler, 2. Kolordu birlikleri Afyon-Döğer hattını bırakarak, İlbulak Dağı civarına doğru çekilmiştir.
General Frangu komutasındaki 1. Tümen ve takviye birlikleri İlbulak hattında da tutunamayarak Dumlupınar'a çekilmeye devam etmiş böylece Yunan ordusu içindeki sevk ve idare bütünlüğü tamamen bozulmuştur.
ŞİDDETLİ ÇARPIŞMALAR
28 Ağustos-30 Ağustos arasında Türk ve çekilen Yunan birlikleri arasında yer yer şiddetli çatışmalar yaşanmış, Yunan birliklerinin Türk kuvvetlerinin takibinden kurtulamaması nedeniyle mevzi alamamış bu yüzden de savunma yapamamıştır.
Ayrıca, 3. Kolordu ile geri çekilen Yunan birliklerinin arasında açılan boşluktan içeri dalan 2. Türk Ordusu birliklerinin kuzeyden çevirme yapması Yunan ordusunun ana parçası olan 1. ve 2. Kolordu birliklerinin Murat Dağı eteklerinde bir torbaya girmesine yol açmıştır. 30 Ağustos günü akşam saat 19.30'a kadar süren bugün Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak bilinen büyük çarpışmalarda Yunan birlikleri imha edilip dağıtılmıştır. Bu muharebede Yunan 4. ve 12. Tümenleri tamamen, 5. ve 9. Tümenleri kısmen imha olmuştur.
Savaş alanında yapılan incelemelerde her iki kolordunun neredeyse bütün malzemesi, 4 bin ölü, 10 bine yakın esir tespit edilmiştir. (22 gün süren Sakarya savaşının Yunanlılara yaklaşık 5 bin ölüye mal olduğu düşünülürse, bir günde verilen kaybın büyüklüğü daha iyi anlaşılır.)
KARANLIKTA KAÇTILAR
General Trikupis ve kurmaylarının bir kısmı ile 10 bin civarında asker Kızıltaş vadisinden gece karanlığında kaçmayı başarmıştır. Ancak bu kuvvetlerin önemli bir kısmı (6 bin asker) 2 Eylül de Uşak Karaca Hisar'da Türk kuvvetlerine teslim olmuştur. Bu son muharebe ile birlikte bir zamanlar Yunan Ordusunun bel kemiğini teşkil eden 6 Piyade Tümeni yaklaşık 85 bin Yunan askeri dağıtılmıştır. Türk kuvvetlerinin önünde İzmir yönünde hırpalanmış 2 Tümen ve bazı bağımsız alaylar, Bursa istikametinde ise sağ kanatları tamamen açıkta kalmış, önlerinde tahmin edemedikleri düşman kuvvetlerinin hedefi haline gelmiş 3. Kolordu kalmıştır. Bundan sonrasında savaş tamamen bir kaçma kovalamaya dönmüş, 9 Eylül'de İzmir, 17 Eylül'de Bandırma'dan kalan Yunan birliklerinin tahliyesi ile son bulmuştur.

SAVAŞIN AĞIR BİLANÇOSU
Bu savaşta Yunan Ordusu 130 binden fazla askerini kaybetmiştir. Buna karşılık Türk askeri kayıpları 12 bin 500 civarında tespit edilmiştir. Her iki tarafın sivil kayıpları üzerinde herhangi bir istatistik bulunmamakla birlikte Batı Anadolu'nun büyük ölçüde harap olması maddi kayıplar hakkında bir fikir verebilir.
Meydan savaşından sonra, savaş alanında incelemeler yapan Gazi Mustafa Kemal Paşa, düşmanın ağır yenilgisini, geride bıraktığı silah, cephane ve savaş malzemesini, ölülerini, binlerce esirin kafilelerle geriye götürülmesini gördükten sonra çok duygulanmış ve yanındakilere, "Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir" demiştir.
YARIN: "ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR, İLERİ!"
