Çankırı'da "Keloğlan çorbası" adıyla bilinen tarhana çorbası, özellikle Ramazan ayında iftar sofralarının baş tacı oluyor. Besleyici içeriği ve uzun süre tok tutan yapısıyla öne çıkan bu yöresel lezzet, kentte 30 gün boyunca hemen her sofrada yer buluyor.

Kış mevsiminin simgelerinden biri haline gelen tarhana çorbası; vitamin ve mineral bakımından zengin içeriği sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı koruyucu etkisiyle biliniyor. Çankırılılar ise bu çorbayı, masallara konu olan Keloğlan ile özdeşleştirerek "Keloğlan çorbası" olarak adlandırıyor.

RAMAZAN'DA 30 GÜN SOFRALARDA
Kentte uzun yıllardır restoran işletmeciliği yapan Şahin Harmancı, Keloğlan çorbasının geçmişinin çok eskilere dayandığını belirtiyor. Harmancı'ya göre bu özel tarif, geçmişte daha çok köylerde nineler tarafından hazırlanırken bugün de aynı gelenek sürdürülüyor. Ramazan ayında talebin daha da arttığını ifade eden Harmancı, Türkiye'nin farklı şehirlerinden sırf bu lezzeti tatmak için Çankırı'ya gelenler olduğunu söylüyor.
Çankırı'da yaygın inanışa göre Keloğlan'ın annesinin şifalı tarifinden geldiği kabul edilen çorba, özellikle kış aylarında adeta bir "şifa kaynağı" olarak görülüyor. Ramazan boyunca 30 gün tüketilen bu çorba, hem doyurucu hem de besleyici olması nedeniyle tercih ediliyor.

KÜPECİK PEYNİRİ İLE BİRLİKTE SERVİS EDİLİYOR
Keloğlan çorbası, çoğu zaman Çankırı'nın coğrafi işaretli ürünü olan küpecik peyniri ile birlikte sunuluyor. Peynir, çorbanın içine eklenerek eritiliyor ve lezzeti daha da yoğunlaştırıyor. Bu ikili, iftar sofralarının geleneksel tamamlayıcısı olarak kabul ediliyor.