Ankara Yenimahalle'de 9 Eylül 2025'de korkunç bir cinayet işlendi. Boşanma aşamasındaki eşi ile protokol hazırlamak için bir araya gelen 47 yaşındaki Başak Gürkan Arslan 5 yaşındaki kızı D.F.A'nın gözleri önünde Kayınbabası Kudret Arslan ve eşi Barış Arslan tarafından defalarca bıçaklanıp boğazı kesilerek öldürüldü.
VAHŞETİ 5 YAŞINDAKİ KIZLARI GÖRDÜ
Vahşetin boyutunu ise küçük D.F.A'nın olay yerinde ağzından dökülen o sözler gözler önüne serdi. Korkunç bir cinayete kurban giden Başak Gürkan Arslan'ın kız kardeşi Yaprak Nar'ın anlatımına göre D.F.A olay yerinde, "'Dedem bıçağı anneme batırdı, annem dışarı kaçtı, kaçınca düşmüş. Kafasında şurasında kocaman bir darbe var. Babam tuttu, dedem de annemi kesti, annemin kanları yerlerdeydi, boğazındaki kemikleri gördüm" ifadelerini kullandı.

CANAVARCA HİSLE ÖLDÜRMEK SUÇUNDAN İDDİANAME HAZIRLANDI
Cinayetin ardından kısa sürede yakalanan Baba Kudret Arslan ile Oğlu Barış Arslan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından cinayete ilişkin Canavarca Hisle veya Eziyet Çektirerek, Üstsoy veya Altsoydan Birine ya da Eş. Boşandığı Eş veya Kardeşe Karşı Kasten Öldürme iddianame düzenlendi. İddianamede yer alan ifadeler ise kan dondurdu.
"DÜNÜRLERİME BOŞANMA PROKOLÜ İÇİN BERABER GİDELİM DEDİM KABUL ETMEDİLER"
İddianamede ifadesine yer verilen kayınbaba Kudret Arslan, Oğlu Barış Arslan'ın kendisine karısının Astsubay Tarık isimli biriyle kendisini aldattığını söylediğini Tarık'ın eşi Serip'i arayarak "Başak'ın ailesi eşim Tarık ile ilişkisini duymuş kocam Tarık senin gelinin Başak'ın yanına gidiyormuş" dediğini oğlu Barış ile eşi Başak'ın aralarında boşanma protokolü yapmış olduklarını, dünürü Celal bey ve Makbule hanımın yanına yeni protokolü göstermek için gittiklerini, bu esnada dünürlerine Başak'ın yanına beraber gidelim diye teklifte bulunduğunu, onların da bu teklifi reddettiklerini, kendisi de oğlu Barış ile birlikte yeni protokolü görüşmek için gelini Başak'ın ikametine gittiklerini anlattı.

"NAMUSU TEMİZLEDİM DİYE BAĞIRDIM"
Eve vardıklarında torunun salıncakta oyun oynadığını, kısa bir süre torununu sevdiğini ve gelini Başak'ın seslerini duyunca kapıya doğru içeriden geldiğini, Başak'ın kendilerini görür görmez "Defolun gidin para sapığı oldunuz polis çağırırım" dediğini, belirterek kendisinin de bu laflardan sonra sinirlendiğini ve Başak'ın saçından tutarak mutfağa doğru sürüklediğini, çekmeceyi açarak siyah saplı bir bıçağı eline aldığımı, Başak'ın bu arada dışarıya doğru kaçmaya çalıştığını, o esnada gelini Başak'ın bel kısmına bıçağı sapladığını, Başak'ın yerden kalkamadığını, bıçağı Başak'ın boynuna dayadığını, sonra elindeki bıçağı gelini Başak'ın yanına attığını, etrafa bağırarak "Namusumu temizledim gelsin beni polisler alsın" dediğini, kendisine geldiğinde ben ne yaptım diye kendisini sorguladığını ve pişman olduğunu anlattı.
"3 YIL BOYUNCA DUYGUSAL VE CİNSEL UZAKLIK YAŞADIK"
Sanık koca Barış Arslan ise ifadesinde, eşinin çocuklarının doğumundan sonra kendisine karşı duygusal ve fiziksel olarak mesafe koyduğunu ileri sürerek, "Yaklaşmak istediğimde sürekli kaçıyordu. Bana açıkça 'istemiyorum' dedi. Hatta cinsel birliktelik olmadan da evliliğin devam edip edemeyeceğini sordu" ifadelerini kullandı. Bu durumun yaklaşık üç yıl sürdüğünü öne süren Arslan, eşinin akşamları kendisiyle iletişim kurmaktan kaçındığını ve zamanını telefonla geçirdiğini iddia etti.

"İŞE GİDERKEN EVDEN ÇİFT KİŞİLİK ÇARŞAF VE HAVLU GÖTÜRÜYORDU"
Sanık Arslan, ifadesinde eşinin sabah işe giderken evden çift kişilik çarşaf ve havlu götürdüğünü bunu aynı gün akşam eve geldiğinde çantasında gördüğünü, bu çarşaf ve havluyu niye götürdün diye sorduğunda Başak'ın da kendisine arkadaşı Tarık'ın ihtiyaç sahibi birine vereceğini ama veremedi dediğini, kendisi de havlu niye ıslak diye sorduğunu, onun da saçımı yıkadım dediğini, olayı sineye çektiğine ve konuyu kapattığını anlattı. Aynı ay içinde bir başka olayın daha yaşandığını belirten Arslan, gece saat 01.00 sularında eşinin telefonda WhatsApp üzerinden yazıştığını fark ettiğini, kontrol etmek istediğinde eşinin telefonu vermediğini ve sakladığını iddia etti. Bunun üzerine, eşinin yazıştığı kişi olduğunu düşündüğü Tarık isimli şahsı aradığını belirten sanık, karşı tarafın yazışmaları sildiğini söylediğini ifade etti.
"EVDEKİ KAMERALARDA ŞÜPHELİ DURUM GÖRDÜM"
Arslan, Temmuz ayında ailesiyle birlikte tatile gittiklerini, bu sırada eşinin evdeki güvenlik kameralarının şifresini istediğini ve ısrar üzerine bu bilgiyi paylaştığını anlattı. Daha sonra kamera kayıtlarını incelediğinde, 3 Temmuz gecesi belirli saatler arasında kameranın kapalı olduğunu fark ettiğini söyleyen Arslan, bu durumun kendisinde aldatılma şüphesini güçlendirdiğini ifade etti. Ayrıca tatilden döndükten sonra eşinin cüzdanında Tarık ve Serap boşanıyor Tarık Başak'ı çok seviyor diye bir yazı gördüğünü anlatan Arslan bu yazıları gördükten sonra kardeşi Engin ve babası Kudret ile tatile gittikleri süre zarfında aklına geldiğini, geriye dönük süre bakmak için kayıtları telefonundan açtığını, 3 Temmuz günü saat 20.00 sıralarında kameranın kapatıldığını saat 02:49 gibi de eşi Başak'ın tekrar açtığını gördüğünü anlattı.
AİLEYE AÇIKLADI, BOŞANMA SÜRECİ BAŞLADI
Sanık Arslan, 27 Ağustos'ta eşinin ailesinin yanında telefonunu incelemek istediğini, bu sırada yaşanan tartışmada eşinin kendisini aldattığını düşündüğünü açıkça dile getirdiğini söyledi. Eşinin ailesine de bu durumu anlattığını ve elindeki notları gösterdiğini ifade etti. Bu gelişmelerin ardından avukatı aracılığıyla bir boşanma protokolü hazırlandığını belirten Arslan, eşinin kendisinden evi boşaltmasını istediğini, kendisinin de 31 Ağustos'ta eşyalarını alarak babasının yanına taşındığını söyledi.
BABAMDAN KARIMI KURTARMAK İÇİN DIŞARIYA ÇIKARMAYA ÇALIŞIRKEN SAÇINDAN ÇEKTİM
Boşanma protokolünü konuşmak işin eşinin yaşadığı eve babasıyla gittiklerini ifadesinde anlatan Arslan, eşinin kapıyı açınca kendilerine küfür ettiğini, babasının kendini kaybettiğini ve bir anda Başak'a saldırdığını, baba yapma diye bağırdığını, Başak'ın o esnada kapının önüne yere düştüğünü, babasının da koşarak mutfağa gittiğini, babasının mutfaktan döndükten sonra elinde sapı siyah renkli bir bıçak aldığını gördüğünü, eşi Başak'ı kolundan tutarak dışarı kaçırmaya çalıştığını, fakat kapının önüne düştüğünü gücünün yetmediğini, o esnada saçından tutmak zorunda kaldığını, amacının dışarı kaçırmak olduğunu, daha sonra babasının cinayeti işlediğini ifade etti.

ADLİ TIP RAPORU VAHŞETİ ORTAYA KOYDU
Dosyada yer alan 8 Aralık 2025 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre, maktul Başak Gürkan Arslan'ın dış muayenesinde toplam 22 ayrı yara tespit edildi. Raporda, bir adet boğaz kesisi, 8 adet kesici-delici alet yarası ve 13 adet kesik vasıfta yaralanma bulunduğu belirtildi. Ayrıca burun kökünde kırık, sol göz ve göz kapağı çevresinde darp izlerine bağlı morluklar (ekimoz) tespit edildi. Bu bulguların, saldırının sadece bıçakla sınırlı kalmadığını, darp eyleminin de gerçekleştiğini ortaya koyduğu değerlendirildi.
KAMERA KAYITLARI SALDIRININ HER ANINI ORTAYA KOYDU
Soruşturma dosyasına giren kamera görüntülerine ilişkin çözümleme tutanağı da olayın seyrini net biçimde ortaya koydu. Buna göre; Saat 12:47:06'da şüpheli Kudret Arslan'ın maktule yumrukla saldırarak yere düşürdüğü, 12:47:26'da yerde bulunan Başak Gürkan Arslan'a yeniden yöneldiği, 12:47:41'de boğaz bölgesine yönelik saldırıya geçtiği, 12:47:49'da maktulün boğazını bıçakla kesmeye başladığı, 12:48:34'e kadar bıçaklı saldırının aralıksız sürdüğü, bu aşamada bıçağın maktule doğru fırlatıldığı, ardından yeniden gelerek darp ve bıçaklı saldırıya devam edildiği, 12:49:28'de ise saldırının sonlandırıldığı tespit edildi. Kayıtlara göre saldırının kesintilerle birlikte dakikalar boyunca devam ettiği ve şiddetin süreklilik arz ettiği vurgulandı.
BABA VE OĞLA CANAVARCA HİSLE ÖLDÜRME SUÇUNDAN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBBET HASPİS İSTENİYOR
Başak Gürkan Arslan cinayetine ilişkin yürütülen soruşturmada Cumhuriyet savcısının hazırladığı mütalaa, dosyaya giren kamera kayıtları ve deliller ışığında şüphelilerin eylemlerine ilişkin çarpıcı tespitler içerdi. Mütalaada, Barış Arslan'ın olayın farklı anlarında müdahale edebilecek durumda olduğu, ancak buna rağmen bilinçli şekilde hareketsiz kaldığı ve bu durumun "fikir ve eylem birliği" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. her iki şüpheli için de "canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme ve Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur" suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası ile cezalandırılmaları talep edildi.