Hindistan'ın kuzeyindeki Agra şehrinde bulunan Tac Mahal, Babür hükümdarı Şah Cihan tarafından, 1631 yılında 14. çocuğunu doğururken ölen eşi Mümtaz Mahal'e olan sonsuz aşkını dile getirmek için dönemin en ünlü mimarları, nakışçıları, hattatları ve sanatçıların görevlendirdi. Öyle ki Mimar Sinan'ın iki öğrencisi Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi'de bu eserin yapımında görevlendirildi. 1632 yılında yapımına başlanan ve 22 sene süren bu şaheser, aynı zamanda İslam sanatının en seçkin örneklerinden biri.
KARISINA AŞIK BİR HÜKÜMDAR
Dönemin en zengin hükümdarlarından biri olan Şah Cihan, büyük aşk beslediği karısına güvenini göstermek için en yüksek mevki sahibinin kullandığı şah mührünü kullanma yetkisini bile vermiş. Öyle ki bu hüzünlü hikâye, birlikte gittikleri bir seferde karısının doğum sırasında ölmesiyle başlıyor. Daha 40'ına bile gelmemiş olan kraliçe Mümtaz Begüm Mahal'in ölmesiyle derin bir yas dönemine giren Şah Cihan, Renkli kıyafetlerini çıkarıp sadece yas kıyafetleri olan beyaz elbiselerini giyer. Bir sene odasından hiç çıkmaz ve şunu söyler; "İmparatorluğun hiç önemi kalmadı ve yaşam benim için tüm anlamını yitirdi." İmparator eşinin ölümüne bir türlü alışamaz ve onu ölümsüzleştirmek için bir anıt mezar yaptırmaya karar verir ve bir sene sonra odasından çıkarak devlet işlerinin başına döner.

ÇOK DEĞERLİ TAŞLARLA SÜSLENDİ
Dünyanın 7 harikasından birisi seçilen Tac Mahal'in mermer yapısının üzerinde 30'a yakın kıymetli ve yarı kıymetli taş kullanılmış. Bu taşlardan turkuaz olan Tibet'ten, yeşim olan Çin'den, binanın asıl malzemesi olan mermer ise Rajasthan'dan getirilmiş. Yüz binlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında, ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet oldukça iri inci süslemeleri bulunmaktadır.
MİMAR SİNAN'IN İKİ ÖĞRENCİSİ
Yapının baş mimarı Ustad-Ahmad Lahauri olsa da, Mimar Sinan'ın iki öğrencisi Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi Tac Mahal'in yapımında önemli görevlerde bulunmuş.

DÖRT MİNARE
Sonsuz aşkı betimlemek için yapılan bu eşsiz yapının her biri 82 metre uzunluğunda olan dört minaresi, olur da depremde hasar görüp yapının üstüne düşmesin diye hafif dışarıya doğru eğilimli olarak tasarlanmış ve inşa edilmiş.
MERMERLER RENK DEĞİŞTİRİYOR
Tac Mahal'in yapımında kullanılan beyaz mermerler günün farklı saatlerinde farklı renkleri yansıtıyor. Beyaz mermerler sabahları pembe, gündüzleri beyaz, geceleri ise altın rengine bürünüyor. Bu eşsiz manzaranın bozulmaması, hava kirliliğinin bembeyaz mermeri etkilememesi için yapının 4 kilometre çevresinde motorlu taşıt kullanmak yasak.

MAHAL ADINI MÜMTAZ MAHAL'DEN ALMIŞ
Mümtaz Mahal'in Şah Cihan ile evlenmeden önceki adı Ercümend Banu Begüm olarak bilinir. Şah Cihan, Banu Begüm'ün ismini değiştirerek Mümtaz Mahal yapar. Mümtaz Mahal Farsça'da "Sarayın Mücevheri" ya da "Sarayın En Gözde Kişisi" anlamına gelir. Şah Cihan'ın yedi eşi olmasına rağmen Mümtaz Mahal onun en sevdiği eşiydi. Şah Cihan nereye gitse Mümtaz Mahal ona eşlik ederdi.

GERÇEK MEZARLARIN BULUNDUĞU ODALAR SÜSLENMEMİŞ
İslami kutsal yazılar mezarın üzerine herhangi bir yazı ve süsleme yapılmasını yasaklamaktadır. Bu nedenle Tac Mahal'in gösterişli dış cephesine rağmen, Mümtaz ve Şah Cihan'ın mezarlarının bulunduğu odanın duvarlarında herhangi süsleme yer almaz.
BİN FİL 22 BİN İŞÇİ ÇALIŞTI
İnşa edildiği dönemde 1 milyar dolar karşılığına denk düşen 32 milyon Hindistan rupisine mal olan Tac Mahal'in yapımında değerli taşların ve mermerlerin taşınması için binden fazla fil, 22 bin tane de işçi çalıştırılmış.