İzmir, bu hafta sonu tarihinin en görkemli, en gurur dolu günlerinden birine ev sahipliği yaptı. Türk Hava Kuvvetleri'nin 115. kuruluş yıl dönümü, Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda düzenlenen Gençlik ve Havacılık Festivali ile adeta bir coşku seline dönüştü. Yeni Asır ekibi olarak binlerce İzmirliyle birlikte bizler de gökyüzünde sergilenen birbirinden muhteşem gösterilere tanıklık ettik. Hiç şüphesiz, her zamanki gibi nefes kesen performanslarıyla gösterinin yıldızı gökyüzünün çelik kanatlarıydı; SOLOTÜRK ve Türk Yıldızları'nın semalarda çizdiği muhteşem figürler Çiğli semalarında bir kez daha destan yazdı. Özellikle SOLOTÜRK ekibiyle tanışmak ve onları uçuş hazırlığı sürecinde izlemek çok büyük bir ayrıcalıktı.

MUAZZAM BİR EKİP RUHU
İsmi her ne kadar "SOLOTÜRK" olsa da sahne arkasında muazzam bir ekip ruhunun hakim olduğuna, tüm ekibin adeta tek bir vücut gibi, kusursuz bir uyumla çalıştığına çıplak gözle şahit oldum. Hava Pilot Yarbay Murat Bakıcı ise enerjisi, karizması ve vakur duruşuyla insanı hayran bırakırken, nezaketi ve mütevazılığıyla da gönülleri fethediyor. Uçuştan hemen önce, bizim yanına yaklaşmaya bile çekindiğimiz o devasa savaş uçağına adeta bir bebek gibi şefkatle yaklaşması, onu sevip okşaması ve uçağın her noktasını kendi elleriyle titizlikle kontrol etmesi gerçekten görülmeye değerdi. Onun bu profesyonelliği ve ekibiyle yakaladığı "tek yürek" olma bilinci, kendilerine olan hayranlığımı katbekat artırdı.

ADRENALİN DOLU DAKİKALAR
Bazı meslekler vardır, sadece yetenekle ya da eğitimle açıklanamaz; ardında adanmış bir ömür, çelikten bir irade ve göğüs kafesine sığmayan bir vatan sevdası taşır. Bizler yerde başımızı her yukarı kaldırdığımızda o devasa F-16'nın bulutları yırtan sesini duyarız. Ancak o kokpitin içinde, sadece bir uçağı değil, asil bir milletin bağımsızlık karakterini, dualarını ve geleceğini taşıyan bir yürek çarpar. İlk nikahını gökyüzüyle kıyan, her uçuşta vatanı için canını ortaya koyan ama uçuştan indiğinde evinde nazik bir eş, kızının gözündeki o sarsılmaz kahraman olan bir Türk pilotu... "Bayramlıklarımızı giyip gökyüzüne çıkıyoruz" diyen, o siyah tulumun ardındaki savaşçı ruhu, gösteri bittiğinde sınır ötesinde vatan savunmasıyla taçlandıran Hava Pilot Yarbay Murat Bakıcı ile gökyüzünün sessizliğini, adrenalin dolu dakikaları, kokpitteki o muazzam maneviyatı ve her şeyden önemlisi bir babanın, bir eşin bilinmeyen dünyasını konuştuk. Kısacık sürede Türk halkının gözünde kahraman olan bu ekibe, hem benim hem de onlarla röportaj yapacağımı duyanların merak ettiği o can alıcı soruları sordum. Nefesinizi kesecek, göğsünüzü gururla kabartacak çok özel röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz...

'SORUMLULUĞUMUZ ÇOK BÜYÜK'
- Röportajımıza başlarken herkesin en çok merak ettiği o klasik ama heyecan verici soruyla başlamak istiyorum:
Kokpite ilk girdiğinizde, o koltuğa oturduğunuzda tam olarak ne hissediyorsunuz?
Bizler öncelikle SOLOTÜRK ekibi olarak Türk milletinin gökyüzündeki gücünü sergiliyoruz. SOLOTÜRK'ü diğer gösteri ekiplerinden ayıran en önemli özellik; hem benim hem de Erhan Binbaşımın aynı zamanda aktif birer savaş pilotu olmamızdır. Yani bizler gösteri esnasında "bayramlıklarımızı", o siyah tulumlarımızı giyip gökyüzüne çıkıyoruz; ancak onun dışında aktif olarak vatan savunmasında görev yapmaya devam ediyoruz. Yeni pilotlarımızın yetiştirilmesinde, sınır ötesi operasyonlarda, iç güvenlik harekatlarının hepsinde birfiil görev alıyoruz. İşte bu yüzden işin manevi boyutu çok yüksek. Gösterilerdeki o agresif tarzımız da aslında bu savaşçı ruhumuzdan geliyor. Kokpite bindiğinizde içinizde çok güçlü bir vatan sevgisi olmak zorunda; aksi takdirde bu işin üstesinden gelemezsiniz. Sorumluluğunuz çok büyük; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, asil Türk milletini, Milli Savunma Bakanlığı'nı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsil ediyorsunuz. Bu bilincin getirdiği maneviyat, gücünüzü katlıyor.

'İSİMLER HER ZAMAN GELİP GEÇİCİ'
- Peki, bu özel ekibe seçilme süreci nasıl işliyor?
Hava Kuvvetleri bünyesinde belirli dönemlerde bir seçim süreci başlatılır. Bütün F-16 pilotları arasından kriterleri sağlayanlar başvurusunu yapar. Ardından Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı ve komutanlarımız adayları sıkı bir sıralamadan geçirir. Süreç en son üç isme kadar düşürülür ve Hava Kuvvetleri Komutanımıza arz edilir. Çünkü gittiğiniz her yerde, özellikle de yurt dışında doğrudan Hava Kuvvetleri Komutanını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ediyorsunuz. Son seçimi Hava Kuvvetleri Komutanımız yapar ve görev size tevdi edilir. Bizim için isimler gelip geçicidir; kalıcı olan kurumdur, Türk Hava Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.

'STRES YÖNETİMİ İLK SIRADA'
- Gösteri esnasında, o yüksek adrenalin altında en ufak bir aksilik yaşanması ihtimaline karşı B planınız her zaman hazır mıdır?
Eğitim sürecinizde öncelikle kendi vücudunuzu ve stresinizi yönetmeyi çok iyi öğreniyorsunuz. Herhangi bir acil durumda veya problemde ne yapacağınızı simülatörlerde defalarca, en ince detayına kadar çalışıyorsunuz. Dolayısıyla havada ne olursa olsun, sakinliğinizi ve soğukkanlılığınızı koruyarak en uygun prosedürü uygulamayı öğrenmiş oluyorsunuz. Her durum için B planımız her zaman hazırdır.
- SOLOTÜRK pilotu olmak için nelerden vazgeçmek gerekiyor?
Biz tayyareciler ilk nikahımızı gökyüzünde, tayyaremizle kıyarız; bu işe böyle başlarız. Bütün benliğimizi, varlığımızı ve konsantrasyonumuzu bu işe adarız. Verilen her görevi bu ruhla ve motivasyonla yaptığınız için de hiçbir şey size bir güçlük ya da kısıtlama gibi gelmez. Tabii ki burada ailelerimizin payı çok büyük. Onların bizi desteklemesinin, arkamızda dağ gibi durmasının yeri ve önemi kelimelerle anlatılamaz.
- Bir kızınız olduğunu biliyorum. Sizinle, gökyüzündeki o kahramanla gurur duyuyor mu?
Kızım hem benimle hem de babasıyla çok büyük gurur duyuyor.

'MANİVEYAT KORKUYU YENİYOR'
- Hiç korktuğunuz bir an veya çekindiğiniz bir şey oluyor mu?
Çok şükür hiçbir şeyden korkmuyorum. Allah bize bir can verdi ve yaşarken bu canın gerekliliklerini yerine getiriyoruz. Kutsal bir iş yapıyoruz; vatana, millete, bayrağa hizmet ediyorsunuz. Bu hizmetin maneviyatı ve kutsallığı, içinizdeki tüm korkuları yok ediyor.
- Gökyüzünde ses hızını zorluyorsunuz. Peki günlük hayatta, direksiyon başında araba kullanırken hızı sever misiniz?
Gökyüzünde hızla geliyoruz ama yerde kesinlikle tüm trafik kurallarına uyuyoruz. Bunu da bir kamu spotu olarak vurgulamış olalım.
- SOLOTÜRK'ün imza hareketlerinden, izleyicinin nefesini kesen favori bir manevranız var mı? kahramanla gurur duyuyor mu?
Kızım hem benimle hem de babasıyla çok büyük gurur duyuyor.
'MANİVEYAT KORKUYU YENİYOR'
- Hiç korktuğunuz bir an veya çekindiğiniz bir şey oluyor mu?
Çok şükür hiçbir şeyden korkmuyorum. Allah bize bir can verdi ve yaşarken bu canın gerekliliklerini yerine getiriyoruz. Kutsal bir iş yapıyoruz; vatana, millete, bayrağa hizmet ediyorsunuz. Bu hizmetin maneviyatı ve kutsallığı, içinizdeki tüm korkuları yok ediyor. - Gökyüzünde ses hızını zorluyorsunuz. Peki günlük hayatta, direksiyon başında araba kullanırken hızı sever misiniz? Gökyüzünde hızla geliyoruz ama yerde kesinlikle tüm trafik kurallarına uyuyoruz. Bunu da bir kamu spotu olarak vurgulamış olalım. - SOLOTÜRK'ün imza hareketlerinden, izleyicinin nefesini kesen favori bir manevranız var mı?

F 16'YI EN YAVAŞ BİZ UÇURUYORUZ
En sevdiğim hareketimiz, "yavaş uçuş" manevrasıdır.
Bu hareket esnasında F-16'nın havada tutunabileceği minimum sürate düşüyoruz. Bu da yaklaşık 100 knot, yani 180 kilometre civarı bir hıza tekabül eder. Dünyada bir F-16 uçağını bu kadar yavaş uçurabilen tek ekip SOLOTÜRK ekibidir.
- Peki beslenme düzeniniz nasıl? Uçuş öncesi özel bir diyet uyguluyor musunuz?
Aslında normal bir insan gibi, protein ağırlıklı ve dengeli besleniyoruz. Ancak uçuş günlerinde bizi rahatsız edecek, gaz yapacak yiyeceklerden kesinlikle uzak duruyoruz. Çünkü uçuş esnasındaki yüksek G kuvveti nedeniyle tabiri caizse içimiz dışımıza çıkıyor. Bunlara dikkat etmek zorundayız.

'YAKLAŞIK 1.5 KİLO TER ATIYORUZ'
- Uçuştan indiğinizde nasıl bir his kalıyor geriye? O devasa adrenalin patlamasından sonra normal hayata, o dinginliğe nasıl dönüyorsunuz?
Adrenalin zaten bizim hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak uçuş bittikten sonra yerde özellikle durağanlığı ve sakinliği seçiyoruz.
Sonuçta bizler de insanız, robot değiliz. Gösteri uçuşlarında inanılmaz bir fiziksel ve zihinsel efor sarf ediyorsunuz. Tek bir uçuştan indiğinizde yaklaşık 1,5 kilogram ter atmış oluyorsunuz. Uçuş sonrasında hemen ayran, soda gibi içeceklerle vücudun elektrolit dengesini sağlıyor ve sakinliği yerdeki dinlenme sürecimizde yeniden tesis ediyoruz.
- Son olarak sormak istiyorum; evde nasıl bir eşsiniz? Gökyüzündeki o agresif pilot evde nasıl birine dönüşüyor?
Evde tabii ki son derece centilmen bir eşiz. Üzerimize düşen ne görev varsa, tıpkı gökyüzündeki gibi titizlikle üstesinden geliyoruz.