KONUK YAZAR SELAHATTİN GEZER SİZLER İÇİN YAZDI...
Duygular piyanonun tuşları gibidir ya da bir sazın telleri... İnsan aşık oldu mu o tellere ve tuşlara bir farklı dokunulur. Her şey olması gerektiği gibi muhteşem bir melodiye dönüşür. Aşk olunca, daha önce kullanılmamış ve atıl kalmış bir duygu sanki gizli bir el ile harekete geçer. Misal; daha önce hiç çalışmamış olan "anlayış", arada bir teklese bile işlemeye başlar. Daha önce kilidi açılmamış "merhamet" pırıl pırıl parlamaya başlar.

SEVGİLİLER EN GÜZEL TABLO
Amasız, fakatsız ve beklentisizce birbirine sevgiyle bakan çiftler, zamana asılmış en güzel tablodur. Bir gün, doksanına "merhaba" demiş yaşlı bir çiftin el ele verişini izlemiştim. Buruşmuş, damarları ortaya çıkmış ve kenetlenmiş o eller, sanki hayata atılmış kördüğüm bir bağ gibiydi; gençlikte başlamış sevginin, sadakatin ve dostluğun üzerine kondurulmuş bir fiyonktu. Cesaret edip soramamıştım ama emindim: O iki ihtiyar, yüzüğü takmadan, imzayı atmadan önce başka başka tellere konmamış, başka yüreklerde sabahlamamışlardı. Doksanlık bile olsalar, o iki eli ve birbirine sevgi ile umut dolu bakan gözleri unutamıyorum. Öyle tatlı tatlı sohbet ediyorlardı ki tıpkı iki genç nişanlı gibi... Bazen, modern zamanların o hızlı tüketim çarkına kapılıp, kelimelerin içini fark etmeden boşaltıyoruz; dilimize kolayca dolanan, her köşe başında duyduğumuz o aceleci "Aşkım, aşkım!" Sözleri yanında, bu ihtiyar çiftin sessiz ve derinden giden bağlılığı ne kadar da büyük bir ders... Keşke yeni nesillere, genç yüreklere bu köklü sadakati, sadece dünya için değil öteler için de düğümlenen ellerin sırrını daha çok anlatabilsek, onlara bu güzel mirası aşılayabilsek...
İNSAN AŞIK OLMALI Ezeli ve ebedi yüce Rabbimiz, Nebe
DOSTLUK VE HAYATA KATKI
Hani derler ya; adam koca profesör olmuş ama tavrına, sözlerine bak... Oysa tarlasını süren veya sürüsünü güden bir gönül ehli, öyle bir kelam eder ve öyle bir duruş sergiler ki sizi tam on ikiden vurur, mest eder. Gidin araştırın; istisnalar hariç, gerçek seven insan medenidir, sorumluluk bilir. Ve bu sorumluluk bilinci, insana sevgiyi Veren'i sevmeyi öğretir. İşte Asr-ı Saadet insanları sevmeyi de dostluğu da hayata katkı sağlamayı da çok iyi bildi. Her işleri güzeldi. Bütün duyguları randımanlı çalıştığı için yetimler, kadınlar, mazlumlar ve erkekler hep güldü. Onların yön levhası, her daim Allah'ın rızasını ve ebedi saadeti gösteriyordu. Evet, güzelleşmek lazım. İnsan olmak lazım; işte bunun için de adam gibi sevmek, her genç yüreğe bu sevgiyi anlatmak ve öteleri düşünmek lazım.

