500 yıl önce yaşanan ilginç olay önce Almanya'nın Aachen şehrinde ortaya çıktı. İnsanlar evlerinden çıkıp sokaklara dökülmeye, kontrolsüzce kıvranmaya ve dönmeye başladı. Söz konusu dans salgını birkaç yıl içinde Avrupa'ya yayıldı. Salgyüzlerce insan günlerce hatta haftalarca durmadan dans ederek hayatını kaybetti... Binlerce insan, sokakta, meydanda el ele tutuşarak daireler oluşturdu ve kontrollerini tamamen kaybetmiş gibi görünerek, kimseyi umursamadan günlerce çılgınca dans etmeye devam etti ve sonunda bitkin bir halde yere yığıldı.

BİRKAÇ YIL İÇİNDE YAYILDI
"Hastalık", Almanya'dan Ren Nehri boyunca Hollanda ve Belçika'da Liegrave;ge, Utrecht, Tongres ve Fransa'da Strasbourg adlı diğer kasabalara yayıldı. Başka zamanlarda ve başka biçimlerde bu çılgınlık Aziz Vitus dansı olarak adlandırılmaya başlandı. Ortaçağ'da kilise, dans edenlerin şeytan tarafından ele geçirildiğini veya belki de bir aziz tarafından lanetlendiğini savundu.
SALGINININ NEDENİ BULUNAMADI
İtalya'da Tarantizm olarak adlandırılan bu durumun, bir örümceğin ısırığından kaynaklandığına veya örümceğin enjekte ettiği zehirleri atmanın bir yolu olduğuna inanılıyordu. Bir mantarının ürettiği psikoaktif kimyasallar sayesinde halüsinasyonlara, spazmlara ve sanrılara neden olabilir dendi. Fakat yapılan araştırmalarda bu garip dans etme dürtüsünden etkilenen bölgelerin hepsinde çavdar tüketen insanların yaşamadığı, dahası, salgınlar her zaman mantarın yetiştiği yağmurlu mevsimde meydana gelmediği ortaya çıktı. Uzmanlar, günümüzde bile bu çılgınlığın nedenini tam olarak açıklayamıyor... Ancak bu Almanya'da Aziz John Dansı adı verilen salgın çılgınlığın ilk veya son örneği değildi.

KANAYAN AYAKLAR, TİTREYEN ELLER
1518 senesinin temmuz ayında günümüz Fransa'sında yer alan Strasbourg şehrinin sokaklarında bir kadın, aniden dans etmeye başlar. Ne bir müzik sesi vardır ne de bir eğlence... Ama o, durmaksızın dans eder. Ardından başka insanlar da ona katılır ve dans bir salgın gibi yayılır. Kanayan ayaklar, titreyen bedenler, düşüp ölenler. Tarih kitaplarında "dans salgını" olarak geçen bu olay, geride bir bilinmezlik ve yüzlerce ölü beden bırakır. Ölüm dansı olarak adlandırılan bu salgın 1518 senesinde Roma Germen İmparatorluğu'nda olan, günümüzde Fransa'da yer alan Strasbourg şehrinde gerçekleşir. O dönemlerde Strasbourg Avrupa'da insanların yaşamlarını sürdürdüğü alelade bir şehirdir. İnsanları işine gider, gündelik yaşam kendi akışında devam eder; derken tarih 14 Temmuz sıcağında Frau Troffea adında genç bir kadın sokağa çıkarak dans etmeye başlar. Bu öyle bir danstır ki ne bir müzik ne de bir ses vardır ardından gelen. Sokakta yankılanan tek ses Frau Troffea'nın dans ederken çıkardığı ayak sesleridir. Gülerek ve eğlenerek başladığı bu dans gittikçe Troffea'ya ıstırap verir çünkü Troffea artık bedeninin kontrolünü sağlayamaz bir vaziyettedir. Uzuvları onun isteği dışında harekete devam ettikçe, yüzünde var olan gülümseme gittikçe donuklaşır ve yüzündeki mimikler acı verici bir hal almaya başlar. Çılgınca dansına devam eder ve durmaksızın dans eder. En sonunda bayılır ancak ayıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi dansına kaldığı yerden devam eder. Ayakları şişer hatta kanar ancak Frau Troffea kendini durduramaz.
KATILIM GİTTİKÇE ARTAR
Eşi ve çocukları kendisini durdurmaya çalışır ve şehirde bu ana tanık olan insanlardan yardım dilenirler ancak hiç kimse Frauyu durduramaz. Bu öyle bir dans ki Troffea bayılmasına rağmen bedeninde kalan son enerji taneleriyle ellerini ve ayaklarını oynatmaya devam eder. İnsanlar Troffea'nın çıldırdığını ya da delirdiğini düşünürler ve bu işe bir anlam veremezler. Ancak işin garipleştiği an, dans edenin sadece Frau olmadığı andır. İnsanlar kendilerini durduramayacak bir şekilde bu ıstırap verici dansa katılmaya başlar. Troffea'nın ölüm dansına Gün geçtikçe daha fazla insan katılır sokakta insanlar kontrolsüzce dans eder. Yetkililer bu akıl almaz dans girdabının sebebini bulup bir son vermek isterler. Din adamları olayın doğaüstü olduğunu söyler. Kilisedeki papazlar Frau Troffea adlı kadının içindeki kötü ruhun çıkarılması gerektiğini söyler. Yetkililer Frau'yu alır ve Aziz Vitus kilisesine gönderir çünkü bu lanetin ortadan kalkmasını sağlayacak tek yer katedraldir. Katedralde ellerine ve ayaklarına haçlar çizilir, çevresinde bir daire oluşturulup dualar edilir ve lanetin kaldırılması için din adamları Frau'yu kutsar. Frau iyileştiği düşünüldüğü için tekrar evine yollanır. Ancak kutsanma bir şey ifade etmez ve Troffea dansına kaldığı yerden devam eder. Son nefesini verene kadar da bu hareketleri yapmayı sürdürürr. Troffea'nın dansı 6 gün boyunca devam eder sonunda bedeni bu yükü kaldıramaz ve ölür. Kilisenin teorisi hem kutsanmanın işe yaramaması ile hem de kiliseden bir papazın da dansa katılmasıyla yıkılır. Çünkü onların inancına göre hiçbir papaz lanetlenmez ve tüm papazlar kutsaldır. Kilisenin sunduğu argümanlar yıkılınca yetkililer doktorların kapısını çalar. Bu korkunç dans silsilesinin bir tıbbi altyapısı var mı diye araştırılır. Doktorlar bunun sebebinin sıcak kan olduğunu öne sürer ve bu durumdan kurtulmaları için de kanın soğumasının gerektiği söylenir.
500 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Doktorlar kanı soğutmak için dans eden insanların daha fazla dans etmesini ister. Yetkililer dans edenlerin daha fazla dans etmelerini sağlamak için şehir meydanlarına sahneler kurar ve profesyonel sanatçılar getirir. Ancak bu durum kanı soğutmadığı gibi dans eden insan sayısını artırır. Bu süreç tam bir ay boyunca bu şekilde devam edince yetkililer kurdukları sahneleri kaldırır dansa katılmayan sanatçıları da geri çağırır. Strasbourg artık eskisi gibi alelade bir şehir olmaktan çıkar. Kalp krizi, beyin kanaması, su yetersizliğine bağlı çeşitli sebeplerden dolayı bu dansa katılan 500'den fazla insan bu süreçte hayatını kaybeder. Bunun üzerine yetkililer bu olayın tekrarlanmaması adına önlemler almaya başlar. Şehrin giriş ve çıkışları kapatılır, dans eden insanlar tutuklanır, dansa teşebbüs edenler ise işkenceye maruz kalırlar. Hatta o dönem kayıt altına alınmayan sayısı bilinmeyen çok sayıda insanın öldürüldüğü ifade edilir. Ne yazık ki Strasbourg hayatının en kötü ve en trajik günlerini yaşar.
GİZEMİNİ HALA KORUYOR
500 sene önce yaşanan bu olayı araştırmaya çalışan teorisyenler yaşanan durumun toplumsal histeri olabileceğini öne sürer. O dönemdeki din baskısı altında olan ve işkence gören insanlar psikolojik bir tepki verip dans etmeye başlar ve bu dansın yayılması da salgına sebep olur. Bir diğer teori ise Strasbourg halkının bir bölgesinin içtikleri suya karışan herhangi bir bitki veya kimyasal bir etken madde yüzünden bu garip hareketlere başladığı ve tıpkı bir zombi gibi bilinçsizce yapılan hareketlerin bu ölüm salgınına yol açtığıdır. Hangi koşulda olursa olsun bu salgının getirmiş olduğu olay günümüze kadar hala çözülememiştir.