Yaklaşık 1.700 kişinin katıldığı araştırmada, katılımcıların büyük bölümü kendisini mutlu veya çok mutlu olarak tanımladı. Elde edilen veriler, mutluluğun yalnızca gelir ya da fiziksel görünümle açıklanamayacağını ortaya koydu.

Araştırmaya göre, yaşamında net hedefleri bulunan kişiler hayattan daha fazla keyif alıyor. Aile, arkadaş ve yakın çevreden alınan sosyal destek de mutluluğu artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise obez bireylerin mutluluk düzeylerinin, zayıf ve normal kilolu bireylere göre daha yüksek çıkması oldu. Bu sonuç, mutluluğun fiziksel görünümden çok sosyal ilişkiler ve psikolojik faktörlerle bağlantılı olduğunu gösterdi.

Gelir seviyesine ilişkin sonuçlar da dikkat çekti. Düşük gelir grubunda mutsuzluk daha belirgin görülürken, belirli bir seviyenin üzerindeki gelir artışlarının mutluluk üzerinde önemli bir etkisi olmadığı tespit edildi.

Araştırmada ayrıca televizyon dizilerindeki yaşam tarzlarına özenmenin, başka ülkelerdeki hayatları idealize etmenin ve sürekli kıyaslama yapmanın mutsuzluğu artırdığı görüldü. Haber ve siyaset gündemini yoğun şekilde takip eden kişilerde de mutluluk seviyesinin daha düşük olduğu belirlendi.

Özgürce karar verebilen, yaşamını kendi tercihleri doğrultusunda şekillendirebildiğini hisseden bireylerin ise daha mutlu olduğu ortaya çıktı. Eğitim düzeyi açısından bakıldığında ilkokul ve üniversite mezunlarının mutluluk seviyelerinin, ortaokul ve lise mezunlarına göre daha yüksek olduğu gözlemlendi.

Araştırma sonuçları, mutluluğun temelinde para ya da dış görünüşten çok; sosyal bağlar, yaşam amacı, özgürlük hissi ve kişinin sahip olduklarına bakış açısının yer aldığını ortaya koydu.