Yüreğimizi kanatan, bir annenin cevabını asla veremeyeceği acısını hiçbir sözün tarif edemeyeceği korku dolu bakışların arasında minik bir çocuğun titreyen dudaklarından dökülen bir soru... Her annenin dini dili rengi ne olursa olsun çocukların öldürülmediği bir dünyaya yeni bir gözle bakmasını sağlaması gereken bir soru... Bu soruyu Srebrenitsa'da yaşayan adı bilinmeyen küçük bir çocuk sormuş annesine. Ardından ne yazık ki 11 Temmuz 1995 tarihinde Sırp askerler tarafından yapılan katliamda henüz 4 yaşındayken öldürülmüş...

ADI SREBRENİTSA ÇİÇEĞİ
Kendilerini birer kelebeğe benzeten Bosnalılar yakınlarını bulma umudunu asla yitirmeden kanat çırpmaya devam ediyorlar. Artemis çiçeği ise Bosnalı annelerin yakalarından asla eksik olmaz çünkü onlara evlatlarını baba ve annelerini arkadaşlarını tüm kayıp olan sevdiklerini sunuyorlar. 11 yapraklı Srebrenitsa çiçeği, 11 Temmuz gününü, ortadaki yeşil renk yeniden doğuşu, etrafındaki beyaz renk ise masumiyeti simgeler ve o gün yaşanan hüznün çiçeği olarak sol göğüslerin üzerinden asla eksik olmaz

İNSANLIĞIN DONDUĞU AN
Minicik bir çocuk düşünün ölümün bile ne demek olduğunu bilmeyen bir kız çocuğu... Sadece gözleri önünde işlenen vahşete tanık olurken ,kendisine sıkılacak olan kurşunun büyük olduğunda vereceği acının korkusunu düşünüyor, ve annesine "Küçük çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?" diye soruyor... İşte bu soru kıyamete kadar Avrupa'nın ortasında katran karası bir gün ve kulaklarında çınlayan çığlık olacaktır. 4 yaşındaki adı bilinmeyen kız çocuğunun sorduğu soru Srebrenitsa'da insanlığın donup kaldığı andır... Takvimler, 11 Temmuz 1995'i işaret ettiğinde, dünya tarihinin en büyük soykırımlarından biri yaşandı. Tüm insanlığın gözleri önünde, Avrupa'nın merkezi Srebrenitsa'da en az 8.372 masum insan, Sırp komutan Ratko Mladic, ve askerleri tarafından silah zoruyla evlerinden çıkartılarak sokaklarda ormanlık alanlarda, fabrikalarda, depolarda zalimce öldürüldü... Genç kızlar kadınlar tecavüze uğradı...
KONSEYİN KARA LEKESİ
Aslına bakılırsa Mladiç'in o gün yaptığı konuşması soykırımın başlangıç habercisiydi. Mladic, Sırp Bayramı arifesinde şehri Sırp milletine hediye ettiklerini belirterek, "Nihayet bu topraklarda Türklerden (bölge Müslümanları için kullanılan ifade) intikam alma zamanı geldi" cümlesini kullanmıştı. Bu bölge 1993 yılında Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi kararıyla, Boşnaklar için güvenli bölge ilan edilmişti. Üstelik BM, karargâha sığınan halkı koruyacaklarına dair güvence de vermişti. Şehir güvenli bölge ilan edilince Bosnalılar silahlarını teslim etmişlerdi. Sırp ordusu yaklaştıkça Bosnalılar en azından silahların iade edilmesini istediler ama kabul ettiremediler. Yani artık tamamen savunmasızlardı.
ONURLARINI SATTIKLARI GÜN
BM Koruma Gücü bünyesindeki Hollandalı askerler, kendilerine sığınan masum ve silahsız binlerce Boşnak halkını, Sırplara teslim ettiler. Sırplar kurşuna dizdikleri masumları, kamyondaki diğer arkadaşlarına taşıtıyor, sonrasında onları da katlediyorlardı. Hollandalı askerlere sığınmayıp orman yoluyla, Bosna ordusunun kontrolündeki bölgeye ulaşmak isteyen diğer Bosnalıların da kaderi ne yazık ki aynı oldu. Artık halk arasında "ölüm yolu" olarak da anılan orman yolundan giden binlerce Boşnak, Sırpların kurduğu pusularda, canavarca katledildiler. Buraya kadar size Demokrasiyi, insan haklarını ağızlarına sakız yapan kapılarının önündeki vahşeti görmezden gelen modern Avrupa'nın tek dişi kalmış canavar olduğunu ve 31 yıl önce soykırıma uğrayan Bosnalı Müslümanları asla unutmamamız gerektiğini tekrar hatırlatmak istedim...

HAİN PLANLARI BOZULDU
İşte şimdi ise küçük kızın masum bedeninden kalanları arayan kelebeklerin hikayesi... Bu korkunç vahşeti gizlemek isteyen Sırp ordusunun hiçbir zaman hesaba katmadığı ilahi bir güç vardı. O ilahi güç Mavi kelebeklerin kanat çırpışında kendini gösterdi. Soykırım yapan Sırp askerler, katliamlarını gizlemek için çocuk kadın erkek masum insanların ölü bedenlerini iş makinalarıyla kazdıkları çukurlara attılar. Bununla da yetinmeyin izleri tamamen yok etmek için toplu mezarlardaki cenazelerin yerini birkaç sefer değiştirerek kemiklerin de birbirine karışmasını sağladılar. Uydudan izlenememesi için ise çukurların içine saç levhalar ve manyetik parçalar yerleştirdiler. Bununla da kalmayıp, dışarıdan bakıldığında anlaşılmaması için bölgenin iklim tipine uygun ağaçlar diktiler ve toplu mezarların üzerini kapattılar. Fakat her şeye rağmen Sırp ordusunun bu kötü ve korkunç planını bir kelebeğin kanat çırpışı bozmuştu.
MAVİ KELEBEKLERİN SIRRI
İlahi adaletin tecelli ettiği o eşsiz olay Bosna ormanlarında ve Srebrenitsa'da yaşandı. Mavi kelebekler hayatları boyunca yaşamını devam ettirmek için bir tek çiçeğin varlığına ihtiyaç duyarlar. O çiçek yaban çiçeği Artemis çiçeğidir. Uzmanlar mezarlıkların olduğu bölgelerde, toprağın üstünde bu yaban çiçeklerinden onlarcasına hatta binlercesine rastlamışlar. O kadar çok olmasının nedenini ise daha sonra açıkladılar. Meğerse orada yetişmiş ve büyümüş olan Artemis çiçekleri, o toprakta bulunan insan vücutlarından salınan mineraller sayesinde beslenip, büyürmüş. İşte biz bu yüzden Bosna'da Artemis çiçeğine "ölüm çiçekleri" denir.

KANAT ÇIRPMAYA DEVAM EDECEK
MezarlarI bulunamamıştı ama artık yerleri belli. O küçük kızın adı bilinmese de hikayesi asla unutulmayacak. Şimdi mavi kelebekler onun için kanat çırpıyor. 2007 yılında Bosna- Hersek'in Sırbistan'a karşı açtığı soykırım davası için toplanan Uluslararası Adalet Divanı Sırbistan'ın bir soykırımın yaptığına dair bir delil olmadığına hükmetmişti. Bu karardan sonra Bosna-Hersek Devleti toplu mezarların bulunması için bir komisyon kurmuştu. Bir yıl sonra bazı bölgelerin jeolojik yapılarının değişmiş olması ve mavi kelebeklerin belirli bölgelerde yaygınlaşmış olması komisyonun ilgisini çekmiş yapılan bilimsel araştırmalar sonucu Artemis çiçeği ve Mavi kelebeklerin olduğu bölgelerde kazı çalışmaları yapılmış ve Bosna savaşına ait 300 adet toplu mezarlar bulunmuştur.