Yazın en tartışmalı konularından birisi olan plajların vatandaşlar tarafından nerede olursa olsun ücretsiz şekilde kullanılması tartışmasında son sözü Yargıtay söyledi. Denizden 50 metrelik alan içinde vatandaşın önünü kesen, geçişine izin vermeyen denize girmesini engelleyen, veya bulunduğu yerden zorla kaldıranları, "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan 1 ile 5 yıl arası hapis cezası bekliyor. Suçun çocuklara veya engellilere karşı, zor kullanarak veya toplu halde işlenmesi durumunda ise uygulanacak olan ceza katlanarak artıyor. Ayrıca bunun için vatandaşın gidip şikayette bulunması da gerekmiyor çünkü Yargıtay'a göre "Hürriyeti engelleme" suçu kamu davası açılmasını gerektiriyor olup, şikayete bağlı bir suç değildir. Yazın en sık gündeme gelen olaylardan birisi de sahil kesimine girmek isteyen vatandaşın, orayı kiralayan işletme sahip veya çalışanları ile yaşadığı tatsızlıklardır. Genelde çalışanların kaba davranış veya sayısal çokluğu nedeniyle talebinden vazgeçmek durumunda olan vatandaşların ihbarda bulunması halinde ise vatandaşın hürriyetini engelleyen kişiler hakkında adli sonuç ve yaptırımlar ortaya çıkabilmektedir.

YARGITAY'IN KARARI ÇOK NET
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2025/98 kararı, kıyıların Anayasa'nın 43 ve Kıyı Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca kamuya açık olduğunu vurgulayarak, vatandaşın buraya erişimini engelleyen kişilerin Türk Ceza Kanunu'nun 109/3 maddesi gereğince "nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan cezalandırılması gerektiği yönündedir. Yani, vatandaşın kamuya ait olduğu kanunla belirlenmiş bir alanda özgürce bulunmasını veya buradan yararlanmasını engelleyen kişiler hakkında hapis cezası öngörülmüştür.

KANUN NE DİYOR?
3621 sayılı Kıyı Kanunu gereğince, deniz, göl ve nehirlerde suyun bitiş noktasından itibaren en az 50 metre içinde hiçbir yapılaşma yapılması mümkün değildir. Bundan sonraki 50 metre içinde ise yollar, dinlenme alanları gibi rekreasyon alanları yapılması mümkündür. Anayasamız ve Kıyı Kanunu uyarınca, sahil kesimi istisnasız herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır.

HANGİ YETKİYE SAHİP?
Turizm Teşvik Kanunu ile Basit Konaklama Tesisleri ve Plaj İşletmelerinin Belgelendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamındaki izinler; işletmelere yalnızca şezlong, şemsiye ve yeme-içme gibi ek hizmetler sunma yetkisi vermektedir. Sınır Çekilemez, Giriş Ücreti Alınamaz İşletmelerin plajın etrafını çevirmesi, özel mülk gibi sınır ihdas etmesi, kapı kontrolü yapması veya sadece sahilde durmak/denize girmek isteyen vatandaştan "giriş ücreti" talep etmesi hukuken imkansızdır. İşgaliye Ruhsat Sağlamaz Belediyelerce kesilen ecrimisil veya işgaliye cezaları ödemeleri, işletmelere o alanda mutlak bir mülkiyet ya da erişimi kısıtlama hakkı kazandırmaz. Danıştay 6. Dairesi de hizmet almayan vatandaştan ücret istenemeyeceğini kesin karara bağlamıştır. Buna göre Kamuya açık olan sahil kesiminde ücreti karşılığında konfor sağlamak, kıyıdan faydalanan vatandaşların bazı ihtiyaçlarını buradan ayrılmadan gidermesini sağlamak amacıyla, yukarıda sayılan kanun hükümlerine aykırı olmamak üzere, Turizm Teşvik Kanunu ve Basit Konaklama Tesisleri ile Plaj İşletmelerinin Belgelendirilmesine İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre işletme izni verilebilmektedir. Ancak bu işletmelerin o bölgeyi sahiplenmesi, sınırlar ihdas etmesi, giriş ve çıkışı kontrol etmesi kesinlikle mümkün değildir. Bu işletmelerin ruhsat alanı dışına "yayılması" karşısında belediyece kesilen işgaliye vs. gibi idari cezalar, o işletmelerin burada mutlak hak sahibi olması için yeterli değildir.

ÜNLÜ PLAJLARDA DURUM NASIL?
FLORİDA'NIN dünyaca ünlü plajlarında da müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere mevsimlik işletmeler mevcuttur. Ancak bu işletmeler, sahilin genel düzeni veya kullanım hakkı ile ilgili bir söz hakkına sahip değildir. Sadece verdikleri hizmetten faydalanmak isteyenlere ücreti karşılığında şezlong, şemsiye, yiyecek ve içecek satarlar ve belli bir desibelde müzik yayını yapabilirler.

ARTIK SİZDE SAHİLLERDEKİ HAKKINIZI BİLİN
DENİZE girebilmeniz için Şezlong kiralamak zorunda değilsiniz. Kendinize uygun gördüğünüz yere havlunuzu ücretsiz serebilirsiniz. Kısacası yüzmek için ücret ödemek zorunda değilsiniz. İşletme kamuya açık alanı kapatamaz ve orayı ücretli bir yer konumuna sokamaz. Sahile girişinizin, denize ulaşmanızın veya havlunuzu sermenizin engellenmesi halinde durumu kolluk kuvvetlerine bildirebilirsiniz. Bu tür olaylarda, vatandaşın özgürlüğünü kısıtlayan kişiler hakkında adli süreç başlatılabilir. Ayrıca Yargıtay'ın değerlendirmesine göre bu fiil, şikâyete bağlı suçlar arasında yer almadığından, olayın kolluk kuvvetlerine yansıması halinde yetkili makamlar resen soruşturma başlatabilir.

ORTAK KULLANIMA AÇIK
YARGITAY Ceza Genel Kurulu'nun (2025/98 Karar) bağlayıcı kararına göre Anayasa'nın 43. maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca deniz kıyıları tamamen kamunun ortak kullanımına açıktır. Bu çerçevede, vatandaşın kamuya ait kıyı şeridine erişimini veya orada bulunmasını engelleyen işletme sahipleri ve çalışanları, Türk Ceza Kanunu'nun 109/3 maddesinde düzenlenen "Nitelikli Şekilde Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma" suçundan cezalandırılacaklardır.

'HÜRRİYETİ ENGELLEME SUÇU'
KAMUYA ait bir alana giriş için veya işletmenin verdiği hizmetlerden faydalanmak istemeyenlerden herhangi bir ücret talep edilmesi ise Danıştay 6. Daire 1999/1147 sayılı kararı ile uygun bulunmamıştır. Bu durumda ısrar edilmesi veya vatandaşın kamuya ait alanı kullanımının herhangi bir şekilde engellenmesi, yukarıda açıkladığımız haliyle adli kovuşturma konusudur. "Hürriyeti engelleme" suçu kamu davası açılmasını gerektiriyor olup, şikayete bağlı bir suç değildir. Yani, mağdurun, herhangi bir vatandaşın veya denetimle yetkili kamu görevlilerinin ihbarı üzerine de Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturma açılabilir.