
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde sarayın gözdesi olan, çavuşluqtan paşalığa uzanan inanılmaz ömrünü cephelerde tamamlayan bir kahraman: Hafız Abdülezel Paşa. Dijital haber platformlarının ve yerel medyanın en çok okunan "tarihi gizem ve kahramanlık" konseptine birebir uyan bu hikaye, okuyucuyu ilk satırdan etkisi altına alıyor.

16 YAŞINDA ER OLARAK BAŞLAYAN BİR ÖMÜR
1828 yılında Konya'nın Hadim ilçesinde dünyaya gelen Abdülezel Paşa, henüz 16 yaşındayken Osmanlı ordusuna er olarak katıldı. Hiçbir torpili veya askeri okul diploması yoktu; tamamen "alaylı" bir askerdi. Arabistan'dan Girit'e, Plevne'den Karadağ'a kadar imparatorluğun ateş çemberinden geçen tüm cephelerinde en ön safta yer aldı. Gösterdiği üstün cesaretle basamakları tek tek tırmanarak paşalığa (mirlivalığa) kadar yükseldi.
Küçük yaşta ezberlediği Kur'an-ı Kerim'i dilinden düşürmediği için askerler ona "Hafız Paşa" diyordu.

''TÜRKÜN VE OSMANLININ ŞANINI YÜCELTME ZAMANIDIR''
Tarihler 1897'yi gösterdiğinde, Osmanlı-Yunan Savaşı (Teselya Savaşı) bütün şiddetiyle başlamıştı. Yaşı 70'e dayanan ak sakallı Abdülezel Paşa, Alasonya Ordusu'nun 2. Tugay Komutanı olarak en kritik noktaya atandı. Düşmanın çemberi daralttığı anlarda askerlerinin önüne geçen Paşa, o efsanevi hitabını yaptı:
Askerlerim, yiğitlerim, bize, namusumuza göz diken düşmana haddini bildirmenin şimdi zamanıdır. Bilirsiniz ki hainler korkak olur. Biz üzerlerine yürüyünce kaçacaklardır. Şu gördüğünüz, Papaliva, Tırpan ve Misvaki tepelerinin zaptı, bizim için çok mühimdir. Siz Milona geçidi gibi zor bir engeli aştınız. Bu tepeler size dayanamaz. Cenab-ı Hakk'ın yardımı ile hain düşmanı yenip, sancağı oraya dikmenizi istiyorum. Türkün ve Osmanlının şanını yüceltme zamanıdır. Analarınız sizi bu günler için doğurup büyüttü. Devlet ve millet sizin süngü kuvvetinizle yücelecektir. Ben de sizinle beraber en önde savaşacağım. Sizden son arzum budur ki, eğer bu tepe alınmadan şehid olursam, benim cesedimi şehid olduğum yerde defn etmeyin. Bu tepeyi mutlaka ele geçirin ve benim için o tepe üzerinde bir kabir kazıp oraya defn edin. Şayet, tepeyi ele geçiremezseniz, bırakın cesedimi kurtlar, kuşlar yesin. Sizin dağları aşan hücumlarınıza, böyle tepeler dayanamaz. Allah'ın yardımı Peygamberimizin imdadı bizimledir. Haydi aslanlarım Allah utandırmasın.

EN ÖNDE ŞEHADET ŞERBETİ
Dömeke Muharebesi sırasında düşman siperlerine doğru en önde at süren Paşa'nın etrafındaki subaylar, "Paşa hazretleri, mermiler etrafınızda uçuşuyor, ne olur biraz geri çekilin!" diye yalvardı. O ise gülümseyerek ömrünü cephelerde geçirdiğini söyledi.

Atasının üzerinde düşmana karşı taarruz ederken başına isabet eden tek bir kurşunla hayata gözlerini yumdu. Düştüğü an yüzündeki tatlı tebessüm, cephedeki askerlerin hafızasına kazındı.

II. ABDÜLHAMİD UNUTMADI
Sد Sultan II. Abdülhamid Han, bu büyük kahramanın hatırasını yaşatmak için kabrine görkemli bir türbe yaptırırken, dönemin ünlü şairleri ardındından destanlar ve şiirler kaleme aldı. Bugün tozlu raflarda kalan bu muazzam hayat, Türk askerinin fedakarlık tarihinin en parlak sayfalarından biri olarak internet okurlarını bekliyor.