
Türk askeri tarihinin en büyük kahramanlık destanlarından biri olan Plevne savunmasının baş aktörü Gazi Osman Paşa, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen adını altın harflerle yazdırmaya devam ediyor. Dijital haber platformlarının ve tarih okurlarının gözdesi olan bu hikaye, stratejik dehası ve ölümü göze alan teslim olmama iradesiyle okuyucuyu ekran başına kilitliyor.

PLEVNE'DE YAZILAN DÜNYA TARİHİ
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında, Rus ve Romen müttefik kuvvetleri sayıca ve teçhizatça kat kat üstün bir orduyla Tuna'yı geçip İstanbul yoluna koyulmuştu. Karşılarında ise durdurulamaz denilen bu devasa kuvvete karşı sadece birkaç bin askerle Plevne kasabasında taarruz hattı kuran bir Osmanlı komutanı vardı: Osman Nuri Paşa.

Kendi imkânlarıyla tabyalar kazdıran, askerini azık ve mühimmat sıkıntısına rağmen inançla ayakta tutan Paşa, düşmanın aylarca süren kanlı saldırılarını birer birer püskürttü. Batılı askeri tarihçilerin bile "Böyle bir savunma stratejisi görülmedi" dediği Plevne müdafaası, düşmana baş döndürücü kayıplar verdirdi.

"TUNA NEHRİ AKMAM DİYOR, PLEVNE'Yİ YIKMAM DİYOR!"
Açlığın, kışın ve cephanesizliğin zirve yaptığı günlerde bile teslim bayrağını çekmeyen Osman Paşa, askerine moral vermek için hep en ön saftaydı. Düşman komutanları bile onun bu sarsılmaz iradesi karşısında hayrete düşmüştü.

145 gün süren destansı kuşatmanın ardından, son bir kez süngü hücumuyla çemberi yarmaya çalışan Osman Paşa, ağır yaralanıp atından düşene kadar çarpıştı. Kılıcını teslim ederken Rus başkomutanı bile onun bu cesaretine hayran kalmış, kılıcını kendisine geri vererek kılıçla teslim olmasını sağlamıştır.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD'DEN "GAZİ" UNVANI
İstanbul'a döndüğünde halkın ve padişahın büyük coşkusuyla karşılanan Osman Paşa'ya II. Abdülhamid tarafından "Plevne Kahramanı" unvanı ve "Gazi" mertebesi verildi. Ardından gelen nesillerin dilinden düşmeyen türkülere ilham olan bu büyük komutanın hayatı, dijital medyada tarihe meraklı okurların en çok ilgi gösterdiği hikayelerin başında geliyor.