
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine damgasını vuran, hem sarayın hem sokakların en çok konuşulan, inandığı yolda gözünü kırpmadan ölümün üzerine giden bir isim: Enver Paşa. Kimi için bir "hürriyet kahramanı", kimi için "fırtınalı bir maceraperest"... Osmanlı tarihinin en çok tıklanan, hakkında en çok komplo teorisi üretilen ve tartışılan Enver Paşa'nın hayatı, sinematografik sahne aratmayan detaylarıyla internet okurunu peşinden sürüklüyor.

MANASTIR DAĞLARI'NDAN SARAY'A UZANAN FIRTINA
1881 İstanbul doğumlu olan Enver, genç bir subayken Makedonya dağlarında meşrutiyet için dağa çıkan "Hüriyet kahramanlarından" biriydi. 1908 yılında II. Abdülhamid'e meşrutiyeti yeniden ilan ettirdiğinde, adeta bir halk kahramanı olarak omuzlarda taşınıyordu. Yakışıklılığı, cesareti ve karizmasıyla sadece Osmanlı'nın değil, tüm dünyanın dikkatini çekti. Kısa sürede ordunun en tepe noktasına tırmanan Enver Paşa; Trablusgarp'ta İtalyanlara karşı yerli halkı örgütleyen çöl kaplanı, Babıali Baskını ile siyasetin seyrini değiştiren ihtilalci ve I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun başkomutan vekili oldu. Hayatı boyunca risk almaktan hiç korkmadı; çünkü onun için tek bir gerçek vardı: Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!

SARAY DAMADI VE "HÜRRİYET KAHRAMANI"
Osmanlı hanedanından Naciye Sultan ile evlenerek padişah damadı olan Enver Paşa, gücün ve ihtirasın merkezindeydi. Ancak 1. Dünya Savaşı'nın ardından imparatorluğun yenilgiyi kabul etmesiyle birlikte, 1918'de bir Alman denizaltısıyla İstanbul'dan gizlice ayrılmak zorunda kaldı. Artık Osmanlı topraklarında değil, çok daha büyük ve tehlikeli bir sahnede oynayacaktı.

PAMİR DAĞLARI'NDA BİR EJDERHA GİBİ: TACİKİSTAN'DA SON SAVAŞ
İstanbul'u terk ettikten sonra Almanların ve Rusların arkasından kovduğu Enver Paşa, Orta Asya'ya geçti. Buradaki Türk halklarını Ruslara karşı örgütlemek ve büyük bir Turan ordusu kurmak hayaliyle yanıp tutuşuyordu. Bolşevik Kızıl Ordu'ya karşı inanılmaz bir direniş başlattı.
Tarihler 4 Ağustos 1922'yi gösterdiğinde, Kurban Bayramı sabahı Tacikistan'ın Abıderya köyünde, üstelik üstünde üniforması bile yokken sürpriz bir Rus baskınına uğradı.

KILICINI ÇEKİP EN ÖNE ATILDI
Düşman çemberini yardırmak için atına atlayıp kılıcını çektiği gibi en öne atıldı. Rus makineli tüfeklerinin hedefi olan Enver Paşa, Pamir Dağları'nın eteklerinde, adını tarihe kanla yazarak 41 yaşında şehit düştü. Cebinden çıkan son mektupları ve hatıratları, onun ne kadar büyük hayallerle yola çıktığını ama kaderin ağlarını çok farklı ördüğünü gösteriyordu. Yıllar sonra naaşı Türkistan'dan alınarak İstanbul'a, Abide-i Hürriyet'e getirilen Enver Paşa, bugün hâlâ "en çok merak edilen" Osmanlı paşası olarak dijital dünyanın en popüler konularından biri olmaya devam ediyor.

MEZARI YILLARCA NEDEN GİZLİ KALDI?
Şehit düştüğü andan itibaren Enver Paşa'nın kabri hem Sovyet yönetimi hem de dönemin siyasi dengeleri nedeniyle büyük bir sır gibi saklandı. Bolşevik Rusya, Orta Asya'daki Türk halklarının yeniden ayaklanmasını ve Enver Paşa'nın mezarının bir "ziyaretgah" haline gelmesini istemiyordu. Bu yüzden naaşı, Tacikistan'ın dağlık bölgesindeki Abıderya köyünde, kimsenin bilmediği mütevazı bir yere gizlice defnedildi