Sana bu yazıyı, 20 yıldır üniversitede çalışan, yüzlerce öğrencinin hikâyesini dinlemiş ve tercih dönemlerinde bölüm tanıtımlarında adaylarla birebir görüşmeye devam eden biri olarak yazıyorum. Önce muhtemelen senin de derinden baskısını hissettiğin en önemli gerçeğin altını çizelim; Sen sadece bir bölüm seçmiyorsun. Yaşayacağın hayatın önemli bir kısmını seçiyorsun. Çünkü bölüm seçimi sadece meslek seçimi değildir. Aynı zamanda bir yaşam tarzı seçimidir. Sosyal çevreni seçersin. Gelecekte birlikte çalışacağın insanları seçersin. Hatta belki de hayat arkadaşını tanıyacağın ortamı seçersin. Bu yüzden tercih listesine yazacağın her bölümün arkasında nasıl bir hayat olduğunu da düşünmelisin. Peki "kendin için doğru olan" kararı nasıl vereceksin?

SON KARARI SEN VER
Öncelikle şunu bilmeni isterim. Aileni dinle, öğretmenlerinin tavsiyelerini al, üniversitelerdeki akademisyenlerle konuş. Ama son kararı sen ver. Çünkü bu kararı senin yerine kimse veremez. Seni en iyi tanıyacak kişi yine sensin. Kendine dürüstçe şu soruları sor; Ben hangi dersleri ve konuları ilgi çekici buluyorum? Sözel derslerde mi kendimi daha rahat hissediyorum, yoksa sayısal derslerde mi? Bu soru düşündüğünden çok daha önemli. Eğer matematik senin için sadece katlanılması gereken bir ders ise, matematik dili ile anlaştığımız mühendislik, temel bilimler veya benzeri alanlarda uzun yıllar mutlu olman oldukça zor olacaktır. Aynı şekilde ezber yapmayı, okumayı ve yoğun insan ilişkilerini sevmiyorsan bazı sözel ağırlıklı mesleklerde de zorlanabilirsin. Bir dersi sevmek önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Kendine şu soruyu da sor: Bu alandaki problemleri çözmekten gerçekten keyif alıyor muyum? Çünkü meslek hayatında başarılı olan insanlar sadece sevdikleri işi yapanlar değil, o işin zor taraflarını da üstlenebilen kişilerdir. Örneğin psikolojiyi merak ediyor ve bu konuda okumalar yapıyorsundur ama bunu meslek olarak yapmak farklı bir çaba gerektirir. Kendini her gün danışanlarının geldiği bir odada hayal edebiliyor musun, bu da önemli. Bir başka önemli konu ise puan. Her tercih döneminde en sık duyduğum cümlelerden biri şudur; Bu kadar puan aldım, boşa gitmesin. Oysa puan boşa gitmez. Asıl boşa giden şey, sevmediğin bir bölümde geçireceğin yıllardır. En yüksek puanlı bölüm senin için en doğru bölüm olmayabilir. Bölümün taban puanı kadar, senin o bölümü okumaya olan motivasyonun da önemlidir. Ama burada dikkat etmen gereken başka bir nokta var; Bazen bir bölüme karşı büyük bir heyecan duyarsın ama o mesleğin gerçekte ne yaptığını bilmezsin. Örneğin "Kimya Mühendisliği okumak istiyorum." diyebilirsin. Peki bir kimya mühendisi gün içinde ne yapar? Hangi sektörlerde çalışır? Fabrikada mı görev alır, Ar-Ge'de mi çalışır, tasarım mı yapar, satış mühendisi mi olur? Çalışma koşulları nasıldır? Bu soruların cevaplarını tercih yapmadan önce mutlaka öğrenmelisin. Bunun en güzel yolu da üniversitelerin tercih günlerine katılmaktır. Bölümün akademisyenleriyle birebir konuş. Laboratuvarları gez. Mümkünse o bölümde okuyan öğrencilerle sohbet et. İnternette okuduğun birkaç yorumdan çok daha değerli bilgiler edineceğine emin olabilirsin. Tercih dönemlerinde en sık karşılaştığım ikilemlerden biri de "Tıp mı, mühendislik mi?" sorusudur. Aslında bu iki alan birbirine alternatif değil, birbirinden oldukça farklı iki dünyadır. Kendi gözlemime göre, hekim olmak isteyen adaylarda bu kararsızlığa çok sık rastlamadım. Çünkü onlar sağlık sektörünün her alanında çalışmaya gönüllüdür. İnsanlara doğrudan dokunmayı isterler ve çoğu zaman mühendisliği hiç düşünmezler. Tıp, sayısal puanla öğrenci alır. Ancak eğitim sürecinde çok yoğun bir bilgi yükü vardır. Ezber, ilişki kurma ve klinik muhakeme becerileri matematik bilgisinden çok daha belirleyici hâle gelir. Mühendislikte ise durum farklıdır. Matematik bu mesleğin dilidir. Önce doğanın kanunlarını öğrenirsiniz. Ardından bu kanunları kullanarak üretmeyi, tasarlamayı ve problemleri çözmeyi öğrenirsiniz. Matematik dilini sevmeden mühendislikte hem başarılı hem de mutlu olmak oldukça zordur. Son yıllarda meslek yüksekokullarında özel sektörün ihtiyaçlarına ve teknolojideki yeniliklere göre tasarlanmış programlar açılıyor. Sağlık teknolojilerinden lojistiğe, savunma sanayisinden dijital üretime kadar birçok alanda nitelikli ara eleman ihtiyacı artıyor. Bu nedenle tercih listeni hazırlarken ön lisans programlarını da mutlaka incelemeni öneririm. Son olarak sana son bir tavsiye vermek istiyorum; Başkalarının deneyimlerinden mutlaka faydalan. Ama başkasının hayalini yaşama.

