Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde önemli bir hazine var. Japon İmparatorluk Donanması'na ait I-52 denizaltısının taşıdığı yaklaşık 2.2 ton altın, savaşın sona ermesinden 82 yıl sonra bile bulunduğu yerden çıkarılamadı. Günümüzde değeri 280 milyon doların üzerine çıkan altın külçeleri, yalnızca maddi değeriyle değil, savaş tarihinin en gizemli olaylarından biri olmasıyla da dikkat çekiyor.
EN GİZLİ DENİZALTI GÖREVİ
1944 yılına gelindiğinde Almanya ile Japonya, savaşın gidişatını değiştirecek teknolojileri birbirine ulaştırabilmek için son derece gizli "Yanagi Misyonları" adı verilen denizaltı seferleri düzenliyordu. Bu görevlerin amacı, radar sistemleri, gelişmiş torpidolar, optik teknolojiler, uçak motorları, denizaltı ekipmanları, stratejik madenler gibi savaşın kaderini değiştirecek teknolojilerin iki müttefik arasında güvenli şekilde taşınmasıydı. I-52 denizaltısının en dikkat çekici yükü yaklaşık 146 adet altın külçesinden oluşan 2.2 tonluk hazineydi. Bu altınlar, Nazi Almanyası'na yapılacak teknoloji ödemelerinde kullanılacaktı. Japonya, Almanlardan gelişmiş radar dedektörleri, Zeiss optik sistemleri, uçak teknolojileri ve gelişmiş denizaltı ekipmanları satın almayı planlıyordu. Başka bir ifadeyle bu altınlar, savaş ekonomisinin en kritik ödemelerinden biriydi.

SADECE ALTIN DEĞİL
Denizaltının yükü adeta küçük bir ticaret gemisini andırıyordu. Kargoda, 228 ton kalay, tungsten, molibden, yaklaşık 54 ton doğal kauçuk, kinin, afyon, kafein ve çeşitli savaş ekipmanları yer alıyordu. Bütün bu yükler Almanya'nın savaş sanayisi için hayati önem taşıyordu. Komutan Kameo Uno yönetimindeki I-52 denizaltısı, 10 Mart 1944'te Japonya'nın Kure Deniz Üssü'nden ayrıldı. İlk durağı Singapur oldu. Burada yeni stratejik yükler alan denizaltı daha sonra Fransa'nın Lorient Limanı'na ulaşmayı hedefliyordu. Ancak yolculuk boyunca Japonlar bilmedikleri büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaydı. ABD, Japon donanmasının şifreli haberleşmesini çözmüştü. Amerikan istihbaratı, I-52'nin tam rotasını günler öncesinden biliyordu.

ORTA ATLANTİK'TE BULUŞMA
23 Haziran 1944 gecesi I-52 denizaltısı, Atlas Okyanusu'nun ortasında Alman denizaltısı U-530 ile buluştu. Bu buluşmada, Alman radar dedektörleri teslim edildi. Bazı teknik belgeler değiştirildi. Alman personel denizaltıya geçti. Ancak iki ülkenin bu buluşması da müttefik istihbaratı tarafından izleniyordu. ABD Donanması'nın USS Bogue uçak gemisinden havalanan Grumman TBF Avenger uçağı, gece boyunca I-52 denizaltısını sonobuoy adı verilen ses algılayıcı sistemlerle takip etti. İlk bombalar hedefi vuramadı. Bunun üzerine pilot, savaşın en gizli silahlarından biri olan Mk-24 "Fido" akustik güdümlü torpidoyu bıraktı. Bu torpido, denizaltının pervane sesini takip ederek hedefe ulaşıyordu. Patlamanın ardından kayıt cihazlarına yalnızca şu söz yansıdı: "We got that son of a bitch!" Bu kayıt bugün hâlâ savaş tarihinin en dikkat çekici ses kayıtlarından biri kabul ediliyor. Patlamanın ardından I-52 denizaltısı birkaç dakika içerisinde Atlas Okyanusu'nun dibine gömüldü. Denizaltıda bulunan mürettebat, teknik personel, yolcular ve Alman görevliler olmak üzere 109 kişi hayatını kaybetti. Hiç kimse kurtulamadı.

51 YIL BOYUNCA KAYIPTI
Savaş bittikten sonra onlarca yıl boyunca I-52 denizaltısının tam yeri bulunamadı. 1990'lı yılların başında ABD'li batık araştırmacısı Paul Tidwell, gizliliği kaldırılan Amerikan istihbarat belgelerini incelemeye başladı. Eski savaş günlükleri, ABD donanma kayıtları, Alman denizaltılarının seyir defterleri tek tek analiz edildi. Yaklaşık beş yıllık araştırmanın ardından ekip, rotayı yeniden hesapladı. 2 Mayıs 1995'te gelişmiş sonar sistemleriyle yapılan taramada I-52 denizaltısı sonunda bulundu. Batık, Atlas Okyanusu'nda, Yeşil Burun Adaları'nın batısında, yaklaşık 5 bin 180-5 bin 200 metre derinlikte tespit edildi. Bu derinlik, Titanik'in bulunduğu yaklaşık 3 bin 800 metreden çok daha aşağıdaydı.1998 yılında Rus yapımı Mir derin deniz araçları batığa ulaştı. Araştırmacılar, afyon kutuları, kalay külçeleri, kişisel eşyalar, çeşitli metal parçalar çıkarmayı başardı. Deniz tabanındaki kum örneklerinde altına ait kimyasal izlere de rastlandı. Ancak altının bulunduğu düşünülen bölüm, denizaltının çöken iç kısmında kaldığı için ulaşılamadı. Yaklaşık 5 bin 200 metre derinlikte, basınç deniz seviyesinin yaklaşık 520 katına ulaşıyor, sıcaklık 2 derece civarında seyrediyor, insanlı araçların çalışması son derece zorlaşıyor. Bu nedenle I-52 denizaltısı bugüne kadar çıkarılamayan en değerli savaş batıkları arasında gösteriliyor.
82 YILLIK GİZEM SÜRÜYOR
Aradan geçen 82 yıla rağmen I-52 denizaltısı hem tarihçiler hem de denizcilik dünyası için çözülememiş en büyük savaş gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Atlas Okyanusu'nun karanlık sularında yatan yaklaşık 2,2 ton altın, yalnızca yüz milyonlarca dolarlık ekonomik değeriyle değil, İkinci Dünya Savaşı'nın gizli diplomasi ve teknoloji savaşlarını gözler önüne seren sembolik bir miras olarak da önem taşıyor. Gelişen derin deniz teknolojileri bir gün bu hazineyi gün yüzüne çıkarabilir ancak o zamana kadar I-52 denizaltısı okyanusun dibinde sessizliğini korumaya devam edecek.
HUKUKİ ENGELLER VAR
Teknik zorlukların yanı sıra batığın çıkarılması hukuki açıdan da karmaşık. I-52, Japonya tarafından askeri savaş mezarı olarak kabul ediliyor. Denizaltıda hayatını kaybeden personelin anısına saygı gösterilmesi gerektiği görüşü, kapsamlı kurtarma çalışmalarının önündeki önemli engellerden biri olarak değerlendiriliyor. Ayrıca batığın mülkiyeti, uluslararası deniz hukuku ve Japonya'nın hakları çerçevesinde tartışma konusu olmaya devam ediyor.

YENİ TEKNOLOJİLER UMUT OLABİLİR
Uzmanlar, yapay zeka destekli otonom su altı araçları (AUV), daha dayanıklı uzaktan kumandalı robotlar (ROV) ve yüksek basınca dayanıklı yeni nesil derin deniz sistemlerinin önümüzdeki yıllarda I-52 denizaltısına yeniden ulaşılmasını mümkün kılabileceğini belirtiyor. Batığın kaşifi Paul Tidwell de yıllardır yalnızca altını değil, denizaltının içindeki kişisel eşyaları ve tarihî belgeleri gün yüzüne çıkarmayı hedeflediğini dile getiriyor. Ancak bugüne kadar planlanan yeni kurtarma seferleri gerçekleştirilemedi.

