Yağmurlar ülkesi İngiltere'nin 2026 yazında kuraklık ve susuzlukla boğuşacağını kimse hayal edemezdi. Londra'da aşırı sıcaklar ve patlayan ana su boruları nedeniyle yaşanan altyapı arızaları en az 10 bin haneyi susuz bıraktı. Su krizi ülke çapında sarsıcı boyutlara ulaştı. Bazı bölgelere tankerlerle su taşınırken İngilizler dağıtım noktalarından şişe suyu alabilmek için saatlerce kuyruklarda bekliyor. Uzmanlar, son 150 yılın en şiddetli "El Nino" etkisiyle karşı karşıya kaldığımız konusunda fikir birliği içinde. 2026 yazında Avrupa yüksek sıcaklıklar ve kuraklıkla boğuşadursun, ülkemiz ise ne mutlu ki bu hava olaylarından en az etkilenen coğrafyada yer alıyor. Bu günlerde "Yağmurlar ülkesi" diye bilinen İngiltere kuraklık ve susuzlukla baş etmekte güçlük çekiyor.
1 DAMLAYA MUHTAÇLAR
İngiliz halkı resmen susuz yazı yaşıyor. Londra'da aşırı sıcaklar ve patlayan ana su boruları nedeniyle yaşanan altyapı arızaları en az 10 bin haneyi susuz bıraktı. Su krizi ülke çapında sarsıcı boyutlara ulaştı. Bazı bölgelere tankerlerle su taşınırken İngilizler dağıtım noktalarından şişe suyu alabilmek için saatlerce kuyruklarda bekliyor. Bu da yetmezmiş gibi ülkenin yüzde 71'i de resmen kuraklık kapsamına alındı. Son günlerde Londra'da yaşanan su krizi başka bir boyuta taşındı. Doğu Londra ve Essex'te birden fazla ana su borusunun patlaması binlerce haneyi susuz bıraktı. Arızalar toplam "14 posta kodu" bölgesinde su kesintileri ve düşük basınca yola açtı. Ekipler ise hasarlı hatları onarmak için çalışmalarını gece gündüz sürdürüyor. Şebekeye tankerlerle temiz su basılırken özellikle yaşlı ve sağlık sorunları bulunan kişilere şişelenmiş su ulaştırılıyor.
YAPAY DERELER
Su krizi Londra'yı esir almışken bazı noktalarda ise büyük bir tezat yaşanıyor. Patlaklar nedeniyle su yollarda adeta yapay dereler oluşturdu. Kod farkından çukur bölgelerde kalan binalarında da oluşan taşkınlardan korumak için kum torbalarının yerleştirildiği görüldü. Krizin en çarpıcı görüntülerinden biri ise sıcak yaz günlerinde insanların temel ihtiyaçları için saatlerce şişe suyu alabilmek için araçlarıyla iki-3 saate varan sürelerde bekledikleri belirtildi. İngiltere'de yetkililerin kriz yönetimi ve iletişimi de eleştirilerin hedefi oldu. Doğu Londra'daki Chigwell bölgesi gibi yerlerde su kesintileri had safhaya ulaştı. Thames Water ekiplerinin de çaresizce acil onarım çalışmalarına devam ettiği bildirildi. Aşırı kuraklık ve su talebinin artmasıyla birlikte Londra ve çevresindeki bölgelerde şebeke suyu tüketimi normalin yüzde 7'nin üzerinde seyrediyor. Kuruyan toprağın yer altı borularında hareketliliğe yol açması kırılmaları ve patlamaları ise tetikliyor. Su dağıtım şirketi hizmet verdiği bölgelerde bu yıl ortalama yağışın yalnızca yüzde 40'ının görüldüğünü ve kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana 34 derecenin üzerindeki gün sayısının en yüksek seviyeye ulaştığını açıkladı. Söz konusu yasak, "Thames Water'ın" içme suyu sağladığı tüm müşterileri kapsıyor. Şirket, Gloucestershire, Wiltshire, Kent, Surrey, Thames Valley, Büyük Londra ve çevresindeki bölgelerde toplam 10,1 milyon kişiye hizmet veriyor.
İSTİSNALAR UYGULANDI
Su şirketi yetkilileri yaptıkları açıklamada müşterilerin içme, yemek yapma, temizlik ve hijyen gibi temel ihtiyaçlar için su kullanmaya devam edebileceğini vurguladı. Bahçe sulamada kova ve sulama kabı kullanılmasına izin verilirken, sağlık ve güvenlik gerekçeleriyle su kullanımı gereken durumlar ile ağır hareket kısıtlılığı bulunan müşteriler için istisnalar uygulanacak. Birleşik Krallık, ülke topraklarının yüzde 71,3'ünde kuraklık ilan ederek son yılların en ağır su kriziyle karşı karşıya olduğunu gerçeğiyle yüzleşmeye başladı. Yaklaşık 45 milyon kişinin yaşadığı bölgelerde kuraklık etkili olurken, 27 milyon kişiye su kullanım kısıtlamaları uygulanmaya başlandı. 2026 yaz mevsiminin İngiltere'de son 190 yılın en kurak yazlarından biri olduğu tescillendi. Çevre örgütleri ise krizin nedenini yalnızca iklim değişikliğiyle sınırlamıyor. 1989'da özelleştirilen su şirketlerinin yetersiz altyapı yatırımları nedeniyle milyarlarca litre suyun sızıntılarla kaybedilmesi ve yoğun endüstriyel tarımın yarattığı baskıyı yapısal sorunlar olarak gösteriyor. Ülke genelinde alışılagelmiş sürekli yağışlar görülmezse koşulların daha da ağırlaşacağı konusunda uyarılar yapılıyor.

