Konuk yazar Selahattin Gezer yazdı...
Bir fotoğrafın milyonlarca pikseli vardır. Peki insanın ebedî hayat fotoğrafında kaç piksel var? Bir resme baktığımızda bütünü görürüz. Oysa o bütün, sayısız küçük parçanın bir araya gelmesiyle oluşur. Bugünün dijital dünyasında bu parçalara "piksel" deniyor. Piksel, görüntünün hücresel tuğlasıdır. Tek başına pek bir şey ifade etmeyebilir. Fakat milyonlarcası doğru yerde, doğru ışık ve renk değerleriyle birleştiğinde bir yüz, bir manzara, hatta koskoca bir dünya ortaya çıkar. Resim, biraz da ışık ve gölgenin nizamıdır. Peki ya insan hayatı? O da küçük küçük anlardan, tercihlerden, niyetlerden ve davranışlardan oluşmuyor mu? Her sözümüz, her tercihimiz, her iyiliğimiz hayatımızın fotoğrafında bir iz bırakıyor. Hayatı kolaylaştıranlar, güzel izler bırakanlar değil midir? Onlar "nurânî piksel" sahipleridir. Her güzel amel, güzel ahlak ve Allah'ın rızasına uygun kullanılan her duygu, o fotoğrafa eklenen nurânî bir piksel olabilir.

BAZEN AFFETMEMİZ GEREKİR
Aklımızı hakikati aramakta, dilimizi güzel sözde, elimizi iyilikte, kalbimizi merhamette kullanmak; ömrümüzün fotoğrafına nurânî renkler bırakır. Fakat burada önemli bir incelik var: Mesele yalnızca ne yaptığımız değil, niçin yaptığımızdır. Aynı iyilik;biri insanların alkışı için, diğeriAllah'ın rızası için yapıldığındadışarıdan aynı görünse de manasıaynı değildir. Demek ki hayatfotoğrafımızı davranışlarımızkadar niyetlerimiz de renklendiriyor.Zıtlıkların iç içe bulunduğubir imtihan meydanında, herolumsuzluğun zıttına talip olmaknuranî piksel sahibi etmez miinsanı? Sevinç ve hüzün, kolaylıkve sıkıntı, kavuşma ve ayrılık,ışık ve gölge... Bazen şükretmemiz gereken bir nimet, bazen sabretmemiz gereken bir sıkıntı çıkar karşımıza. Bazen affetmemiz, bazen nefsimize hâkim olmamız gerekir. Bunların her biri hayat fotoğrafımıza yerleşen birer pikseldir. Fakat bu fotoğrafın sahibi biz değiliz. Bize verilen ömrü, iradeyi ve imkânları nasıl kullanacağımıza gayret ederiz; neticeyi yaratan ise Allah'tır. Bu yüzden kul ameline güvenip mağrur olmaz; Allah'ın rahmetinden de ümidini kesmez. Kur'an'ın ölçüsü açıktır: "Allah'ın sana verdiği şeylerle âhiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma." (Kasas, 28/77) Demek ki mesele dünyayı terketmek değil, dünyanın içindeâhireti kaybetmemektir. Biriyilik küçüktür. Bir tebessümküçüktür. Bir dua küçüktür.Bir günahı Allah rızası için terketmek bile dışarıdan bakıldığındaküçüktür. Fakat küçücükbir piksel, bazen bütün resminanlamını değiştirebilir.
İZLERİMİZİN RENGİ NUR OLSUN
Öyleyse kendimize soralım: Bizim de pikselimiz var mı? Elbette var. Her gün yeniden ekleniyor; her sözümüzle, her niyetimizle, her tercihimizle... Ömrümüzün fotoğrafı çekiliyor. Belki de asıl mesele, fotoğrafın ne zaman tamamlanacağını bilmeden her pikselimizi doğru yere koymaya çalışmaktır. Dünya, fotoğrafın çekildiği yer; âhiret ise ebedî hayatın hakikatidir. Öyleyse bugün kendimize şu soruyu soralım: "Ebedî hayatımınfotoğrafına bugün hangi pikseliekledim?" Çünkü insan, ömrünü yaşarken sadece günlerini tüketmiyor; ebediyete giden yolculuğunun izlerini de bırakıyor. Hatta pikseliyoğun insanların yaptıkları heriş bile farklı olur. Çıkardığıgazete, pişirdiği ekmek, yaptığıdizi, çektiği film, diktiği kıyafet...Her ne yaparsa yapsın, oişe kendi ruhaniyetinden ve samimiyetindenbir dokunuş katar. Baktığınızda farkı hissedersiniz; çünkü o iş sıradan bir eylem olmaktan çıkıp kalıcı, ruha ve kalbe dokunan bir esere dönüşür. Ne güzel olur ki bıraktığımız izlerin rengi nur olsun.

