48 yıl önce 17 yaşındayken Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin kapısından içeri giren Haydar Koçak'ın hayatı, 12 Eylül darbesiyle bambaşka bir yöne savruldu. Okuldan atılarak cezaevine giren, ardından yazılımcılık, gazetecilik ve ticaretle uğraşan Koçak, içindeki eczacılık ukdesini hiç kaybetmedi. 2011 yılında çıkan öğrenci affıyla yeniden üniversite sıralarına dönen azimli adam, zorlu bir sürecin ardından 65 yaşında mezuniyet sevinci yaşadı.

'ANNEME HAYRANDIM'
Torunu Dünya'nın isminden ilhamla 'Dünyam Eczanesi'ni İzmir Konak'ta hizmete açan Koçak'ın hayat hikayesi, zorluklara karşı verilen mücadelenin en güzel örneklerinden biri oldu. Hayat mücadelesinin çok erken başladığını belirten Haydar Koçak, 5,5 yaşında ilkokula başladığını ve 17 yaşında bir köy öğretmeni olarak hayata atıldığını ifade etti. Eczacılık mesleğine duyduğu ilginin annesinden kaynaklandığını anlatan Koçak, "Annem köyde gönüllü bir sağlık memuru, hemşire gibi yıllarca köylüye hizmet etti. Babamla her kasabaya gittiğimizde köylünün ihtiyacı olan ilaçları, iğneleri alır, hatta hayvanların dahi ihtiyaçları olduğunda onlara koşardı. Hep anneme hayranlık duyardım. Hacettepe Eczacılık'ı kazanınca annemle beraber havalara uçtuk. Şu an bile aynı heyecanı duyuyorum" dedi. Üniversite yıllarında ülkenin siyasi konjonktürünün değiştiğini ve 12 Eylül askeri darbesiyle okuldan atılarak Mamak Cezaevi'ne girdiğini belirten Koçak, cezaevi sürecinde pes etmediğini vurguladı.

ÇIKAN AFLA GERI DÖNDÜ
Koçak, "Cezaevindeyken üniversite sınavına tekrar girdim ve Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni kazandım. 25 yıl bilgisayar şirketinde yöneticilik yaptım. Ancak içimde hep bir ukde olan eczacılıktan kopmadım. 2011'de çıkan öğrenci affı hayatımın dönüm noktasıydı. Biraz uzun sürdü ama 17 yaşında girdiğim üniversiteye, tam 48 yıl sonra 65 yaşında diploma alarak veda ettim" sözlerini sarf etti. Mezuniyet törenine torunu Dünya ile birlikte katıldığını ve diplomasını onunla aldığını gururla belirten taze eczacı Haydar Koçak, "Bugün açtığım bu eczanenin ismi torunumun ismi Dünya'dan geliyor; 'Dünyam'. Çünkü benim artık yepyeni bir dünyam var ve torunumla el ele o hayata başlıyorum" şeklinde konuştu.

EN BÜYÜK SERVET
En büyük idealinin torununu da eczacı yaparak geleceği ona devretmek olduğunu söyleyen koçak, "Bir dede olarak bırakabileceğim en büyük servet bu" ifadelerini kullandı. Zorluklarla geçen hayatına dönüp baktığında hiçbir pişmanlık yaşamadığını dile getiren Koçak, sözlerini şöyle tamamladı: "Geçenlerde kızım bana 'Baba yaşadıklarından hiç pişmanlık duydun mu?' diye sordu. Tereddütsüz 'Hayır kızım' dedim. Eğer geçmişte yaptığım hatalar, kayıplar ve acılar olmasaydı bugüne gelemezdim. Ticarette 5 sefer iflas ettim, sıfırdan ayağa kalktım. Geçmişteki yaşadıklarımdan zerre kadar pişmanlık duymadım. Çünkü o hataları yapmasaydım belki bugün bu torunumu kucağıma alıp bu sevinci yaşayamayacaktım. Ben bundan daha güzel bir mutluluk tanımıyorum."