Hüseyin Kocabıyık

TÜSİAD NEDİR?

Dernekler Yasası'na göre kurulmuş bir dernek. Türk kapitalizminin tapınağı. Gücün ve kudretin devlet işlerine de bulaşmak arzusunu tatmin için kurulmuş bir karagah, bir aparat.
Son günlerde yeniden gündemde. Cumhurbaşkanı'na mesaj olsun diye 'Muhatabımız Cumhurbaşkanı değil' lafını söyleyen damatgillerden başkanı, ortalığı karıştırdıktan sonra şimdi susuyor. Tipik TÜSİAD'cı.
Oysa bu sözleri neden söylediğini açıklamalıydı, derdinin ne olduğu tam da anlaşılamadı aslında.
Bunların korkak bir tabiatı var, ezebildiklerini acımasızca ezerler, güçlerinin yetmediğine teslim olurlar.
İstanbul'da bunların medyada ve aydınlar arasında besledikleri adamları vardır. Bu dernek ne zaman gündeme gelse, bu adamları hemen televizyonlarda görürsünüz.
Daha dün birini gördüm televizyonda. TÜSİAD'ı savunuyordu bir misyoner gibi. Duayen bir gazeteci bu. Türkiye tarihinin her aşamasına vakıf biri. Hayatının büyük kısmı TÜSİAD zihniyetine karşı mücadeleyle geçtiği halde, TÜSİAD'ın avukatlığını yapıyordu. Aydın Doğan'ın eline düşenin bilge bir aydınken nasıl bir profil kaymasına uğradığını gördüm.
"Vergilerin yüzde 80'ini TÜSİAD ödüyor" diyordu.
Oysa TÜSİAD bir sömürü merkezinden başka bir şey değil. Bu derneğin üyelerinin servetlerini bir inceleyin bakalım, ne göreceksiniz. Onlarca yıl yüksek gümrük duvarlarıyla korunmuş bir sanayiden üretilen kalitesiz mallarla sömürdüler Türk insanını.
Bu ülkenin altyapısına, sağlık ve eğitimine gidecek kaynakları onlarca yıl teşvik, ucuz kredi, vergi iadesi adı altında resmen hortumladılar.
Bir kere bile erkekçe demokrasinin yanında durmadılar.
1978'de kendilerine teslim olmayan Ecevit'i gazete ilanlarıyla devirerek 12 Eylül'e zemin hazırladılar. İhtilal hükümetine bakan verdiler.
Tansu Çiller Türkiye'yi Gümrük Birliği'ne sokuyor diye onu paramparça ettiler.
Çünkü Gümrük Birliği'nin kendilerini bitireceğini zannettiler.
28 Şubat'ı, birkaçı hariç, alenen desteklediler.
Tayyip Erdoğan'dan hiç hazzetmediler. Ergenekon ve Balyoz darbe girişimlerini için için desteklediler.
12 Eylül 2010 referandumunda vesayet sisteminden kurtulma mücadelesine destek olmayarak aslında o vesayet sisteminin bir parçası olduklarını gösterdiler.
AK Parti'nin başarılarını şaşkınlıkla izlediler ama asla destek vermediler.
Tayyip Erdoğan yönetiminde Türkiye üç kat büyüdü, TÜSİAD'cılar on kat büyüdüler.
Kendi aralarında konuşurken, "Aman Tayyip Bey'e bir şey olmasın, Allah başımızdan eksik etmesin, yoksa perişan oluruz" diye konuştular, ancak kamuoyu önünde 'anti-Erdoğan' görünmeyi bir sınıf tutumu olarak benimsediler.
KREDİLERİNİ ÖLDÜRDÜLER!

TÜSİAD'cıların babadan intikal servetleri olduğu malum. Ancak bu insanların çok akıllı olmadıkları o kadar açık ki. Göründüğü kadarıyla analitik bir zekaya sahip değiller. Yurt ve dünya olaylarını iyi okuyup bir analiz üzerinden anlamaya çalışmıyorlar. Etraflarında kendileri gibi adamları danışman olarak istihdam ediyorlar.
Türk halkını ise zaten hiç tanımıyorlar.
Halkın inancına, reflekslerine, kültürüne, sağduyusuna dair hiç bir şey bilmiyorlar. O yüzden de hep hata ediyorlar.
Oysa yeni Türkiye'de en fazla ihtiyaç duyulan kesim işte bu hiç hoşlanmadığım TÜSİAD'cılar. Nedeni şu: Türkiye büyük devlet olmaya karar vermiş bir ülke. Bölge politikalarını buna göre belirliyor. Bu hedeften geri dönüşte söz konusu değil artık. Bunun için önemli bir husus var: Böylesine geniş bir coğrafyada politika uygulayacak bir yönetimin ülke burjuvasını arkasına veya yanına alması gerekiyor. Devlet adamı arkasını güvende hissedecek, burjuva küresel bağlantıları devreye sokacak ve ülke bu bağlantılardan güç devşirecek; diğer taraftan da siyasi aktörler uyguladıkları politikalarla ülke burjuvasına yeni pazarlar yaratacaklar.
Zenginleşme bütün dünyada bu ilişkiden türüyor.
Hem ülke kazanacak hem de burjuva.
Bunda anlaşılmayacak bir şey var mı?
Tayyip Erdoğan son günlerde, sanırım benim gibi düşündüğü için, TÜSİAD'a büyük bir kredi açmıştı, şimdi o kredi tehlikeye girdi.
Bu durumu anlamış görünen bir tek Koç Holding patronu Rahmi Bey var, onun da sesi çıkmıyor artık.
Bu gerçek ortaya doğrudan TÜSAD'cıları ilgilendiren bir sonuç çıkarıyor: Ülkeyi yöneten Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu hem TÜSİAD'a hiç duymadıkları kadar ihtiyaç duyuyorlar hem de TÜSİAD servetinin el değiştirmesini mümkün kılacak kadar büyük bir siyasi güce sahipler.
Seçimi TÜSİAD'cılar yapacak; ya küresel politikalar için kendilerine ihtiyaç duyan hükümetle ve tabii Tayyip Erdoğan'la Türkiye için omuz omuza birlikte çalışacaklar, ya da muhalefet etmeye devam edip servetlerinin el değiştirmesine razı olacaklar!
Tabiatın kanunları vardır ve hiç değişmez!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.