Seda Kaya Güler

Eğitim şart!

Eğitimden kastımız aklı kullanmak ve bilime, bilimsel verilere göre hareket etmek. Bir insanın başını sokacağı bir ev yaparken fizik kurallarına göre hareket etmesi gerektiğini söylemeye gerek var mı? Akılı bir insan bunu düşünür ve ona göre hareket eder. Malzemeden çalmaz, olması gerekeni yapar. Çünkü orada kendisi, çocukları, eşi, annesi ve babası oturacaktır.
Bu işi meslek edinen biri de aynı duygularla yapar o evi. Onlarca, yüzlerce insanın sorumluluğunu üstlenmiştir çünkü vicdanı malzemeden çalmaya veya evi kafasına göre yapmaya elvermez.
Veriyorsa bunun adına ne demek lazım bilemiyorum.
Van depreminin ardından insanlar çadırlarda yaşamaya başladı. Yaz olsa neyse ama kış mevsimindeyiz. Hava soğuk, kar yağıyor. Isınma en önemli sorun. Ne çadırda yaşayan insanlar, ne yetkililer, ne devlet, çadırda ısınmanın bilimsel yöntemlerini araştırmıyor. Onlarca, yüzlerce, binlerce insan bununla ilgilenmiyor. Belediye, valilik, bakanlık umursamıyor.

JAPON DOKTOR

Ama eğime, bilime, akla önem veren bir ülkenin insanı olan Japon doktor, bu konuyu kafaya takıyor. "Neden bu çadırlar bu kadar soğuk?" diye düşünüyor, soba/ısıtıcı olmasına rağmen. Yaptığı küçük bir inceleme üzerine, bunun nedeninin çadırlara serilen halılar olduğunu görüyor. Toprak veya beton zemin üzerine serilen halılar, basit fizik kurallarına göre ısınmayı engelliyor. Bunun üzerine zeminin yükseltilmesi ve yalıtımı sağlayacak bir malzeme konulması gerektiğini görüyor.
Bunun için uğraşırken ikinci depremde hayatını kaybediyor.
Deprem ülkesi Japonya'da sağ salim yaşayan ve depremden ölme riski neredeyse olmayan bir insan, depremde mağdur olanlara yardım etmek için geldiği ülkede hayatını kaybediyor. Buradaki can alıcı nokta eğitim. Bilim ve akıl yani...
GÜLDÜNYA
Bizim insanımız ise vicdana değil, akla ve mantığa sığmayan ve insan yaşamını hiçe sayan kurallara göre hareket ediyor. Kadın-erkek ayrımı yapıyor, "ahlak" kavramını cinselliğe endeksliyor, erkeğe her şeyi mübah görürken, kadına aşkı, sevgiyi yasaklıyor. Hayatını kendi seçtiği şekilde yaşamak isteyen veya insani duygularla hareket eden, doğasına karşı koyamayan veya kendi iradesi dışında ailesinin erkekleri tarafından tecavüze uğrayan küçücük kızları, kadınların hayatına son vermeyi ahlak, erdem olarak değerlendiriyor.
Güldünya bu kadınlardan biriydi mesela. Ailesinden bir erkeği sevdi mi, tecavüzüne mi uğradı bilmiyoruz, her kafadan bir ses çıkıyor çünkü, ikisi de olabilir, bu ilişkiden bir çocuk dünyaya getirince ölüme mahkum edildi ailesi tarafından. Ölüm emri baba verdi, erkek kardeşler bu işi üstlendi, yaralandı, hastaneye kaldırıldı, tedavisi sürerken gizlice hasteneye giren kardeşi tarafından öldürüldü. Güldünya ismi töre cinayetinin simge ismi oldu. Aradan yıllar geçti. öldürülen kadınların sayısında bir azalma olmadı. Derken bir haber geldi, Güldünya'yı seven ya da tecavüz eden, çocuğunun babası olan erkek de öldürülmüştü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.