Zafer Şahin

Türkiye’nin ‘De Facto’ Başkanları

Türkiye kağıt üzerinde parlamenter sistemle yönetilen bir ülke...

Ya da biz sade vatandaşlar öyle zannediyoruz...

Oysa gerçekler bambaşka...
Bugün 'Tayyip Erdoğan başkan olmasın' diye Anayasa değişikliğine karşı çıkan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da biliyor ki; Türkiye'de parlamenter sistem falan yok...

93 yıllık Cumhuriyet tarihinin neredeyse üçte ikisinde 'de facto başkanlar' tarafından yönetildik...

İlk başkanımız da Mustafa Kemal Atatürk'tü...

28 Ekim 1923'te "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" dediğinde etrafındaki kimsenin bundan haberi yoktu...

15 yıl boyunca seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak tek karar vericiydi...

TBMM açıktı, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri görevinin başındaydı ama Mustafa Kemal ne dediyse o oldu...

Mustafa Kemal'in vefatının ardından 11 Kasım 1938'de İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçildi...

İlk iş olarak CHP'nin olağanüstü kongresinde 'Milli Şef' unvanını aldı...


1950'ye kadar süren bu dönemde de TBMM açıktı, memlekette bir hükümet vardı ama en sonunda İsmet İnönü'nün dediği oluyordu...

Demokrat Parti iktidarıyla beraber Celal Bayar, Türkiye'nin 3'üncü Cumhurbaşkanı olarak köşke çıktı...

Başbakan Adnan Menderes'ti, ülke görünürde parlamenter sistemle yönetiliyordu...

Ancak Bayar öyle köşesinde oturacak, protokol işleriyle meşgul olacak bir Cumhurbaşkanı değildi...

Her şeyden önce tarafsız olmak gibi bir kaygı taşımıyordu...

'DP' armalı bastonuyla Anadolu'yu geziyor, hükümet işlerine sıkça müdahale ediyordu...

1950-60 döneminde Türkiye'de uygulanan rejim aslında 'Partili Cumhurbaşkanı' modeliydi...

27 Mayıs 1960 darbesiyle beraber cuntacıların lideri ve 4'üncü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in tek karar verici olduğu başka bir 'de facto başkanlık' dönemi başladı...

Türkiye'nin parlamenter sistemin hakim olduğu bir atmosferde yönetilmesi ancak 1960'ların ikinci yarısı ve 1970'lerde mümkün olabildi...

Bu dönemde askerlerin sivil siyasete yaptığı dayatmalarla Çankaya'ya iki eski asker çıktı.

Cevdet Sunay ve Fahri Korutürk etliye, sütlüye karışmayan Cumhurbaşkanlarıydı...

12 Eylül 1980 darbesiyle beraber ülke yeniden 'de facto başkanlık' modeline döndü...

Bülent Ulusu başbakanlığında bir hükümet vardı ama ülkeyi fiilen yöneten isim darbenin lideri Kenan Evren'di...

Hükümetin aldığı kararlar MGK ve Evren'in onayı alındıktan sonra uygulanabiliyordu...

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın gönlünden geçen model de başkanlıktı...

"Siyasi istikrarsızlığı önlemek ve kalkındırmayı hızlandırmak için başkanlık sistemine geçmek zorunluluktur" dedi...

Cevap dönemin başbakanı Süleyman Demirel'den geldi...

"Bu zata başkanlık verseniz, sultanlık ister... Biz bu sisteme karşıyız ve onu bir şekilde Çankaya'dan indireceğiz..." (Demirel'in 90'lardaki söyleminin Kılıçdaroğlu'nun bugünkü söylemiyle birebir örtüşmesi ilginç değil mi! Emin olun bir gün Cumhurbaşkanı seçilse Kılıçdaroğlu da başkanlık sistemini isteyecektir.) Demirel değil ama birileri Özal'ı bir şekilde Çankaya'dan indirdi...

Türkiye tıpkı 70'lerdeki gibi zayıf bir parlamenter sistemde koalisyon hükümetleri tarafından yönetilmeye başlandı...

Cumhurbaşkanlığı makamında Özal'ın başkanlığına karşı çıkan Demirel oturuyordu...
"4 yılda 6 hükümet onayladım.

Bu istikrarsızlığı ülkemiz çekemez, Türkiye başkanlık sisteminden kaçamaz" dedi...


Onun da aklında, gönlünde başkanlık sistemi vardı..

Aklından başkanlık sistemini geçirmeyen belki de tek Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer oldu...

Kendisini Çankaya'yı çıkaran DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde Türkiye ekonomik ve siyasi anlamda dibe vurdu...
Ve Recep Tayyip Erdoğan...

Halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olarak o da hep 'de facto başkan' gibi davrandı...

Tıpkı Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Celal Bayar, Turgut Özal ve kısmen Süleyman Demirel gibi...

Sözün özü...

-Türkiye'nin mevcut sistemi kesinlikle parlamenter sistem değildir...

-Bunu iddia edenler, sistem değişmesin diye ortalığı ayağa kaldıranlar ya gerçeğin farkında değildir ya da niyetleri farklıdır...

-Parlamenter sistemden başka her şeye benzeyen, dış etkilere sonuna kadar açık mevcut sistem, Türkiye'nin ayağına vurulmuş bir prangadır...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.