25 Eylül 2012, Salı
SON DAKİKA HABERLERİ
Bolca 90. dakika golünün yaşandığı, pes etmeyenlerin sonuca vardığı, "Düdük çalana kadar maç bitmez" sözünün tavan yaptığı hayli enteresan bir haftayı geride bıraktık. Sadece biz de değil, Şampiyon Ligi'nde, UEFA'da da, Avrupa'nın önde gelen liglerinde de durum aynıydı

Patrice Leconte'nin 'Köprüdeki Kız' filminde kaybetmek ve kazanmak ile ilgili güzel bir söz vardır. "Kaybetmeyi öğren, yoksa kazanmayı çok ciddiye alırsın" der oyuncu. Kazanımların o kadar da abartılmaması gerektiğinden dem vurur. Bu laf yeşil sahalara uyarlanabilir mi bilmiyorum ama özellikle bizim ligimize uyarlansa da kelimelerin yerinin değiştirilmesi gerekir herhalde. Yani, "Kaybetmeyi ciddiye almazsan kazanmayı öğrenemezsin" gibi beylik bir laf haline dönüşüverir. Halbuki bana kalırsa filmdeki halini uygulayabilmek de önemlidir. Yani bir ligde en nihayet her sene bir şampiyon çıkıyor. Bu nedenle kaybetmeyi de öğrenmek gerekir. Zaten öğrenebilsek bu kadar gürültü patırtı çıkmaz. Yanlış anlaşılmasın. Kazanmak için çabalamamalı demek değil maksadım. Bu zaten çok saçma olur. Çabalarsın ama olmaz işte o zaman başaranlara saygı duymak ve kaybetmeyi de özümsemek gerekir demektir niyetim. Biz yazıya, sözü sahalara uyarladığımız haliyle devam edelim. Çünkü bir mücadele için uygun olan laf o. Geride kalan haftada kaybedişlerini ciddiye alan takımların kazanma azimlerini son dakikaya kadar taşıma hallerini izledik. Hatta bu hafta içinden başladı. Marsilya'nın F.Bahçe beraberliği, R.Madrid'in M.City, Barcelona'nın S.Moskova karşısındaki galibiyetleri bu sözle ilişkilendirilebilir. Lige baktığımızda ise fazlasıyla 90. dakika golünün olması da bu yüzden. G.Antep Beşiktaş'ı, Karabük Antalya'yı, Göztepe ise Ç.Rize'yi son anda yıktı. 4-3'lük Tavşanlı-Denizli, 2-1'lik İnegöl-Alanya maçını dahil edebiliriz skalaya. Hatta Avrupa'nın kalbur üstü liglerinde de benzer bir görüntü yaşandı. Premir Lig'de West Ham Sunderland'den beraberliği 90'da kopartırken, İtalya'da ise Parma benzer bir azimle Fiorentina'dan puan çaldı. Ve Atalanta'nın Palermo galibiyeti de yine 90'da geldi. Özelllikle Fransa Ligi'nde bunun bol örneğini gördük. Toulouse, Lorient ve Ajaccio 1 puanı son anda kurtaran takımlar arasında yer aldı. Yine bizde Balıkesir'in ve Altınordu'nun 90'da buldukları gollerle rahatladıklarını da şema içinde çizilmiş diğer oklarla gösterebiliriz. Elbette ki bu son dakika golleri skor yazan kesim için de önemli bir malzeme oluşturdu. Yani Marsilya o golü atmazsa F.Bahçe hakkında denileceklerin 360 derece farklılıkta karşımıza çıkacağı muhakkak. Halbuki 2-1 kazandığı vakit diyebilmek gerekiyor bazı şeyleri. Aslında Göztepe'nin kazanmasına rağmen sıkıntılı, Denizli'nin kaybetmesine rağmen iyi yolda olduğunu söylemek gerekiyor. Yalan yok bunları diyebilen yazılar da okuduk. Ama bizdeki durum maalesef çoğunluk tabelaya endeksli. Aslında bunu G.Saray maçıyla bile örneklendirebiliriz. G.Saray, Manchester önündeki iyi futbolunu Akhisar karşısında da sergileyip 1 puanla yetinse yorumlar rakip nedeniyle değişkenlik arzedecekti. O zaman Terim'in rotasyonuna kadar uzanan eleştiriler hakim olacaktı. Halbuki benzer bir durum Barcelona açısından yaşandı. 3-2'lik Moskova maçı sonrası Vilonova da Granada karşısında Xavi, Pedro ve Tello gibi isimleri yedek soyundurdu. Kötü mü oynadı hayır. Granada'yı yarı sahasına hapsetti. Goller de 87 ve 90'da geldi. Gelmeseydi Barca kötü mü olmuş olacaktı? İşte bu ayrımı yapmamız gerekiyor biraz. Bu yüzden Alex Ferguson'a şaşırıyoruz. 26 yıldır Manchester şampiyon mu oluyor? Hayır. Ama oynattığı futbolla zevk veriyor. Yani filmdeki replik gibi bu meselede de kazanmayı çok ciddiye alıyoruz. "Ertuğrul Sağlam ile 5 yıllık sözleşme düşünüyoruz" dedikten bir hafta sonra Beşiktaş'ın Sağlam ile yollarını ayırması bu yüzden. İyi haftalar.

Bazı amaçlar o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır.
Ahmet Haşim...
Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler