Sözümüz elbette ki konuyu sanat gibi ele alanlar için geçerli. Son dönemlerde yemek yapmayı öğrenme isteği hayli yükseldi. Kurslar büyük rağbet görüyor. 'Geniş bilgilendirmenin zamanı' dedik ve konuyu araştırdık
Yazıya küçük bir itirafla başlamak istiyorum. Yemek, tatlı, pasta, vb.'lerini yapmayı bilmiyorum. Bu konuda gerçekten becerikli de değilim. Daha doğrusu değildim.
Çok sevmeme rağmen, hiç özene özene yemek yapmışlığım yoktur. Ancak annem ya da babam hasta olduğunda bir çorba yaparım, o kadar. Onu da tarif alarak...
Gerçi çocukluğumda çörek-börek ve benzeri unlu mamülleri yaparmışım. Annem hep "Küçükken pek marifetliydin, büyüyünce bir şeyler oldu sana" der. Beni tembelliğe yönelten kendisidir bir bakıma. O da ayrı konu tabii...
Aslında yemeği daha çok ihtiyaç giderme olarak görürüm hep. Ama pasta ve tatlının yeri ayrıdır. Bunları yemek büyük bir keyiftir benim için de. Zaten kim "Hayır" diyebilir ki tatlıya, pastaya!
BAŞARISIZ BİR DENEME
Bir keresinde pek özendim, "arkadaşlarıma yemek yapayım" dedim. Hani öyle de zor bir yemek de değildi yapacağım. Bildiğiniz makarna.. Bekar insanın kurtarıcı mönüsü... Yalnız benim makarnamın sırrı ve lezzeti sosunda olacaktı.
Aldım tarifi elime, başladım yapmaya. Makarnayı pişirmek zor olmadı. Ama iş sosuna gelince panikledim. Tarife uygun yaparak ilerledim ilerlemesine de, bir yerlerde hata yapmışım, sonradan fark ettim. Sıra servise gelince, makarnayı geniş bir tabağa koydum, üzerine de sosu döktüm. Fakat yemeğim hiç de öyle iştah açıcı gözükmüyordu.
Neyse, bozuntuya vermedim. Sofrayı hazırladım. Misafirlerim geldi. Masaya oturduk. Herkes tabağa kötü kötü bakıyor ama bir şey de belli etmemeye çalışıyor.
İtiraf 2: Gerçekten olmamıştı... Yarışmaya falan girmiş olsam anında kovarlardı beni herhalde. O derece kötü bir görüntü! Yemeğe başladık. Hala kimsede ses yok. Ben dahil.
Sonunda: "Arkadaşlar, kimse zariflik yapmasın, gerçekten de tatsız tuzsuz bir şey olmuş bu. Ben bile yiyemeyeceğim. Kalkın, bir yere gidip karnımızı doğru dürüst doyuralım" dememle birlikte herkes "Oh, be Görkem. Bunu hiç söylemeyeceksin sandık!" diyerek ayağa fırladı.
Hep beraber kahkahayı da bastık tabii!
Böylece ilk ve son ziyafetim felaketle sonuçlanmış oldu.
Şimdi "Bu hikayeyi niye anlattın" diyorsunuz muhakkak. Son dönemlerde gelişen yemek kursları konusunda bilgilendirme yapmaya karar verince, fırsat bu fırsat deyip, bir çikolata-pasta kursuna gittim.
Yemek sanatına adanmış bir hayat Hocamız Buket Sisalan derse çikolata hakkında teorik bilgiler vererek başladı. Pratiğe sonra geçti. İşin en zevkli bölümü de böylece başlamış oldu
Yaklaşık 4 saat süren çikolata yapma eğitimi sonrasında elim yüzüm çikolata oldu ama kendi yaptığım lezzeti tadınca içimde o güne dek hiç hissetmediğim kıpırtılar oluştu. Size o kıpırtıyı oluşturan kişiyi tanıtmak istiyorum.
Buket Hanım öyküsünü içtenlikle anlattı:
"4 yıl önce açtım ben burayı. O dönemlerde bir ya da iki yer vardı yemek ve pasta üzerine kurs veren. Sıfırdan başladım. İlk zamanlar çok güçlük çektim ama şimdi dönüp baktığımda 'iyi ki başlamışım bu işe' diyorum.
İDDİALIYIZ
Önce yemek ya da pasta ve çikolata yapmayı sevmek gerek. Sonra kişinin yaratıcılığı katılıyor işin içine. Bana göre pasta ve çikolata yapmak yemek yamek yapmaktan daha zevkli ama bu durum kişiye göre değişir tabii.
Bence pasta ve çikolata yapımı daha fazla yaratıcılık gerektiriyor ve görsel anlamda tatmini daha yüksek oluyor.
Birçok ülkenin damak tadını bilirim. O bilgiler çerçevesinde ülkemizin pasta ve çikolatada iddialı olduğunu rahatıkla söyleyebilirim.
İşin diğer bir yanı da şu: Ben bu mesleğe kendimi adadım. Öğretmeyi çok seviyorum. Bildiğim şeyleri başkalarına aktarmak gibisi yok. Ve asıl, ben burayı sıfırdan kurdum. İstiyorum ki, tüm kadınlar kendi ayakları üzerinde dursun. Bir meslekleri olsun ve sevdikleri şeyleri yapsınlar.
Birçok kursiyerimin bu işi meslek haline getirmesiyle gururlanıyorum. Hatta bazıları artık benden bile fazla kazanıyor. Onlardan aldığım haberlerle daha da mutlu oluyorum."
Katıldığım kursla, aslında beceriksiz değil bayağı becerikli olduğumu fark edip özgüven kazandım. Bir de hoşsohbet insanlar tanıdım. Başta hocamız olmak üzere... Bu tarz kursların diğer güzel yanı da bu zaten...
Siz de birkaç saatinizi yemek ya da pasta-çikolata kursuna ayırın, yeni tatlarla birlikte yeni insanlar keşfedin.
Bakarsanız bir meslek de edinirsiniz. Belli mi olur!
KURSLAR
* EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ: İEÜ Uygulamalı Yönetim Bilimleri Yüksek Okulu Mutfak Sanatları Yönetimi ve Sürekli Eğitim Merkezi (EKOSEM) ile düzenlenen eğitim programları kapsamında çeşitli mutfak örnekleri gösteriliyor. Uzman şefler eşliğinde, dünya mutfaklarının tercih edilen lezzetleri ve incelikleri öğretiliyor. Kurslar; İtalyan Mutfağı, Yöresel Yemekler, Pasta ve Çikolata, Tatar Mutfağı, Ege Mutfağı, Balkan Mutfağı, Fransız Mutfağı, Uzakdoğu Mutfağı, Yabancılar İçin Türk Mutfağı. Tel: 488 83 86
* İZMİR MUTFAK ATÖLYESİ: Karşıyaka'da hizmet veren mekanda ağırlıklı olarak pasta ve çikolata yapımı öğretiliyor. İsterseniz günlük kurslara katılabilir, dilerseniz dönemlik kurslara katılıp sertifika alabilirsiniz. Tel: 38130 90
* BADEM MUTFAK: Atakent'te pasta ve çikolata kurslarının yanı sıra yemek kursları da veriyor. Yemek programlarında Türk mutfağından dünya mutfaklarına pek çok program var. Ayrıca çocuklar ve gençler için öğretici, yaşama hazırlayıcı ve eğlenceli programlar da mevcut. Tel: 330 46 40
* ROKA MUTFAK ATÖLYESİ: Bostanlı'da yer alan kurs da yemek, pasta ve çikolata eğitimi veriliyor. Temel ve ileri mutfak kursu, temel ve ileri pastacılık, el yapımı çikolata kursunun yanı sıra Türk ve Osmanlı mutfağı ile dünya mutfakları kursları da yer alıyor. Ayrıca zeytinyağlılar ve meze kursu, pizza, balık ve deniz ürünleri kursu da bulunuyor. Kurs eğitim programları, konusunda uzman eğitmen şeflerle birlikte hazırlanıyor. Tel: 336 78 90
* KEDİ KÜLTÜR SANAT MERKEZİ: Kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan mekanda pasta ve yemek atölyesi de bulunuyor. Haftanın belirli günlerinde yemek, pasta ve çocuklar için kurabiye atölyesi bulunuyor. Tel: 464 99 35
