Kimi gerçek, kimi uydurma, kimi yakıştırma olsa da fıkralar insanların bir nebze gülmesini, hoşça vakit geçirmesini sağlar. Dünya çapında yapılan araştırma Türklerin, İtalyanlarla birlikte mizah gücü en yüksek ülkeler arasında başta geldiğini ortaya çıkarmıştır. Nasreddin Hoca gibi bir bilge hangi ülkede vardır ki? Bizim insanımız kalenderdir, yaşantısı kimi zaman fıkra gibidir. İşte bu hafta bu ilginç hallerden yansıma fıkralar...
KOCAMDAN İZİN ALDIM SANA NE?
Üst geçit var ama kendi halinde bir kadıncağız, yayalara kırmızı yanarken caddeden geçmeye çalışıyor. Üst geçidin altında beklemekte olan polis otosundan şöyle bir anons yapılıyor: - Hanım nereye, hanım nereye? Teyzeden cevap: - Eltimgillere, beyimin haberi var. Sana ne kiii...
DOKTORUN SAĞLIK KARNESİ
Muayene olan hasta, doktordan ilginç bir istekte bulunur. - Doktor hanım, ilaçları senin sağlık karnene yazdırsak olur mu? Doktor: Benim karneme mi? Niçin? Hasta: Benim sağlık karnem yok. Doktor: Peki seni kimin sağlık karnesi ile muayene ettik? Hasta: Komşunun kızının sağlık karnesiyle... Onu bu sıra çok kullandık. Artık yüzüm tutmuyor. Bu kez de siz idare ediverin gari..
ÇOK UZUN EVLİLİĞİN SIRRI
Çocuk dedesine sormuş: - Dede, ninem ile kaç yıldır evlisiniz? - 50 yıldır evlat, demiş dede. - Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir? - Otur evlat anlatayım. Evlat; biz ninen ile evlendiğimizde elde avuçta bir şey yok, kimsemiz de yoktu. Ben nineni bizden oldukça uzakta bir köyden aldım, nikâhımız kıyıldı, benim at arabasına ninenin üç beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda benim atın ayağı sürçtü ve tökezledi. Ben "Bu bir" dedim. Devam ederken bir daha tökezledi, ben yine "Bu iki" dedim. Köye de daha epey yolumuz vardı, bizim atın ayağı bir daha tökezleyince "Bu üç" dedim ve çektim belimden tabancayı, atı orada vurdum. Ben atı vurunca ninen başladı bana söylenmeye. "Biz şimdi nasıl gideceğiz, niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu eşyaları nasıl götüreceğiz" Ben de döndüm ninene "Bu bir" dedim. O gün bugündür, gül gibi geçinip gidiyoruz. İkinci ve üçüncüyü yapmaktan kaçındı.
BOĞAZINA ATEŞ DÜŞTÜĞÜ ZAMAN
Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş. Hoca ona mantı pişirip getirmiş. Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış. Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş : "Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız?" Hoca hemen: "Boğazına ateş düştüğü zaman" demiş.
KİBAR HIRSIZ BÖYLEDİR
Adamın arabası çalınır. İki gün sonra araba geri gelir ve bir not vardır içinde; - Özür dilerim arabanızı aldım ama karım doğum yapacaktı, kendimi affettirmek için yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için 2 bilet aldım, hatamı telafi etmek için ben de orada olacağım, lütfen kabul edin. Adam duygulanır, eşiyle tiyatroya giderler, adam yoktur ama çok memnun eve dönerler ne insanlar var dünyada bizde kötü düşündük diye konuşurlar. Fakat döndüklerinde ne görsünler! Evleri soyulmuştur ve duvarda bir not vardır; - Abi tiyatro nasıldı?
GÜRKAN ERTAÇ

