Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, teknoloji alanındaki rekabeti daha da kızıştırmış durumda. Özellikle Batılı ülkelerle yaşanan ticaret savaşları ve yaptırımlar, Çin'in kritik teknolojilerde kendi kaynaklarına yönelmesini hızlandırdı. Yapay zeka çipleri, bu stratejik dönüşümün merkezinde yer alıyor. Çin hükümeti, ulusal güvenlik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından bu alanda dışa bağımlılığı bir risk olarak değerlendiriyor. Bu dönüşümde başrolü, Çin'in önde gelen teknoloji firmaları oynuyor.

REKABET GÜCÜ ARTIYOR
Geçmişte teknoloji yarışında geride kalan Çin yapay zeka çipleri, artık küresel ölçekte ses getirebilecek seviyeye ulaşıyor. Huawei'nin Ascend 910D modeli ve Cambricon'un 690 serisi, performanslarıyla NVIDIA gibi devlerle rekabete girme potansiyeli taşıyor. Bu durum, Çin'in yalnızca üretim miktarında değil, kalite ve verimlilikte de önemli bir ilerleme kaydettiğini gösteriyor. Öte yandan, DeepSeek adlı şirketin son dönemde FP8 formatına geçiş planlarını açıklaması, sektörde yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Her ne kadar şu an için Çin menşeli hiçbir çip bu formatı desteklemiyor olsa da, Cambricon hisselerinde yaşanan artış, bu teknolojinin geliştirilmekte olduğuna dair güçlü sinyaller veriyor.
PEKİN'İN HEDEFİ
Çin hükümeti, yapay zeka teknolojilerinde %100 yerli üretim hedefine yönelik kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Pekin Belediyesi'nin planlarına göre, yapay zeka işlem gücünün tamamının yerli donanım ve yazılımla karşılanması amaçlanıyor. Bu hedefin kısa vadede gerçekleşmesi zor görünse de, mevcut gelişmeler Çin'in kararlı ve sistematik bir stratejiyle ilerlediğini gösteriyor. Özellikle bellek teknolojileri, çip paketleme çözümleri ve üretim süreci optimizasyonu gibi alanlarda elde edilen gelişmeler, Çin'in rekabet gücünü ciddi biçimde artırıyor. Bu durum, hem ekonomik hem de teknolojik açıdan kendi kendine yeten bir yapay zeka ekosisteminin temellerini atmak anlamına geliyor.

YENİ BİR ÇAĞ
Çin, yapay zeka çip üretimini sadece bir sanayi yatırımı olarak değil, aynı zamanda stratejik bir bağımsızlık projesi olarak ele alıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılacak yatırımlar ve devreye girecek fabrikalar, ülkenin bu alandaki kaderini büyük ölçüde şekillendirecek. Küresel rekabetin giderek arttığı bu dönemde Çin, teknoloji savaşlarında daha güçlü ve daha bağımsız bir aktör olmaya doğru ilerliyor.

