MANİSA'NIN Demirci ilçesinde yaşayan 69 yaşındaki Ali Rıza İşçi, kahvehanede vakit geçirmek yerine evinde kurduğu küçük atölyede, çocukluk hayali olan tel arabaları bin bir emekle yeniden üreterek çocuklara hediye ediyor. Akıncılar Mahallesi'ndeki evinde gerçekleştirdiği çalışmalarla hem çocukları dijital bağımlılıktan uzaklaştıran hem de unutulmaya yüz tutmuş geleneksel bir kültürü yaşatan Ali Rıza İşçi, ortaya koyduğu eserlerle mahalle sakinlerinin takdirini topluyor. Eski bir otobüs şoförünün oğlu olan Ali Rıza İşçi, tel araba yapımında tamamen geri dönüşüme ve el emeğine odaklanıyor. Sanayiden temin ettiği kullanılmayan eski rulmanları toplayarak tek tek temizleyen İşçi, arabanın iskeletini ve eklentilerini inşaat teliyle örüyor. Oyuncakların süslemelerini ise reklamcılardan topladığı renkli fosfor yapıştırıcılarla tamamlıyor.

CEP TELEFONUNDAN UZAKLAR
GÖZ kararı ve geçmişteki otobüs hatıralarından ilham alarak kamyon, traktör, minibüs ve otomobil gibi çeşit çeşit modeller inşa eden deneyimli zanaatkâr, 69 yaşında bile kendini geliştirmeye devam ettiğini belirtiyor. 18 yaşından beri çocuklarla kurduğu güçlü bağ ve onların seviyesine inme yeteneği sayesinde çevresinde "dede" lakabıyla anılan İşçi, bu unvanı büyük bir olgunlukla taşıdığını vurguluyor. Aynı zamanda 17 yaşında başladığı ve 52 yıldır sürdürdüğü futbol antrenörlüğü kariyeriyle de tanınan Ali Rıza İşçi, gençleri geleceğe hazırlamayı bir yaşam felsefesi haline getirdiğini ifade ediyor. Anadolu Ajansı muhabirine projeyi hayata geçirme sürecini ve çocuklara yönelik hassasiyetini anlatan Ali Rıza İşçi, şu değerlendirmelerde bulundu: "Demirci'de herkes bana 'dede' diyebilir. 18 yaşından beri çocuklarla uğraşmayı, çocukların seviyesine inmeyi çok sevdiğim için bu lakabı taktılar. Biz çocukların seviyesine inmeyi seven insanlarız. Telli araba yapma merakım, çağımızda cep telefonunun ve çizgi filmlerin çocukların dikkatini dağıtan meseleler olmasından kaynaklandı. Çocuklar bunlardan birazcık olsun kurtulsun istedik. Kendi çocukluğumuzda tel bulamazdık, malzeme bulamazdık; büyüklerimize 'yapıver' dererdik, 'kendin yap' derlerdi. Kendimiz alırdık, yapmaya çalışırdık. Şimdiki gençlerde bu emekle çalışıp kendi oyuncaklarını yapma duygusu da zayıf. Önce kendi torunlarıma tel araba yapayım, bunların dikkatini biraz cep telefonundan ve çizgi filmden uzak tutayım diye başladım. Torunlarım buraya geldiğinde günde 2-3 saat bu arabalarla meşgul oluyorlar. Ben direksiyonunu takarken, cıvatasını yaparken, ince telini yaparken görüyorlar, inceliyorlar ve bahçeden ayrılmıyorlar." "
69'UMDAN SONRA BAŞLADIM"
HAYATINDA maddi servete değil, kurulan gönül bağlarına ve insan kazanmaya değer belirten İşçi, 3 yıl önce geçirdiği akciğer rahatsızlığını ve bu hobiye yönelme dönüm noktasını ise şu sözlerle anlattı: "3 yıl evvel akciğerlerimden bir rahatsızlık yaşadım. Doktorlarımızın sayesinde 8 ay tedavi gördüm ve akciğerlerimde olan pıhtıyı temizledik. Kahveye gittiğim zaman mecburen arkadaşlar sigara içiyorlar, etkilenmeyeyim diye hem de kahveden biraz olsun uzaklaşayım diye bu işe karar verdim. Göz kararıyla ve yoldan geçen otobüslerden esinlenerek başladım. Babam da otobüsçüydü, otobüsü onun için çok severim. Çocukluktan insanlar kendilerine bir uğraş arıyorlar eğlenmek için. Biz de çocukların eğlenmesi ve bu işe önem vermesi açısından yaptığımız şeyleri daha da güzelleştirerek, 69 yaşında kendimi geliştirmeye başladım" dedi.

