TÜRK Pop Müziği'nin unutulmaz isimlerinden Pınar Aylin'in kızı Maya Tokatlıoğlu, annesinin izinden müzik dünyasına girmek yerine sahnelerin ve ekranların farklı bir kulvarı olan oyunculuğu seçti. İzmir Amerikan Koleji'nin ardından İstanbul Bilgi Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü'nden mezun olan, Sanat ve Kültür Yönetimi ile yandal yapan genç oyuncu; bugüne kadar 'Sadece Bir An', 'İmam Gazali' ve çekimleri Mardin-Diyarbakır hattında tamamlanan 'Damat Mektebi' projelerinde yer aldı. Bu hafta vizyona giren yeni sinema filminin heyecanını yaşayan Maya Tokatlıoğlu ile oyunculuk serüvenini, setlerde usta isimlerle geçirdiği günleri ve annesiyle olan ilham verici ilişkisini detaylarıyla konuştuk.

■ Kamera önündeki yolculuğun nasıl başladı? Kısa sürede üç önemli projeyi geride bıraktın.
İLK kamera önü deneyimim 'Sadece Bir An' isimli sinema filmiyle oldu. Tek günlük bir çekimdi ancak uzun saatler boyunca set ortamındaydım. Dışarıda dondurucu bir soğuk olmasına rağmen o gün yaşadığım deneyim beni inanılmaz mutlu etti. O dondurucu soğukta saatlerce kalmamıza rağmen içimdeki heyecan hiç bitmedi. İşte o gün, set ortamının zorluğunun, o koşturmacanın ve tatlı yorgunluğun beni ruhen beslediğini fark ettim ve "Ben bu işi yapmalıyım" kararı verdim.
■ Ardından 'İmam Gazali' dizisi geldi. Bu uzun soluklu proje senin için nasıl bir okul oldu?
DİZİ seti insanı gerçekten çok pişiren bir yer. Taner Ölmez'in başrolde yer aldığı 'İmam Gazali' projesinde 17 bölüm boyunca bir talebeyi canlandırdım. Çekimler yaklaşık 4 aydan fazla sürdü. Ağustos ortasında 38 derece sıcaklıkta plato çekimleriyle başladık, kasım sonunda yağmur, çamur ve soğuk altında tamamladık. Dizinin uzun vadeli sürekliliği bana işin mutfağını ve arka planını öğrenme imkanı sundu. Çok değerli oyuncularla, harika yönetmenlerle ve reji ekibiyle çalıştım. Oyunculukta kendimi asıl geliştirdiğim ve "piştim" dediğim yer tam olarak o set oldu.

■ Son projen 'Damat Mektebi' filminin çekimleri için Doğu Anadolu'daydın. Usta isimlerle aynı seti paylaşmak nasıl bir duyguydu?
ÇEKİMLERİ Mardin ile Diyarbakır arasındaki Savur köyünde gerçekleştirdik. İlk kez şehir dışında bir projede yer aldım ve o coğrafyayı görme fırsatı buldum. Cezmi Baskın, Füsun Demirel, Alper Kul ve Sermiyan Midyat gibi çocukluğumdan beri hayranlıkla takip ettiğim usta isimlerle aynı sahnelerde oynamak benim için gurur vericiydi. Özellikle Cezmi Baskın'ın setteki duruşunu, bir kahve isterken bile sergilediği zarafeti ve insan ilişkilerini gözlemlemek müthiş bir ders oldu. Set ekibinde bizim gibi yaklaşık 15 genç oyuncu vardı, bu da çekimleri çok keyifli kıldı. Filmimiz vizyona girdi.

'SİZ SÖYLEYİN BEN DİNLEYEYİM'
■ Annen Pınar Aylin 90'ların ikonik müzisyenlerinden biri. Müzisyen bir annenin kızı olarak neden müziği değil de oyunculuğu seçtin?
MÜZİĞİN ve sanatın tam ortasında büyüdüm. Ancak müziğe karşı duruşum her zaman "Ablam siz söyleyin, ben dinleyeyim" şeklinde oldu; dinleyici tarafında kalmak bana daha doğru geldi. Annem benim şu dünyadaki en büyük şansım. Hem anne olarak hem de bir sanatçı olarak duruşuyla, yaşam tarzıyla benim en büyük idolümdür. Bana hiçbir zaman kısıtlamalar getirmedi; "Şunu olacaksın, bunu yapacaksın" demedi. Her zaman "Kendi dengeni bul, seni ne mutlu ediyorsa onu yap" diyerek beni yönlendirdi. Bana hayal kurmayı öğretti. Ben aslında ilkokul ve lise yıllarımda daha çok resim, heykel ve plastik sanatlara ilgi duyuyordum. Lise yıllarımda İzmir Amerikan Koleji'ndeyken tiyatro kulüplerinde yer aldım, yurt dışındaki festivallere gidip oyunlar sergiledik. O dönemde sahneye ve oyunculuğa aşık oldum. İstanbul'a geldikten sonra da bu tutkumu profesyonel boyuta taşımaya karar verdim.
■ Akademik eğitimin dışında oyunculuk için özel eğitimler almaya devam ediyor musun?
KESİNLİKLE, oyunculuk sonu olmayan bir öğrenme süreci. İki yıl önce Gamze Süner Atay'ın 'An Drama Oyunculuk Atölyesi'nde birebir temel oyunculuk eğitimi alarak sektöre adım attım. Geçtiğimiz kış döneminden bu yana da Ayşegül Aydın ile çalışıyoruz. Kendisiyle kamera önü oyunculuk teknikleri ve audition (seçme) süreçleri üzerine grup derslerimize düzenli olarak devam ediyoruz.
■ Oyunculuk kariyerinde ne tür roller hayal ediyorsun? Sınırların veya kırmızı çizgilerin var mı?
DOĞRU ve disiplinli bir eğitimle aksiyon projelerinde yer almayı çok isterim. Geçmişte farklı spor dallarıyla ilgilendiğim için fiziksel yatkınlığım var. Komedi ve dram projelerinde de kendimi sınamayı arzuluyorum. Ancak korku projelerinde kesinlikle yer alamam. Çünkü ben gerçek hayatta da korku filmi izleyemeyen biriyim. Görsel hafızam çok güçlü olduğu için gördüğüm bir sahne zihnime kazınıyor ve aylarca etkisinden çıkamıyorum. Bu yüzden korku türünden tamamen uzak duruyorum.

'SPORA DEVAM EDİYORUM'
■ Spor geçmişinin olduğundan söz ettin. Nelerdi onlar?
SPOR benim hayatımın merkezinde. Alaçatı'da 8 yıl boyunca windsurf yaptım. Yüzme, voleybol, kickboks ve kürek sporlarıyla ilgilendim. Şu an aktif olarak vücudumun hareket ihtiyacını karşılamak ve kendimi iyi hissetmek için spora devam ediyorum. Yaklaşık 6 yıldır İstanbul'da tek başıma yaşıyorum. Ailem Çeşme'de yaşamını sürdürüyor ama biz günde 5 kez telefonda konuşuruz, hep yan yanayız gibidir. İstanbul'un temposuna, sosyal hayatına ve enerjisine aşığım; burada kendi ayaklarımın üzerinde durmaktan ve seçtiğim mesleği icra etmekten çok mutluyum.