Afganistan'da Taliban'ın ülkenin kontrolünü ele almasıyla yaşanan son gelişmeler, özellikle de Kabil Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı'nda kaydedilen ve dünyanın gündemine oturan tahliye görüntüleri, 20 yıllık büyük bir başarısızlığın göstergesi olarak şimdiden hafızalara kazınmış durumda... Siyasi açıdan çekilme kararı alması ABD Başkanı Joe Biden'ı ülke içinde de dünya kamuoyunda da tepkilerin odağına oturttu. Çünkü uzun işgal süreci boyunca ABD Afganistan'a yaklaşık 88 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı.
AFGAN ORDUSU HIZLI DAĞILDI
Görüntüde Afgan halkı ve ordu kurma çalışmalarına harcanan bu büyük bütçe şu an çöp olmuş durumda. Ülkedeki ABD güçlerinin geçen bu uzun sürede kurulmasına öncülük ettiği, eğitim ve silah verdiği yaklaşık 200 bin kişilik Afgan ordusu, Washington'dan çekilme kararının duyurulmasının ardından öyle hızlı bir çözülme sürecine girdi ki Taliban güçlerine ilerlediği bölgelerde hızla alan açıldı. Ve Taliban, neredeyse hiç bir ciddi direnişle karşılaşmadan başkent Kabil'e girdi. ABD'nin Kabil'in düşmesini planladığı 90 günlük sürenin daha ilk haftasında Taliban kontrolü ele aldı.
HER ZAMANKİ SENARYO
Girdiği her bölgede bir yandan meşrulaştırdığı gruplara, diğer yandan ise el altından terörist ilan ettiklerine destek vererek ikili oynayan ABD'nin yalandan istikrar balonu, daha önce örneklerini Ortadoğu'da birçok ülkede gördüğümüz gibi Kabil'de de patlamış oldu. Yanıbaşımızda Suriye'de, terör örgütü YPG militanlarının elinde gördüğümüz ABD yapımı silahları Afganistan'da da ordu birliklerinden sonra Taliban güçlerinin elinde alenen görmek mümkün artık.
ORTAK KADER YAŞANIYOR
Bir bakımdan Afganistan özelindeki bu gelişmeler ABD'nin bugüne kadar istikrar vaadiyle girdiği tüm coğrafyaların ortak kaderi yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Amerikan yönetimleri, bugüne kadar hangi bölge için barış, istikrar ve demokrasi vaadinde bulunduysa o bölge her zaman daha da içinden çıkılamaz hale geliyor. Ve ABD, buralardan aynen Afganistan'da olduğu gibi resmen kaçar gibi ayrılmak zorunda kalıyor. Çıktığı bölge ise ABD'nin gelişinden önceye göre çok daha büyük bir hızla kaosa sürükleniyor. Yani dünya aynı senaryonun değişik versiyonlarını farklı coğrafyalarda kötü bir kader gibi tekrar tekrar yaşamak zorunda kalıyor.
TALİBAN'IN ILIMLI MESAJLARI
Taliban, Kabil'i ele geçirdiği andan bu yana başta Türkiye olmak üzere dünya kamuoyuna ılımlı mesajlar veriyor. Yeni bir sayfa açmak için hazır olduğunu söylüyor. Taliban temsilcileri, 1996-2001 döneminden farklı olduklarını ve reform geçirdiklerini söylüyorlar. Kurdukları düzen içerisinde örnek bir yönetim sergileyeceklerini söylüyorlar. Önceki dönemde olduğu gibi ülkede özellikle kadınlara yönelik ayrımcı uygulamaların tekrar etmeyeceğini hatta kadınların yönetime katılabileceklerini üstüne basa basa vurguluyorlar. Ancak bütün bunları elbette zaman gösterecek.
KABİL HAVALİMANI'NDA 4 ASKER HAYATINI KAYBETTİ
KABİL Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı önündeki askeri hatta önceki gece sıcak saatler yaşandı. Havalimanının giriş kapısında Afganistanlı bir askerin havaya ateş açması üzerine yabancı güvenlik güçlerinin karşılık vermesiyle yaşanan kargaşada 4 Afgan askeri hayatını kaybetti, 3 asker yaralandı.

CIA DİREKTÖRÜ TALİBAN LİDERLERİYLE GÖRÜŞTÜ
AMERİKA'nın önde gelen gazetelerinden Washington Post, Taliban'ın Afganistan'ın kontrolünü ele geçirmesinden sonra Biden yönetimi ile ilk temasın pazartesi günü kurulduğunu duyurdu. Gazetenin haberinde CIA Direktörü William Joseph Burns'ün başkent Kabil'de Taliban siyasi lideri Abdul Ghani Baradar ile gizli bir görüşme yaptığını belirtti. CIA ise konu ile alakalı yorum yapmaktan kaçındı.
ABD'NİN İŞGALİ BUSH DÖNEMİNDE BAŞLAMIŞTI
ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Usame Bin Ladin ve diğer El Kaide elebaşlarını sakladığı gerekçesiyle 7 Ekim 2001'de "Sürekli Özgürlük" adını verdiği, Afganistan'ı işgal harekatını başlattı. Bu dönemde, ABD'de başkanlık koltuğunda George W. Bush oturuyordu. Bush yönetimi, genel olarak Orta Doğu'da savaş yanlısı politika izlediği gerekçesiyle hem ABD'de hem de diğer ülkelerde sık sık eleştirilerin hedefi olmuştu. ABD'ye 2001-2014 döneminde 13 yıl süren operasyonda, aralarında NATO üyelerinin de bulunduğu 20'den fazla ülke destek vermişti.
KRİTİK ROLLER DÜŞÜYOR
AFGANİSTAN'da başlayan yeni süreç, başta komşu ülkeler olmak üzere Türkiye gibi Avrupa'ya göç yollarının kavşağında bulunan ülkeler için büyük tehlike ve endişe yaratıyor. Türkiye'nin Suriye iç savaşından bu yana aldığı göç yükü göz önüne alındığında ilave bir yükü kaldıramayacağı ortada. Bu açıdan Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yetkili ağızlarından yapılan açıklamalar dikkatle takip ediliyor. Ancak sınır komşusu Suriye'de yaşananların ardından Türkiye'nin bu süreçte Taliban'la ilişkiler ve Kabil Havaalanı'nda üstleneceği sorumluluk yaşanabilecek olası bir mülteci krizine engel olabilir.
ZÜMRÜT YLMAZ

