Uçak Kardeşler Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (EYMSİB) Başkanı Hayrettin Uçak ile İstanbul'un semt pazarlarından başlayıp 7 yıl üst üste Türkiye ihracat şampiyonluğuna uzanan ilham verici yolculuğunu, yeni yatırımlarını ve tarım sektörünün geleceğini Yeni Asır'a anlattı. 2026 yılındaki olumlu hava koşulları ile İzmir Dikili ve Kütahya Simav'daki yeni OSB yatırımlarının devreye girmesiyle 2027 yılında tarım ihracatında rekor kıran bir patlama öngördüğünü söyleyen Uçak, önümüzdeki yıl ürün rekoltesinin yüksek ve fiyatların rekabetçi olacağına dikkat çekerek, "2027 yılı Türkiye tarımı için bir rekor yılı olacak" diye konuştu.

Uçak Kardeşler bugün dev bir marka. Bu başarının temelleri nerede atıldı?
Biz bu işin mutfağından, tabanından geliyoruz. 1984 yılında kurumsal bir yapıya kavuştuk ama öncesinde İstanbul'un semt pazarlarında tezgah açtığımız bir geçmişimiz var. Bir işe tabandan başladığınızda yere daha sağlam basıyorsunuz. O günkü azmimiz bizi bugünlere getirdi. Hamdolsun, 7 yıl üst üste Türkiye, 9 yıl da Ege Bölgesi'nde yaş meyve sebze ihracat şampiyonu
Uçak Kardeşler, İzmir Seferihisar ile özdeşleşti. Sizi bu bölgeye ilk çeken ne oldu?
Çekirdeksiz 'Satsuma' mandalinasının dünyada eşi benzeri olmayan kalitesini duyduk ve 1988 yılında İstanbul'dan kalkıp mandalinanın membaına geldik. Eskiden paketleme tesisleri yoktu, ürünler bahçede kasalanır, dökme olarak İstanbul'a gönderilirdi. Biz 1989'da burada kendi tesisimizi kurduk. Bugün Seferihisar'dan Gümüldür'e, Selçuk'tan Karaburun'a kadar bölgenin o meşhur çekirdeksiz mandalinasını hem üretiyor, hem de modern tesislerimizde işleyip dünyaya sunuyoruz.
Seferihisar mandalinasının o meşhur 'yeşilden sarıya' dönüş yolculuğu sizin tesislerinizde nasıl gerçekleşiyor? 'Satsuma' mandalinası dünyanın incisidir. Biz bu ürünü yeşilken hasat ediyoruz. Etilen gazı, nem ve ısı yardımıyla 48 saat sarartma odalarında tutuyoruz. Meyvenin tadı, aroması hiç değişmiyor, sadece kabuğu o altın sarısı rengini alıyor. Ortalama yüzde 12 firemiz oluyor ama İzmir'in çekirdeksiz mandalinasının lezzetini bir kez alan, bir daha başka meyve yemez.
Üretimde yeni çeşitler ve teknoloji önceliğiniz. Özellikle 'Arra' cinsi üzüm çok konuşuluyor. Üzümde üreticiyle kurduğunuz o özel sözleşmeli model nasıl işliyor?
Manisa Alaşehir'deki tesisimiz bizim göz bebeğimiz. Eskiden tüketici sadece çekirdekli üzüm bilirdi, Sultaniye'yi biz sevdirdik. Şimdi ise ABD menşeili, distribütörü olduğumuz 'Arra' cinsini getirdik. Tadı, aroması çok farklı ve erkenci bir tür. Fidanları biz veriyoruz, sözleşme yapıyoruz; üretici yetiştirip bize getiriyor. Fiyatta anlaşamazsak üretici bizden onay alıp başkasına da satabiliyor. Amacımız üreticinin de kazanması. Şuan kardeşim Ali Uçak Manisa'daki o dev tesisin başında, işi o koordine ediyor. Hatay Reyhanlı'da da bu cinsi çoğaltıyoruz. Sadece üzüm de değil; Antalya'da domates üretiminde Türkiye'nin en büyüklerindeniz. Antalya'daki işletmemizin başında da şirket ortağı ağabeyim Vahit Uçak bulunuyor. Dikili ve Simav'daki Tarıma Dayalı OSB'lerde toplam 320 dönümlük yeni örtü altı yatırımlarımız yolda.

"MISIR'DAN ALIP SATTIK"
2026'nın şu günlerinde durum nasıl, 2027 yılı beklentileriniz neler?
2025 Nisan'ındaki o don bizi çok yordu, ürün neredeyse yoktu. Geçtiğimiz dönem don olayları nedeniyle ciddi kayıplar yaşadık. Müşteriyi kaçırmamak için Mısır'dan narenciye alıp dış pazara sunduğumuz günler oldu. Ama çok şükür 2026 yılı iklim olarak iyi gidiyor. Meteorolojiyi anlık takip ediyoruz; meyve bu yıl bol olacak. İçimizde bir "ihracat patlaması" beklentisi var. 2027 yılı için ise hedefimiz çok daha büyük. Dikili ve Simav'daki yeni OSB yatırımlarımızla örtü altı üretimde rekor kırmayı, yani yıllık 250 bin ton olan işleme hacmimizi 2027'de çok daha yukarı çekmeyi hedefliyoruz. 2027 yılı Türkiye tarımı için bir rekor yılı olacak.
'İHRACAT ORANLARIMIZDAN MUTLUYUZ'
Son olarak sebze fiyatlarındaki dalgalanmayı sormak isterim. Asıl sebep komşu ülkemizdeki savaş mı yoksa iklim mi?
Net söylüyorum, iklim. Nisan başındayız ama hala serada soba yakıyoruz. Sebze gece gelişir, soğuk olunca bitki 'çıtırtısını' kaybediyor, büyümüyor. Rekolte düşünce arztalep dengesi bozuluyor. Üretici 1 ton alacağı yerden 100 kilo alınca fiyat artıyor. Havaların ısınmasıyla birlikte fiyatlar hızla geri gelecektir, bu durumun komşu ülkelerimizdeki savaşlarla ilgisi yok. Bizim derdimiz üretmek ve ülkemize döviz kazandırmak. Şunu da belirtmek isterim, benim şuan başkanı olduğum Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimizin son dönemde ihracat rakamları arttı. Türkiye genelinde de Ege'de de yaş meyve sebze arttı. Bu artışlar bizi mutlu ediyor. Komşu ülkelerimizde savaşlar var, savaşlar olmasın isteriz ama biz çok şükür ki ihracatımıza devam ediyoruz. İç piyasada da satışlarımız devam ediyor. Hakikaten Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı da tebrik ediyor, kutluyoruz. Rusya-Ukrayna hattındaki tarafsız ve barışçıl duruşumuz ihracat yolumuzu açık tutuyor. Yine İsrail, Amerika ve İran tarafında da barışçıl bir ülke olmamız bizleri mutlu ediyor. Savaşlar kesinlikle olmasın, istemiyoruz ama şöyle de bir gerçek var son dönemde savaştan dolayı Rusya sebze alımını İran'dan Türkiye'ye çevirdi. Çünkü İran kendi ürünlerinin ihracatını durdurdu, iç piyasaya ürün tedariki sağlıyor.

