Orta Doğu'daki savaş sebebiyle Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiği ve petrol taşımacılığı büyük ölçüde aksadı. Sadece belirli ülkelerin gemilerinin geçişine izin verilirken, diğer gemiler ancak şartlı olarak geçiş yapabiliyor. Bu durum, bölgedeki deniz trafiğinin normal işleyişinden ciddi şekilde uzaklaşmasına yol açıyor. Bölgede giderek artan gerilim, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı'nda aksamalara yol açtı. Hürmüz üzerinden taşınan günlük 15 milyon varil ham petrol risk altına girerken, artan sigorta maliyetleri ve güvenlik kaygıları sevkiyatları daha da baskılıyor.

YÜZDE 70 ARTIŞ
Bu gelişmeler petrol fiyatlarını kısa sürede 70 dolar bandından 120 dolar seviyesine taşıyarak yaklaşık yüzde 70 artışa yol açtı. Doğal gaz tarafında ise yükseliş daha sert gerçekleşti. Avrupa'nın referans TTF gaz kontratları 30 avro seviyelerinden 60-70 avro bandına çıktı. Fiyat artışlarını sınırlamak amacıyla Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin 400 milyon varillik acil petrol stoklarını devreye alma kararı piyasaya ek arz sinyali verse de bölgede savaşın şiddetleneceği endişesiyle piyasalarda oynaklık sürüyor.
KAPASİTELERİ SINIRLI
Bu süreçte arz güvenliğine yönelik endişelerin artması ve mevcut önlemlerin piyasalardaki dalgalanmayı sınırlamakta yetersiz kalması, Hürmüz'e olan bağımlılığı azaltacak alternatif rota arayışını da gündeme getirdi. IEA verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndan 2025'te günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşındı. Hürmüz'e alternatif boru hatlarının kapasitesi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden günlük 3,5 ila 5,5 milyon varille sınırlı kalıyor.
BORU HATTI ÖNERİSİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kerkük'ten Ceyhan'a uzanan Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'ndaki son duruma değinerek, "Bu hattın kapasitesi 1,5 milyon varil. Günde biz 1,5 milyon varili buradan taşıyabiliriz" ifadelerini kullanmıştı. Irak dışında Türkiye'nin başka projeleri de gündeme getirdiğini ifade eden Bayraktar, "Katar gazının boru hattıyla Türkiye'ye gelmesi, Türkiye üzerinden belki Avrupa'ya gitmesi. Düşünün şimdi LNG tesisleriniz vuruldu, LNG ihracatınız yok. Zaten Hürmüz'den hareket edemiyorsunuz. Bir boru hattıyla, bir miktar gazın Türkiye'ye ve Avrupa'ya gittiğini düşünün. Bu önemli bir proje olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE ÖN PLANDA
Hürmüz, LNG sevkiyatı için kritik bir geçiş noktası olmayı sürdürürken, uzmanlar, gazın kısa vadede alternatif güzergahlara yönlendirilmesinin kolay olmayacağını düşünüyor. Bu tabloda Türkiye, Hürmüz dışı kaynakların Avrupa'ya taşınmasında tamamlayıcı bir enerji koridoru olarak öne çıkıyor. Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı'ndan 17 Mart'ta yeniden başlayan ihracatın ilk aşamada günlük 170 bin, ardından 250 bin varile çıkarılması planlanırken, bu akış kuzeyden gelen petrolün Akdeniz'e ulaşmasında Türkiye'nin rolünü güçlendiriyor. Öte yandan Türkiye, Rus gazının Avrupa'ya ulaşmasında önemli bir güzergah olarak bulunuyor. TürkAkım üzerinden sevkiyatlar martta yıllık bazda yüzde 22 artarak günlük 55 milyon
metreküpe ulaştı. Bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji ticaretinde daha görünür bir aktör haline gelebileceğine işaret ediyor.
ALTERNATİF SUNABİLİRİZ
Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Enerji, Ulaşım ve Çevre Bölümü Başkanı Prof. Dr. Claudia Kemfert, Hürmüz Boğazı'nda uzun süreli kesintinin küresel petrol ve LNG fiyatlarını artıracağını belirterek, "Orta vadede devam eden arz riskleri fiyatların yüksek kalmasına, stratejik rezervlere daha fazla bağımlılığa ve enerji güvenliği kaygılarının artmasına neden olur" dedi. Başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere alternatif güzergahlardan geçen boru hatlarının sınırlı ihracat kapasitesi olduğunu aktaran Kemfert, söz konusu hatların toplam kapasitesinin büyük bir kesintiyi telafi etmek için yeterli olmadığını, bu durumun küresel piyasaları yapısal olarak savunmasız bıraktığını ifade etti. Kemfert, Türkiye'nin, orta vadede alternatif sunabileceğini ve Hazar bölgesi, Orta Doğu ve Avrupa'yı birbirine bağlayan transit koridor rolünü güçlendirebileceğini dile getirerek, "Türkiye'nin alternatif rolü ağırlıklı olarak stratejik ve orta vadeli düzeyde olabilir" diye konuştu. Savaş devam ederken bir yandan da Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına duyulan ihtiyaç, buradan taşınan enerjiyi kullanan ülkelere olası seçeneklerini sorgulatırken, NATO gibi ittifaklar arasında da fikir ayrılıklarına yol açtı. Ayrıca Yemen'deki İran destekli Husilerin 28 Mart'ta İsrail'e füze fırlatarak savaşa dahil olması, büyük nüfuza sahip oldukları Babül Mendeb Boğazı'nı gelecek günlerde nelerin beklediği konusunda soru işaretlerini artırdı.
KRİTİK EŞİK NOKTALARI
Dünyada ticaret büyük oranda deniz yoluyla yapıldığı için bu geçiş noktalarındaki her tür aksama, ciddi gecikmelere yol açarak daha uzun rotaların izlenmesini zorunlu kılma ve maliyetleri artırma riski taşıyor. Karadeniz'i Marmara'ya ve Marmara'yı Ege'ye bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları, dünya deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Akdeniz ile Karadeniz arasındaki tek deniz bağlantısı konumundaki bu iki boğaz, Doğu Avrupa'nın büyük bölümünü dünya pazarlarına açıyor ve küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyan petrol ve doğal gazın geçişinde kullanılıyor.
TEHDİTLERİN GÖLGESİNDE
ATLAS ve Pasifik okyanuslarını Orta Amerika'dan geçecek şekilde birbirine bağlayan Panama Kanalı da önceden Güney Amerika'nın güney ucundaki Macellan Boğazı'dan geçilmesini gerektiren uzun ve tehlikeli rotaya alternatif olarak geliştirilen bir diğer insan yapımı proje olarak öne çıkıyor. Saha çalışmalarına 1881'de başlanan proje, inşaatın zorlukları, salgınlar, depremler gibi üst üste felaketlerle sekteye uğramasının ardından 1904'te ABD tarafından üstlenildi ve kanal 1914'te hizmete açıldı. Panama'nın 1999'da kontrolünü ABD'den tamamen devraldığı kanal, ABD'nin doğu ve batı yakaları arasındaki gemi ticaretini kısaltmasının yanı sıra Çin gibi güçler için stratejik bir nokta olarak kabul ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve gelmesinden itibaren "Çin tarafından kontrol edildiğini" iddia ettiği kanalın yönetiminin Panama'ya devredilmesini tarihi bir "hata" olarak tanımlaması ve geri alınması konusunda tehditlerde bulunması dünyanın dikkatini buraya çevirmişti.
EN BÜYÜK PETROL TRAFİĞİ
Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlayarak Orta Doğu'daki tedarikçiler ve Asya'daki alıcılar arasında en kısa deniz yolunu oluşturan Malakka Boğazı, Endonezya, Malezya ve Singapur arasında yer alıyor. Boğaz, petrol transit hacmi açısından dünyadaki en büyük dar geçit olarak stratejik önem arz ediyor. Çin'de dönemin Devlet Başkanı Hu Cintao, 2003'te "Malakka İkilemi" şeklinde nitelendirdiği kavramla, "bazı güçlerin" bu boğazdaki "seyrüseferleri kontrol etme çabalarına" karşı Çin için alternatif rotaların yokluğuna dikkati çekmişti. Çin'in kendi topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, 1949'dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip olsa da ana karası ile ada arasındaki ayrılık sürüyor. Son yıllarda Tayvan üzerindeki askeri baskıyı artıran Pekin, adanın ana kara ile yeniden birleşmesi için gerektiği takdirde güç kullanımını dışlamayacağını vurguluyor ve her iki taraf da bölgede askeri tatbikatlar düzenliyor.
AVRUPA'NIN KAPILARI
İspanya ile Fas arasındaki Cebelitarık Boğazı, Akdeniz'in Atlas Okyanusu'na açılan kapısı konumunda. Süveyş Kanalı'na giden gemiler için batı giriş noktası olan Cebelitarık Boğazı, ABD'yi de Akdeniz'e bağlaması bakımından İran'a saldırılarda rol alan bir geçiş noktası oldu. ABD donanmasına bağlı Gerald R. Ford uçak gemisi taarruz grubu, 28 Şubat'taki ilk saldırıdan bir hafta önce bu boğazdan geçerek Akdeniz'e ulaşmıştı. Danimarka Boğazları diye adlandırılan bir grup geçiş noktası da Baltık Denizi'ni Kuzey Denizi'ne bağlıyor. Kuzey Avrupa'yı küresel pazarlara bağlayan Danimarka Boğazları, 2022'de Rusya- Ukrayna Savaşı'nın başlamasından önce Rusya'nın Avrupa'ya deniz yoluyla enerji ihracatında önemli rol oynuyordu.