FETÖ kalkışması, kapatma davası, 367 garabeti, Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları ve dış manipülasyonların üstesinden tek tek gelen AK Parti, Başkan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 25 yılda gerçekleştirdiği demokratik dönüşümle Türkiye'ye milletin iradesini hakim kıldı. Yarın 25. yılını kutlayacak olan AK Parti, yerli ve milli vizyonuyla sayısız projeye de imza attı.
25 YILDA BÜYÜK DÖNÜŞÜM
Demokratikleşme ve özgürlükler konusundaki vaatlerini bir bir hayata geçiren AK Parti'nin ilk 25 yılı; demokratik reformların yanı sıra temel kamu hizmetlerinin yaygınlaştırıldığı, büyük altyapı yatırımlarının hayata geçirildiği ve Türkiye'nin stratejik sektörlerde yerli üretim kapasitesini artırdığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Partinin ikinci 25 yıl için ortaya koyduğu yeni vizyon ise; "Türkiye Yüzyılı". AK Parti'nin, gelecek dönem hedefi de "sivil ve demokratik yeni anayasa" olarak belirlendi. Bu yeni dönüşüm hamlesi ve AK Partinin geride bıraktığı ilk 25 yıl Türkiye Yüzyılı'nın da yol haritası olacak. Türkiye'nin 25 yılda yaşadığı 'büyük dönüşüm' tüm dünyada yankı uyandırıyor. AK Parti döneminde düşünce ve ifade özgürlüğünü genişletmeye yönelik çok sayıda düzenleme hayata geçirildi. İşkenceye sıfır tolerans anlayışı, toplantı ve gösteri hakkı, özel hayatın korunması ve ifade özgürlüğünün güçlendirilmesine yönelik adımlar atıldı.
YARGIDA DEMOKRATİKLEŞME
Hukuk ve yargı alanında yapılan reformlarla, olağanüstü dönemlerin izlerini taşıyan uygulamalarda önemli değişikliklere gidildi. 2004 yılında Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) kaldırılarak, özel yetkili ve istisnai yargı yapılarının yerine daha standart bir yargı düzeninin oluşturulmasının önü açıldı. 2017 Anayasa değişikliğiyle Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılırken, askeri mahkemelerin yerine sivil yargının görev alanı genişletildi. Vatandaşlara, iç hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurma imkânı tanındı. TSK'nın görev tanımı, "Cumhuriyeti kollamak ve korumak" ifadesinden, dış tehditlere karşı ülkeyi savunma eksenine çekildi. Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasete müdahalesine gerekçe gösterilebilecek bir düzenlemenin önü kapatıldı.
KÜRTÇE'YE BASKI KALDIRILDI
Demokratikleşme adımları kapsamında Kürtçe üzerindeki uzun yıllara dayanan çeşitli kısıtlamalar kaldırıldı. Kürtçe yayın ve eğitim alanında önemli düzenlemeler yapıldı. Başkan Erdoğan, Türkiye'nin dış politikadaki iddiasını uluslararası platformlara taşıyan en güçlü mesajlardan birini "Dünya beşten büyüktür" sözleriyle verdi. Bu söylem, Türkiye'nin küresel sistemde reform talebinin simge ifadelerinden biri haline geldi. Erdoğan'ın uluslararası kamuoyunda en çok ses getiren çıkışlarından biri de 2009 Davos Zirvesi'nde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in de katıldığı oturumda Gazze'de yaşananlara ilişkin "One minute" sözü oldu. Erdoğan, oturumun ardından yaptığı açıklamada, "Benim için Davos bitmiştir" diyerek zirveye bir daha katılmayacağını açıkladı. Davos'taki bu çıkış, Türkiye'de geniş yankı bulurken Erdoğan'ın Filistin meselesine ilişkin tutumunun ve daha iddialı dış politika anlayışının sembol anlarından biri olarak hafızalara kazındı.
28 ŞUBATÇILAR YARGILANDI
28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısıyla başlayan ve "postmodern darbe" olarak nitelendirilen süreç de yargıya taşındı. Dönemin askeri ve sivil aktörleri hakkında soruşturmalar yürütüldü. 28 Şubat davasında aralarında dönemin üst düzey askeri yetkililerinin de bulunduğu sanıklar yargılandı ve çeşitli mahkûmiyet kararları verildi. FETÖ'nün darbe girişiminin ardından devlet kurumları içinde FETÖ yapılanmasına yönelik kapsamlı bir tasfiye süreci başlatıldı. 10 yıllık sürede FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik soruşturmalarda toplam 720 bini aşkın kişi hakkında adli işlem yapıldı. 125.678 kamu personeli görevden çıkarıldı. Eğitimde, siyasette ve kamuda 28 Şubat sürecinde cadı avına dönüşen başörtüsü terörü bitirildi. Kılık kıyafet engelli nedeniyle eğitim dışına itilen binlerce mağdur kadın devlette akademisyen, öğretmen, doktor, kaymakam olarak hizmet vermeye başladı. Yasakların yerini özgürlükler aldı.
BÜROKRASİDE DİJİTAL DÖNEM HAYATA GEÇTİ
Vatandaş memnuniyetini merkeze alan kamu hizmeti devreye alındı. Bürokraside vatandaşı bezdiren "Bugün git yarın gel" anlayışı bürokrasinin her alanında tasfiye edildi. Kamunun sunduğu hizmetlere 'kriterler' getirilirken e-Devlet gibi teknoloji yatırımlarıyla devlet milyonlarca kişinin cebine girdi. Sağlıkta e-Nabız, adalette UYAP, eğitimde EBA ve kamu genelinde e-Devlet, dönüşümün birbirini tamamlayan dijital ayakları oldu. Bürokrasi tarihe, dijital Türkiye ise geleceğe taşındı.
GÜÇLÜ YÜRÜTME GÜÇLÜ YASAMA
Sistem değişikliğiyle siyaset kurumunun da yeniden şekillenmesi amaçlandı. Cumhurbaşkanının yüzde 50'nin üzerinde oyla seçilmesi, farklı toplumsal kesimlerin desteğini alma zorunluluğunu beraberinde getirirken, siyasi aktörlerin birlik ve uzlaşma arayışını güçlendirmesi öngörüldü. Meclisin daha güçlü bir yasama ve denetim makamı olması, yürütmenin ise hızlı ve etkili icraat üretmesi hedeflendi. Türkiye; darbeler ve vesayet dönemlerinin gölgesinden, koalisyon ve hükümet krizlerinin oluşturduğu istikrarsızlıktan çıkarak, milletin sandıkta belirlediği güçlü yürütme ve güçlü yasama modeline geçti.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MÜCADELESİNDE SON
AK Parti'nin 25 yıllık iktidarında terörle mücadele, Türkiye'nin en önemli güvenlik başlıklarından biri olurken, gelinen noktada hedef "Terörsüz Türkiye" oldu. TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporla başlayan Meclis süreci, terörün Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarılması amacıyla yeni bir aşamaya taşındı. Süreç kapsamında hazırlanan çerçeve yasa 467 gibi rekor bir oyla kabul edilerek "Terörsüz Türkiye" Meclis iradesini ortaya koydu.

